Gündem
Türkiye’nin doğalgazına çökecekler: Resmen deklare ettiler
Emekli amiral Cem Gürdeniz, Doğu Akdeniz'de Türkiye'nin haklarının bulunduğu doğalgaz sahalarında üretime başlanacağını belirterek önemli detayları paylaştı.
Gündem
Emekli amiral Cem Gürdeniz, Doğu Akdeniz'de Türkiye'nin haklarının bulunduğu doğalgaz sahalarında üretime başlanacağını belirterek önemli detayları paylaştı.
Türkiye ve KKTC'nin haklarının bulunduğu doğalgaz sahalarında skandal bir gelişme yaşandı. Emekli amiral Cem Gürdeniz kamuoyunu uyararak harekete geçme çağrısında bulundu.
Cem Gürdeniz yaptığı açıklamada, "talyan enerji devi ENI, Türkiye’nin kıta sahanlığna mücavir sözde Güney Kıbrıs Rum (haydut) Devleti’nin ilan ettiği 6 numaralı lisans sahasında üretime başlamak için üretim kararı verdiklerini deklere ediyor. Bu gelişme çok hayati ve önemlidir.
Zira sözde Kronos adlı bu alanda yaklaşık 85 milyar m³ doğal gaz rezervi bulunuyor. Plana göre İlk üretimin 2028’de başlaması, gazın Mısır’da işlenerek LNG halinde Avrupa’ya gönderilmesi planlanıyor. Bu saha diğer sözde 1,4,5,6 ve 7 nolu sahalar gibi Türk kıtasılığına tecavüz etmektedir . O nedenle gözden kaçırılmaması gereken hususu vurgulayalım.
Temel gerçek deniz yüzeyindeki siyasi sınırlarla deniz tabanının altındaki jeolojik yapıların aynı olmamasıdır. Yer altındaki doğal gaz rezervuarı, harita üzerine çizilen sınır çizgisinde sona ermez. Sözde Kronos rezervuarı veya onu besleyen jeolojik yapı Türkiye’nin hak iddia ettiği alana uzanıyorsa, güneyden başlayacak yoğun üretim rezervuar basıncını düşürerek Türkiye kendi aralarında sondaj yaptığında gazın üretim kuyularına doğru hareket etmesine yol açabilir.
Kamuoyunda “sifon etkisi” denilen bu süreç, teknik olarak rezervuar drenajı ve basınç boşalmasıdır. Başka bir ifadeyle, ortak bir rezervuara ilk giren ve üretime başlayan taraf, yalnız kendi tarafındaki gazı değil, sınırın ötesindeki üretilebilir rezervi de etkileyebilir. Bu nedenle böylesi tartışmalı sahalarda normal yöntem tek taraflı üretim değil, ortak teknik inceleme, rezervuarın sınırlarının belirlenmesi ve birimleştirme anlaşmasıdır.
GKRY Türkiye’nin tanıdıgı bir devlet değildir. O nedenle böyle bir müzakere sürecinin olması bu aşamada mümkün değildir. Türkiye başlangıçtan beri Güney Kıbrıs’ın 2007’de ilan ettiği bu 13 kanunsuz sahaya itiraz etmektedir. Ancak arkasına ABD ve AB’yi alan haydut devlet Türkiye’nin itirazlarını dinlemeden tüm büyük firmaları yanına çekerek tecavüzüne devam etmektedir.
Bu aşamada Türkiye’nin yapması gereken tek şey Güney Kıbrıs haydut Devleti’nin tecavüz ettiği sahalarda derhal sismik ve sondaj faaliyetlerini başlatarak söz konusu alanları sahiplenmesidir. Zira Asıl tehlike söz konusu alanları sahipsiz bırakmaktır. Türkiye’nin hakları, milyarlarca dolarlık ekonomik oldubitti karşısında sahipsiz bırakılmamalıdır. Türkiye 2028’i beklemeden en azından sifon etkisinde kalabilecek rezervuarların kuzeye uzanıp uzanmadığını belirleyecek bağımsız sismik ve jeolojik çalışmaları başlatmalıdır" dedi.