AKİT MENÜ

Yaşam

Kızı için İstanbul'u bıraktı: Köyde yeni bir hayata başladılar!

İstanbul'daki 30 yıllık hayatlarını bırakan Karasu ailesi, kızları Ela için Kastamonu'nun İhsangazi ilçesine yerleşti. Köy hayatına yabancı olan çift, kısa sürede hayvancılığı öğrenerek süt, peynir, tereyağı ve yumurta üretmeye başladı.

3

Yaklaşık 30 yıl İstanbul'da yaşayan aile, 10 yaşındaki kızları Ela'ya 2 yıl önce tip 1 diyabet teşhisi konulmasının ardından yaşamlarını değiştirme kararı aldı. Kızlarının daha sakin ve doğal bir ortamda yaşamasını isteyen aile, daha önce izin günlerinde dinlenmek için kullandıkları köydeki arsalarına yerleşti. Evin yanına ahır ve bahçe kuran aile, büyükbaş hayvan ve tavuklar aldı. Daha önce bir ineğe dahi dokunmayan çift, köylülerin desteğiyle hayvan bakımını ve sağımı öğrenirken, kendi süt, yoğurt, peynir, tereyağı ve yumurtalarını üretmeye başladı.

4

İSTANBUL'DAN KÖYE UZANAN YENİ HAYAT 15 yıl bankacılık sektöründe çalışan 39 yaşındaki Turgut Karasu, ailesiyle yaklaşık 30 yıl İstanbul'da yaşadıklarını söyledi. Kastamonu'nun İhsangazi ilçesine bağlı Kanlıgöl köyünde 7 yıl önce arsa aldıklarını belirten Karasu, daha önce buraya yalnızca dinlenmek amacıyla geldiklerini anlattı. Kızlarının sağlık durumunun ardından köye yerleşme kararı aldıklarını ifade eden Karasu, İstanbul'un yoğunluğunun çocuklarını olumsuz etkilediğini düşündüklerini söyledi. Karasu, "Daha doğal hayat, iklim şartları, daha temiz havanın kızım için daha iyi olacağını düşündüm. İstanbul'da kalabalık, stres, trafik ve yoğunluk çocuğu etkiliyordu. Burası da bizim için uygundu. Yerleşmiş bulunduk." dedi.

5

BİR YILDA KENDİ ÇİFTLİKLERİNİ KURDULAR Köye taşındıktan sonra nasıl bir yaşam kuracaklarını düşündüklerini belirten Karasu, küçük bir ahır ve bahçe yaptıklarını söyledi. Kendi sebze ve meyvelerini yetiştirmeye başladıklarını anlatan Karasu, zamanla hayvan sayısını da artırdıklarını ifade etti. Karasu, "Tam bir senedir burada yaşıyoruz. Ufak çaplı bir ahır yaptık, yan tarafa bahçemizi yaptık. Kendi organik sebzemizi, meyvelerimizi üretmek amaçlı böyle bir yola koyulduk. İnşallah Allah nasip ederse çiftliğimizi daha da büyütmek istiyoruz." diye konuştu.

6

"BURA KIZIMIZA DA İYİ GELİYOR" Köy yaşamının kızları Ela'nın günlük hayatına da olumlu yansıdığını belirten Karasu, şehir hayatına kıyasla çocuğun burada daha hareketli olduğunu söyledi. Ela'nın bahçede vakit geçirdiğini, anne ve babasına yardım ettiğini ve hayvanlarla ilgilendiğini anlatan Karasu, aile olarak kendi süt ve yoğurtlarını yaptıklarını, tavuklarından da yumurta aldıklarını ifade etti. Karasu, "Kızımız için köy mü daha iyi, şehir mi daha iyi düşündüğümüzde, köyde biraz daha hareketli. Bahçeye çıkıyor, annesine ve bana yardım ediyor, hayvanlarımıza bakıyor. Burası kızımıza da iyi geliyor." dedi.

7

"TAMAMEN FARKLI BİR HAYAT KURDUK" Dilek Karasu da kızlarının tip 1 diyabet teşhisinin ardından daha doğal bir yaşam arayışına girdiklerini belirtti. Kızlarının da fikrini alarak köye yerleşme kararı verdiklerini anlatan anne Karasu, Ela'nın bu değişimi istediğini söyledi. Dilek Karasu, "Kızımız tip-1 diyabete yakalandı. Tip-1 diyabete yakalanınca onu daha organik nasıl besleyebiliriz, onun için neler yapabiliriz diye düşündük. Daha sonra köye yerleşmeye karar verdik. Buranın onun için daha iyi olduğunu düşünüyoruz." ifadelerini kullandı. Köyde kızının hayvanlarla vakit geçirdiğini ve yeni arkadaşlıklar kurduğunu belirten Karasu, Ela'nın zaman zaman "Anne, iyi ki gelmişiz buraya" dediğini anlattı. Karasu, "Bir karar verdik. Buraya geldik. Hep beraber olalım, ayrılmayalım, onunla ilgilenelim istedik. Oradaki hayatımızı bırakıp tamamen çok farklı bir hayat kurduk." dedi.

8

İNEKLERE YAKLAŞAMAZKEN HAYVANCILIĞI ÖĞRENDİLER Köy hayatına tamamen yabancı olduklarını belirten Dilek Karasu, ilk günlerde hayvanlara yaklaşmakta dahi zorlandıklarını söyledi. İnekleri satın aldıklarında hayvanları ahıra bağlaması için satıcıdan yardım istediklerini anlatan Karasu, zamanla komşularının desteğiyle hayvan bakımını öğrendiklerini ifade etti. Karasu, "İstanbul'da doğup büyümüş kişileriz. Eşim ve ben hiç köy hayatı yaşamadık. Daha önce hiç ineklerimiz olmadı. Hatta biz inekleri aldığımızda ahıra satın aldığımız kişiye bağlattık. Çünkü ineklere yaklaşamıyorduk." dedi. Komşularının özellikle sağım konusunda kendilerine yardımcı olduğunu belirten Karasu, köydeki dayanışmanın aileye uyum sürecinde önemli rol oynadığını söyledi.

9

"BURADAKİ ARKADAŞLARIM VE KÖY ÇOK GÜZEL" Karasu ailesinin 10 yaşındaki kızı Ela da İstanbul'dan köye taşındığı için mutlu olduğunu söyledi. İstanbul'da da mutlu olduğunu ancak köydeki arkadaşlarının kendisine daha fazla destek olduğunu belirten Ela, doğal yaşamı sevdiğini anlattı. Ela, annesinin yaptığı peynir ve tereyağını severek tükettiğini belirterek, "Köyü seviyorum. Her şey daha doğal. Peynir de yiyebiliyorum. Şeker seviyemi yükseltmiyor. Burada annem yapıyor ve ben yiyorum. İçinde ne olduğunu biraz daha biliyorum." dedi. Köyde hayvanlarla ilgilenmekten de keyif aldığını anlatan Ela, tavuklara yem verdiğini, yumurtalarını topladığını ve babasıyla hayvanları otlatmaya gittiğini söyledi. Buzağılarla da vakit geçirdiğini belirten Ela, "Buzağıları seviyorum, süt içiriyorum." ifadelerini kullandı. Karasu ailesi, İstanbul'daki şehir hayatını geride bırakıp köyde kurdukları yeni düzeni geliştirmeyi ve çiftliklerindeki hayvan sayısını artırarak doğal üretimlerini sürdürmeyi hedefliyor.