Dükkanlara silahlı saldırılar
Güney Berlin’de oto tamirhanesi işleten Adem İspirli, bir pazar günü ofisinde yalnızdı. Yazıcıya gitmek üzere odadan ayrıldığı sırada, işyerinin çelik kapısını delen iki kurşun bilgisayar ekranına saplandı. Saldırıdan saniyelerle kurtulan İspirli’nin telefonuna kısa süre sonra bir video gönderildi. Görüntüde bir elin tetiğe bastığı ve fonda İspirli’nin ofisinin beyaz kapısı yer alıyordu.
Saldırı öncesinde telefonla arayan kişiler İspirli’den 250 bin euro istemiş, parayı ödemesi halinde kendisine dokunulmayacağını, aksi takdirde dönüp bacaklarına ateş edeceklerini söylemişti. Benzer şekilde Wedding’deki bir büfe ve Kreuzberg’deki bir kulüp el bombalarıyla hedef alınırken, kentteki çok sayıda esnaf kurşunların hedefi oldu.
Berlin polisi çetelere karşı sokağa indi
Berlin polisinin kriminal istatistikleri krizin boyutunu açıkça gösteriyor. 2025 yılında ateşli silahla tehdit veya ateş açılmasıyla bağlantılı 1119 vaka kayda geçti. Bu sayı, bir önceki yıla göre yaklaşık yüzde 70 artış anlamına geliyor. 2026’da gerçekleşen silahlı saldırıların yaklaşık yarısının ise doğrudan bu haraç serisiyle bağlantılı olduğu belirtiliyor.
Emniyet Müdürü Barbara Slowik Meisel açısından konu, CSD saldırısına kadar bir numaralı gündem niteliğindeydi. Polis, Kasım 2025’te Latince “demir” anlamına gelen Ferrum adlı özel bir birim kurdu. Yaklaşık 100 polisin görev yaptığı Ferrum’da operasyon büyüklüğüne göre sahadaki personel 600’e kadar çıkabiliyor.
Bunun yanı sıra savcılık bünyesinde Latince “silah” anlamına gelen Telum adlı özel bir birim oluşturuldu. Ferrum operasyonları kapsamında bugüne kadar 60’a yakın ateşli silah ile 3 bin 300’e yakın mühimmat ele geçirildi, 500’den fazla soruşturma başlatıldı ve Telum birimi tarafından 61 yakalama kararı çıkarıldı.
İlk ihbarlar ve taşeron tetikçi modeli: Alican C. örneği ne anlatıyor?
Haraç zincirine dair ilk ihbarlar 2024’ün sonlarında gelmeye başladı. Türk işletmeciler polise, kimliği belirsiz kişilerin kendilerini arayarak “ceza” adı altında para istediğini bildirdi. Tehditler kısa sürede sözlü olmaktan çıkıp dükkan camlarının kurşunlanmasına dönüştü.
Polisin saldırıların mekanizmasını anlamasını sağlayan kritik olaylardan biri Mart 2025’te yaşandı. 2022’de 17 yaşındayken Türkiye’den Almanya’ya gelip refakatsiz çocuklar yurduna yerleşen Alican C., kokain ve üç kadeh viski aldıktan sonra Türk süpermarket zinciri Eurogida’nın Spandau’daki şubesine ve ardından başka bir şubesine 1000 euro karşılığında ateş açtı. Çalışanların yara almadan kurtulduğu saldırının ardından işletmecilerden önce 250 bin euro, ödenmeyince 500 bin dolar istendi ve ailelerini öldürme tehdidinde bulunuldu. Berlin Eyalet Mahkemesi Alican C. ve arka plandaki isimleri hapis cezalarına çarptırırken, olası azmettirici olarak Türkiye bağlantılı Daltonlar üzerinde durdu.
Türk çetelerin liderleri dünyanın farklı yerlerine kaçtı
Der Spiegel’in araştırmasına göre Daltonlar yapısının temelleri İstanbul’da Barış Boyun tarafından atıldı. 1984 doğumlu Boyun, 2010’lu yıllarda yoksul mahallelerde lüks araçlar ve gangster yaşam tarzıyla gençleri etrafında topladı. Çete üyelerinin bazılarının kendilerini sosyal eşitsizliğe karşı bir direniş parçası olarak gördüğü ancak yapının zamanla oto hırsızlığından uyuşturucu, silah ticareti ve tetikçiliğe evrildiği aktarılıyor.
