AKİT MENÜ

Sağlık

Tatlı krizinin sebebi irade eksikliği olmayabilir! Bazı istekler DNA’dan geliyor

Güncelleme Tarihi:

Tatlı, yağlı ve tuzlu yiyeceklere karşı koymak bazı kişiler için diğerlerinden daha zor olabiliyor. Geniş kapsamlı bir araştırma; bazı genetik yatkınlıkların besin tercihlerini etkileyebileceğini ve bu durumun zamanla obezite ile tip 2 diyabet riskinde rol oynayabileceğini ortaya koydu.

2

Kimi insanlar tatlıdan kolayca uzak durabilirken, kimileri için bir dilim pasta ya da yağlı bir atıştırmalığı reddetmek çok daha zor olabiliyor. Yeni bulgular, bu farkın yalnızca alışkanlık, çevre ya da iradeyle açıklanamayabileceğini; bazı besin tercihlerinde genetik yapının da etkili olabileceğini gösteriyor.

3

Araştırmada; kişilerin tatlı, tuzlu ve yağlı tatlara yatkınlığı ile beslenme alışkanlıkları birlikte incelendi. Sonuçlara göre bazı genetik özellikler, insanların daha yoğun tat veren ve keyif hissi oluşturan yiyeceklere yönelmesini kolaylaştırabiliyor.

4

Bu gruba tatlılar, şekerli içecekler, kızartmalar, cipsler, işlenmiş etler ve yağ oranı yüksek soslar gibi ürünler giriyor. Yani mesele yalnızca “canım çekti” demekle sınırlı kalmayabiliyor; vücudun tatlara verdiği yanıt da seçimleri etkileyebiliyor.

5

Çalışmada yaklaşık 500 bin kişinin genetik, sağlık ve beslenme verileri değerlendirildi. Katılımcıların yiyecek tercihlerine dair bilgiler, tat özelliklerini sınıflandıran verilerle karşılaştırıldı. Bu sayede tatlı, tuzlu ve yağlı yiyeceklere yatkınlığı gösteren genetik puanlar oluşturuldu. Daha sonra bu puanların kişilerin gerçek tüketim alışkanlıklarıyla örtüşüp örtüşmediğine bakıldı.

6

Araştırmada tatlı tada genetik yatkınlığı daha yüksek olan kişilerin, tatlı ve şekerli ürünleri daha fazla tükettiği görüldü. Günlük fark küçük görünse de bu tür tüketimlerin zamanla birikerek kilo dengesini etkileyebileceği değerlendirildi.

7

Benzer şekilde yağlı ve tuzlu tatlara yatkınlığı yüksek olan kişilerde de yağ ve tuz oranı fazla yiyeceklere yönelme eğilimi dikkat çekti.

8

Bulgular, genetik tat yatkınlığı yüksek olan kişilerde vücut kitle indeksinin biraz daha yüksek olabildiğini ve tip 2 diyabet riskinde de sınırlı bir artış görülebildiğini gösterdi.

9

Ancak bu sonuç, “genlerinde varsa mutlaka hasta olacaksın” anlamına gelmiyor. Araştırmada asıl etkinin, genlerin kişiyi bazı yiyeceklere daha fazla yöneltmesi ve bu alışkanlığın zaman içinde metabolik riski artırabilmesi olduğu vurgulanıyor.

10

Tatlı ya da yağlı yiyeceklere düşkün olmak tek başına suçlanacak bir zayıflık gibi görülmemeli. Genetik yatkınlık, çevre, çocukluk alışkanlıkları, stres, uyku düzeni ve hazır gıdalara erişim bu isteği birlikte şekillendirebilir.

11

Bu nedenle çözüm tamamen yasaklamak değil, tüketim sıklığını ve porsiyonu azaltmak olabilir.

12

Tatlı ihtiyacını daha küçük miktarlarla karşılamak, lif ve protein içeren besinlerle dengelemek ve yoğun tatlara daha seyrek yer vermek zamanla damak alışkanlığını değiştirebilir.

13

Araştırmanın dikkat çeken yönlerinden biri de kişiye özel beslenme yaklaşımını güçlendirmesi oldu.

14

Tatlıya, yağa ya da tuza daha yatkın kişiler için standart diyet önerileri her zaman yeterli olmayabilir.

15

İlerleyen dönemde genetik yatkınlıkların daha iyi anlaşılması, obezite ve tip 2 diyabet riski taşıyan kişiler için daha kişisel beslenme planlarının hazırlanmasına katkı sağlayabilir.