ÇİNKO EKSİKLİĞİ VE TAT DUYUSUNUN ŞEKERE BAĞIMLI HALE GELMESİ
Bağışıklık sisteminin temel direği olan çinko minerali, aynı zamanda dilimizdeki tat alma reseptörlerinin sağlıklı çalışmasında da kritik bir rol oynar. Vücutta çinko seviyeleri düştüğünde, tat alma duyusunda mikroskobik düzeyde körelmeler meydana gelir ve bireyler besinlerin tadını tam olarak algılayamazlar. Bu durum, beynin tat doyumuna ulaşabilmek için çok daha yoğun, baskın ve uyarıcı olan şekerli gıdalara yönelmesine neden olur. Yani çinko eksikliği çeken biri, yediği normal bir meyvenin şekerini az bularak doğrudan yapay tatlılara karşı aşırı bir arzu geliştirebilir. Aynı zamanda çinko, insülinin pankreasta depolanması ve salgılanması süreçlerini de doğrudan yöneten hayati bir mineraldir. Eksikliğinde insülin dengesi bozulduğu için, ani açlık atakları ve şeker dalgalanmaları günlük yaşamın kaçınılmaz bir parçası haline gelir. Deniz ürünleri, kabak çekirdeği ve kırmızı et gibi çinko zengini besinleri tüketmek bu gizli tat tuzağını bozacaktır. Hücrelerin çinkoya doyması, hem iştah kontrolünü kolaylaştırır hem de yapay şekerlere olan bağımlılığı kökten bitirir.