Dilek İmamoğlu'nun sosyal medya hesabından yaptığı “yüzümüzü millete dönelim” şeklindeki paylaşımın da bu siyasi atmosfer içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini belirten Yazıcı, bunun yeni bir siyasi söylemin işareti olup olmadığının kamuoyu tarafından sorgulanması gerektiğini söyledi.
“İmamoğlu, Ecevit gibi bir halk kahramanı olarak mı sunulmak isteniyor?”
Yazıcı, açıklamasında İmamoğlu'nun siyasi mağduriyet üzerinden bir “halk kahramanı” imajıyla sunulmaya çalışıldığı değerlendirmesinde de bulundu.
“Bülent Ecevit'in Türk siyasi hayatındaki yeri ve halk nezdindeki karşılığı, uzun yıllara yayılan siyasi geçmişinin, mücadelesinin ve ortaya koyduğu siyasi çizginin sonucudur. Ecevit'in siyasi mirasını bugün başka bir siyasi figüre yalnızca mağduriyet üzerinden taşımaya çalışmak doğru değildir.
Ecevit başka, İmamoğlu başkadır.
Türk milleti kimin gerçekten bedel ödediğini, kimin milletin değerleriyle yürüdüğünü ve kimin siyasi mağduriyeti bir propaganda aracına
dönüştürdüğünü değerlendirecek ferasete sahiptir.”
“Avrupa Birliği üzerinden siyasi baskı mı oluşturuluyor?”
İmamoğlu'na yönelik Avrupa Birliği ve Avrupa'daki siyasi çevrelerin açıklamalarına da değinen Yazıcı, Türkiye'nin iç siyasi süreçlerine dışarıdan müdahale edilmesine karşı çıktı.
Yazıcı, “Avrupa Birliği üzerinden İmamoğlu'nun içeriden çıkarılması amacıyla siyasi ve diplomatik baskı oluşturulmak mı isteniyor? Bu konuda yürütülen temasların amacı nedir?” sorularını yöneltti.
“Türkiye'nin Cumhurbaşkanı'nı Türk milleti seçer. Türkiye'nin siyasi geleceği Brüksel'in, başka ülkelerin başkentlerinin veya uluslararası siyasi
çevrelerin yönlendirmesiyle belirlenemez” diyen Yazıcı, “Cumhurbaşkanı adayımız içeride” söyleminin sürekli gündemde tutulmasının da kamuoyunda bir algı oluşturma çabası olarak değerlendirilip değerlendirilmemesi gerektiğini ifade etti.
“Sivil toplum kuruluşlarıyla yapılan görüşmelerin amacı açıklanmalı”
Yazıcı, İmamoğlu'na destek amacıyla çeşitli sivil toplum kuruluşlarıyla temaslar yürütüldüğü yönündeki iddiaların da açıklığa kavuşturulması gerektiğini belirtti.
Yazıcı, “Kimlerle görüşülüyor? Kimlerden destek isteniyor? Yurt dışında hangi çevrelerle temas kuruluyor? Hangi sivil toplum kuruluşları bu sürecin içerisinde? Yeni bir siyasi yapılanmanın altyapısı mı hazırlanıyor?” sorularını yöneltti.
“Amaç kaos oluşturmak ve siyasi süreci baltalamak olmamalı”
Türkiye'nin siyasi gerilimi artıracak ve toplumu yeniden keskin kamplara bölecek siyasi projelerden uzak durması gerektiğini ifade eden Yazıcı, şu ifadeleri kullandı:
“Bizim milletimize çağrımız açıktır. Türkiye'nin geleceği mağduriyet propagandaları, algı operasyonları ve dışarıdan verilen siyasi desteklerle belirlenmemelidir.
Sağ seçmeni, sol seçmeni ve liberalleri tek bir siyasi bayrak altında toplama arayışının arkasındaki siyasi hedef açıkça ortaya konulmalıdır.
Amaç nedir?
Yeni bir siyasi hareket mi kurulmak isteniyor?
İmamoğlu'nun içeride olması üzerinden yeni bir siyasi liderlik ve mağduriyet algısı mı oluşturuluyor?
Yoksa Türkiye'nin siyasi dengelerini değiştirecek daha kapsamlı bir proje mi hazırlanıyor?
Milletimizin değerleriyle çelişen geçmiş açıklamalar ve siyasi tavırlar ortadayken, bugün yalnızca mağduriyet söylemi üzerinden yeni bir siyasi kimlik oluşturulmaya çalışılması kamuoyu tarafından sorgulanmalıdır.”
“Milletimiz siyasi aldatmacalara karşı uyanıktır”
Açıklamasının sonunda Türk milletine çağrıda bulunan Yazıcı, siyasi süreçlerin şeffaf
yürütülmesi gerektiğini söyledi.
“Kim, ne planlıyor?
Kim, kimden destek alıyor?
Kimin adına hareket ediyor?
Hangi siyasi hedefe yürüyor?
Bütün bu soruların cevabı milletimizin önünde açıkça verilmelidir.
Milletimiz siyasi aldatmacalara karşı uyanıktır.
Türkiye'nin geleceği kapalı kapılar ardında hazırlanan siyasi senaryolarla değil, doğrudan milletin iradesiyle şekillenmelidir.”