AKİT MENÜ

Kadın - Aile

Evlilikler ekran başında yıpranıyor

Türkiye'de aile kurumuna ilişkin son veriler dikkat çekici bir tabloyu ortaya koydu. Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) 2025 Evlenme ve Boşanma İstatistikleri'ne göre evlenen çift sayısı azalırken, boşanmalar artmaya devam etti. TÜİK verilerine göre 2025 yılında evlenen çift sayısı 552 bin 237 olarak kaydedildi.

3

HABER MERKEZİ Türkiye'de aile kurumuna ilişkin son veriler dikkat çekici bir tabloyu ortaya koydu. Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) 2025 Evlenme ve Boşanma İstatistikleri'ne göre evlenen çift sayısı azalırken, boşanmalar artmaya devam etti. TÜİK verilerine göre 2025 yılında evlenen çift sayısı 552 bin 237 olarak kaydedildi. Bir önceki yıl 568 bin 395 olan evlilik sayısı gerilerken, kaba evlenme hızı da binde 6,65'ten binde 6,43'e düştü. Aynı dönemde boşanan çift sayısı ise 188 bin 963'ten 193 bin 793'e yükselirken, kaba boşanma hızı binde 2,26 olarak gerçekleşti.

4

Boşanmaların zamanlaması da dikkat çekti. TÜİK verilerine göre boşanmaların yüzde 34'ü evliliğin ilk beş yılında, yüzde 20,3'ü ise altı ile onuncu yılları arasında gerçekleşti. Kesinleşen boşanma davalarından 191 bin 371 çocuk etkilenirken, velayetlerin yaklaşık dörtte üçü annelere verildi. Öte yandan ülkemizde son yıllarda evlilik yaşı yükselirken, evlenen çift sayısındaki düşüş ve doğurganlık hızındaki gerileme, yalnızca ekonomik değil aynı zamanda sosyal ve kültürel bir dönüşümün de işareti olarak değerlendiriliyor. Konuyla ilgili gazetemize konuşan uzmanlar, gençlerin evlenmemesindeki başlıca nedenlerin düğün ve ev kurma maliyetleri ile geçim kaygısı olduğunu vurgularken, boşanmalarda sosyal medyanın etkisinin de büyük olduğuna dikkat çekti. Uzmanlar, sosyal medyada sık sık gündeme getirilen evliliği kötüleyen paylaşımların ve olumsuz algı oluşturan içeriklerin de boşanma oranlarının artmasında önemli etkenler arasında yer aldığını belirtti.

5

SOSYAL MEDYA ETKİLİYOR! Konuyla ilgili gazetemize açıklamalarda bulunan Türkiye Aile Hareketi Başkanı İlhan Ergincan, ortaya çıkan tablonun yalnızca rakamlardan ibaret görülmemesi gerektiğini belirterek, aile kurumunda yaşanan dönüşümün toplumun geleceği açısından ciddi şekilde değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Evlenen çift sayısının 552 bin seviyesine gerilemesine, boşanma sayısının ise 193 binin üzerine çıkmasına dikkat çeken Ergincan, söz konusu tablonun toplumun temel yapı taşlarından aile kurumunda yaşanan değişimin göstergesi olduğunu ifade etti. Ergincan, evliliklerin önemli bir bölümünün ilk yıllarda sona ermesinin de ayrıca ele alınması gerektiğini belirterek, “Bugün evliliklerin yüzde 34’ünün ilk beş yılda sonlanması ve yüz binlerce evladımızın anne-baba ayrılığına şahitlik etmesi, sadece maddi gerekçelerle açıklanamaz. Kuşkusuz düğün masrafları, ev kurma maliyetleri ve ekonomik kaygılar gençlerimizin yuva kurma kararlarını zorlaştırıyor.

6

Ancak meselenin bir de derin, görünmeyen ve ruhumuzu kemiren sosyal-kültürel boyutu var” dedi. Sosyal medya kullanımının aile ve evlilikler üzerindeki etkisinin göz ardı edilmemesi gerektiğini vurgulayan Ergincan, dijital mecralarda oluşturulan idealize edilmiş hayatların gerçek hayatla ilgili beklentileri değiştirdiğini savundu. Ergincan, “Açıkça ifade etmek gerekir ki; evliliklerimiz bugün ekran başında yıpranıyor ve dijital mecralarda tüketiliyor” ifadelerini kullandı. Sosyal medya platformlarında sunulan kusursuz hayat görüntülerinin gerçek evliliklerin doğal zorluklarıyla karşılaştırıldığını belirten Ergincan, şöyle konuştu: “Sosyal medya mecraları, sahte ve kusursuz hayat paketleri sunarak gerçek evliliklerin samimi ve gayret isteyen zeminini tahrip ediyor. ‘Ben merkezci’ yaşam tarzı pompalanırken; fedakârlık, sabır, sadakat ve anlayış gibi aileyi ayakta tutan kadim değerler önemsizleştiriliyor. “Sosyal mecralarda sistematik şekilde yürütülen, evliliği bir yük, sorumluluğu bir pranga gibi gösteren olumsuz algı çalışmaları ve popüler kültür bombardımanı, genç zihinlerde evliliğe karşı derin bir güvensizlik oluşturuyor. En küçük bir iletişim kazasında dahi ‘hemen vazgeçmeyi’ bir özgürlük gibi sunan bu dijital iklim, yuvalarımızı birer birer sessizliğe ve ayrılığa sürüklüyor. “Doğurganlık hızımızın düşmesi ve evlilik yaşının giderek yükselmesi, Türkiye’nin geleceğini tehdit eden ciddi bir milli güvenlik ve varoluş meselesidir. Aile çözülürse; merhamet çözülür, dayanışma çözülür, toplum çözülür. Aile yıkılırsa; vatan yıkılır” ifadelerini kullandı. GENÇLERE EVLİLİK DESTEĞİ ÇAĞRISI. Türkiye Aile Hareketi Başkanı İlhan Ergincan, gençlerin evlilik yolunda yalnız bırakılmaması gerektiğini belirterek, evlilik masraflarını azaltacak ve yuva kurmayı kolaylaştıracak kalıcı destek mekanizmalarının geliştirilmesi çağrısında bulundu. Ergincan, özellikle genç çiftlerin ekonomik yükünün hafifletilmesi gerektiğini belirterek, “Evlilik masraflarını hafifletecek, gençleri yuva kurmaya teşvik edecek somut ve sürdürülebilir kamusal ve toplumsal destek mekanizmaları güçlendirilmelidir” dedi. “AİLE DANIŞMANLIĞI YAYGINLAŞTIRILMALI” Evliliğin ilk yıllarının sağlıklı geçirilmesinin boşanmaların önlenmesi açısından önemli olduğunu ifade eden Ergincan, dijital medya okuryazarlığının artırılması ve aile danışmanlığı hizmetlerinin yaygınlaştırılması gerektiğini söyledi. Ergincan, “Sosyal medyanın aileyi yıpratan olumsuz etkilerine karşı bilinçlendirme çalışmaları artırılmalı, evliliğin ilk yıllarındaki çiftlere rehberlik edecek koruyucu aile danışmanlığı yaygınlaştırılmalıdır. “Unutmayalım ki güçlü bir gelecek, ancak güçlü ve sağlıklı yuvaların üzerinde yükselebilir. Ekranların soğuk ışığına ailemizin sıcaklığını kurban etmeyelim” diye konuştu.