"Zayıflama iğneleri vücut ağırlığının maksimum yüzde 20'sini kaybettirir"
Obezite tedavisine bir alternatif olmayan zayıflama iğnelerinin vücudun yüzde 20'sini kaybettirme özelliği olduğunu ifade eden Doç. Dr. Sönmez Ocak, "Zayıflama iğneleri obezite ameliyatına alternatif bir tedavi değil. Bu iğnelerle kişi vücut ağırlığının maksimum yüzde 20'sini kaybetmektedir. Çok yüksek kilolu hastalarda bu kilo kaybı yeterince fayda sağlamayacağından bu hastalarda cerrahi öneriyoruz. Cerrahiye uygun olmayan obez hastalarda bu iğneler kullanılabilir. Vücut kitle indeksi 30-33 olan ve ameliyata uygun olmayanlarda bu iğneler kullanılabilir. Vücut kitle indeksi çok yüksek olan hastalarda cerrahi riskli olacağı için ameliyat öncesi bir köprü tedavi, yani hastayı ameliyat öncesinde biraz daha zayıflatıp cerrahiye daha uygun hale getirmek için kullanılır. İğnelerin yan etkileri genellikle ilk etapta çok fazla kişiyi rahatsız etmeyen bulantı, kabızlık, ishal gibi günlük hayatı fazla etkilemeyen unsurlar olabilir. Deneysel çalışmalarda pankreasta iltihaba, safra kesesinde taş oluşumuna sebep olduğu görülmüş. Ayrıca tiroid nodüllerinde kanser gelişimine öncü moleküler gelişimler yapabileceği bazı çalışmalarda gösterilmiş. Geniş hasta serilerinde çok ciddi problemlerle karşılaşmıyoruz" diye konuştu.
"İğneler komşu tavsiyesiyle eczaneden reçetesiz alınabiliyor"
Herkesin reçete olmadan zayıflama iğnesi tedarik edebildiğini ve bunun önüne geçilmesi gerektiğini de dile getiren Doç. Dr. Ocak, "Bu ilaçlar arkadaş, komşu tavsiyesiyle çok rahatlıkla eczanelerden alınabilen ilaçlar. Yakın zamanda bakanlık buna el atacaktır diye ümit ediyorum. Normal bir antibiyotik almak isteseniz reçetesiz alınamıyor ancak bu zayıflama iğnelerini hiçbir doktora başvurmadan eczanelerden alabiliyorsunuz. Biz buna karşıyız. Bu ilaçları kullanmadan önce mutlaka uzman hekimlere başvurup ilaçların kullanıma uygunluğu değerlendirilmelidir. Hastaların tiroitlerinde nodül var mı, pankreatit geçirdi mi ve safra kesesinde taş var mı? Bunların araştırılması gerekiyor. Ayrıca boy-kilo oranına da bakılması, hastanın tedaviye uygunluğu değerlendirilmelidir. Bu ilaçların ne kadar kullanılacağı tam kesin değil. Araştırmalarda 1 yıllık kullanım tercih ediliyor. 1 yıllık kullanımda yüzde 20'lik bir kilo kaybı olabiliyor. Süreç içerisinde bir doktor ve diyetisyen kontrolünde olması lazım. Amacımız kilo vermek olsa da sağlıklı kilo vermeyi öneriyoruz. Bu da vücuttaki yağ oranının azalması ve kas kütlesinin artarak korunmasıdır. Zayıflama ilaçları kullanılırken gerekli vitamin ve protein takviyeleri alınmazsa vücutta kas erimesi, kemik erimesi gibi istenmeyen sonuçlar da olabilir" şeklinde konuştu.
"Yüz hatlarında bazı istenmeyen değişikliklere neden olabilir"
Cilt altı yağ dokusunu çok hızlı eriten zayıflama iğnelerinin yüz hatlarında istenmeyen değişikliklere de neden olduğunu belirten Ocak, ayrıca şunları söyledi:
"İkinci kuşak zayıflama ilaçlarında cilt altı yağ dokusunun çok hızlı bir şekilde erimesi sonucunda vücutta, özellikle yüz hatlarında bazı istenmeyen değişiklikler de olabiliyor. O nedenle hastaların zayıflama ve iğneyi kullanma sürecinde mutlaka bir diyetisyen ve hekim kontrolünde bunları kullanmasını öneriyoruz. Gerekli kolajen, vitamin ve protein desteklerini kullanmasını öneriyoruz. Haftada bir iğne vurulup başka hiçbir şey yapmadan sağlıklı bir şekilde kilo verme şekli çok gerçekçi değil. Obezite çok etkenli bir hastalık. Tek başına bir insanın savaşabileceği bir hastalık değil.