Sosyal medyadaki silahlı paylaşımları nedeniyle gözlemcilerce “Gen-Z Mafyası” olarak adlandırılan grup, uzmanların “crime as a service” yani “hizmet olarak suç” dedikleri modeli uyguluyor. Bu modelde örgüt, yalnızca kendi adına değil, başkalarının talepleri doğrultusunda da para karşılığı suç işliyor.
Barış Boyun Mayıs 2024’te İtalya’da yakalandı ve Mart 2024’te Berlin’deki Checkpoint Charlie yakınlarında bir iş insanının öldürülmesini azmettirmekle de suçlandı. Boyun’un ardından Daltonlar yapısını kuran Beratcan Gökdemir ise Rusya’ya kaçtı. Gökdemir’in Rusya tarafından Türkiye’ye iade edilmemesi ve ARD’nin “Kontraste” programındaki iddialar, Rus istihbaratının Daltonlar’ı Almanya’da istikrarsızlaştırıcı eylemler için kullanabileceği yönündeki değerlendirmeleri gündeme getirdi.
"Daltonlar tek fail değil"
Siyaset bilimci Mahmoud Jaraba, Daltonlar’ın Berlin’de rolü olduğunu ancak tüm haraç eylemlerinin tek merkezden yönetilmediğini belirtiyor. Örgüt adı, Berlinli yerel suçlular tarafından mağdurları korkutmak amacıyla bir marka gibi kullanılıyor. Adem İspirli de kendisini arayanların önce Barış Boyun adını verdiğini, ancak Neukölln’de büyümüş biri olarak Türkiye’deki bağlantıları üzerinden yaptığı araştırmada saldırının arkasında Daltonlar veya Boyun grubunun bulunmadığını öğrendiğini aktarıyor. Soruşturma belgeleri de yerel suçluların ağırlığını doğruluyor.
İspirli vakasında öne çıkan isimlerden biri “Cowboy” lakaplı Koray T. olarak gösteriliyor. Berlin doğumlu ve eski Hells Angels üyesi olan Koray T., 2016’da Kreuzberg’de birini vurarak öldürmekten 8 yıl ceza aldı ancak 2022’de cezaevi izninden dönmedi. Şu an Dubai veya Tayland’da olduğu tahmin edilen Koray T.’nin, daha önce uyuşturucudan ceza alan babası Ahmet T. ile birlikte haraç eylemlerini organize ettiği öne sürülüyor. Gruba bağlı çalışan Seyit D. ise Hong Kong ve Maldivler gibi yerlerde lüks yaşamını sosyal medyada paylaştıktan sonra 13 Mayıs’ta Berlin’de özel harekatça gözaltına alındı.
Almanya'daki tablo Türkiye'dekiyle aynı: Tetikçiler genç ve yoksul.
Soruşturmalar, Berlin’deki suç yapısının sınıfsal ve lojistik iki ana omurgasını ortaya koyuyor. İnsan kaynağı boyutunda, Haziran ayında Kreuzberg’de aranan yıpranmış bir dairede haraç vermeyen esnafı vurmak üzere kullanılan ve Türkiye’den kaçakçılarla getirilen mülteci gençlerin kaldığı tespit edildi. Bir yanda Dubai’de lüks yaşayan liderler, diğer yanda eski binalarda kalan uyuşturucu bağımlısı genç mülteciler aynı suç ekonomisini oluşturuyor.
Silah trafiğinde ise Berlin sokaklarındaki silahların önemli bir bölümünün Türkiye’deki merdiven altı fabrikalardan geldiği, ayrıca öldürücü nitelikte 3D yazıcı üretimi silah kopyalarının da kullanıldığı belirtiliyor.
Berlin'de siyasiler silahlı olaylar yüzünden baskı altında
Temmuz ayında Wilmersdorf’taki bir kafeye 5 minibüsle giren polis ve Ferrum ekipleri, parmak izi kontrolleri yaptı ve yakınlardaki 300 bin euro’luk bir Lamborghini’yi durdurdu. Polis sözcüsü Florian Nath, verilen mesajın net olduğunu vurgulayarak Berlin’deki en güçlü çetenin hâlâ polis olduğunu ve burasının suçlular için fazla sıcak hale geldiğini ifade ediyor.