Ancak projenin güzergâhının bir bölümünün Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki deniz yetki alanlarına ilişkin tezleriyle kesişen bölgelerde bulunması, meselenin teknik bir kablo çalışmasının çok ötesine taşınmasına neden oluyor.
Gözler Fransız gemilerinde
Gelişmenin en dikkat çekici boyutlarından biri ise Fransa'nın projeye artan ilgisi.
Fransız şirketlerinin projede daha etkin hale gelmesi ve Fransız araştırma gemisinin deniz tabanı çalışmalarında kullanılması ihtimali, bölgedeki gelişmelerin yalnızca Yunanistan ve Güney Kıbrıs arasındaki bir mesele olmaktan çıkabileceği değerlendirmelerine yol açıyor.
Burada özellikle bir ayrımın altını çizmek gerekiyor:
Fransız araştırma gemisi ile Fransız savaş gemisi aynı şey değildir.
Araştırma faaliyetlerine Fransız bir geminin katılması ile bu gemiye bir Fransız savaş gemisinin askeri refakat sağlaması farklı anlamlara gelir.
Şu aşamada Fransız savaş gemilerinin GSI güzergâhındaki araştırma faaliyetlerini korumak
amacıyla görev yaptığına ilişkin kesinleşmiş resmi bir bilgi bulunmamakla birlikte, Fransız deniz unsurlarının bölgedeki varlığı ve olası bir askeri refakat ihtimali yakından takip edilmesi gereken bir gelişmedir.
Çünkü böyle bir durumun gerçekleşmesi halinde konu yalnızca Türkiye ile Yunanistan ve Güney Kıbrıs arasındaki bir deniz yetki alanı tartışması olmaktan çıkacak, Fransa'nın da doğrudan sahada taraf olduğu yeni bir jeopolitik tablo ortaya çıkacaktır.
"Türkiye oldu bittiye izin vermemeli"
Gelişmeleri değerlendiren Abdülhamid Han Kültür Eğitim Derneği Genel Başkanı Turgay Yazıcı, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'de oldu bittilere karşı hazırlıklı olması gerektiğini belirtti.
Yazıcı, Türkiye'nin öncelikle diplomatik ve hukuki kanalları sonuna kadar kullanması gerektiğini ifade ederek, NAVTEX ilanından araştırma gemilerinin faaliyetlerine kadar bütün sürecin Türkiye tarafından yakından takip edilmesi gerektiğini vurguladı.
Yazıcı, "Türkiye'nin hak ve menfaatlerini ilgilendiren bir bölgede, Türkiye'nin görüşü yok sayılarak yapılacak her türlü faaliyete karşı devletimizin gerekli diplomatik, hukuki ve sahadaki tedbirleri alacağına inanıyoruz" değerlendirmesinde bulundu.
Yunanistan ve Güney Kıbrıs'a mesaj
Yazıcı, Yunanistan ve Güney Kıbrıs yönetimlerine de dikkat çekici bir mesaj verdi:
"Türkiye'yi yok sayarak Doğu Akdeniz'de yeni bir
düzen kurmaya çalışmak gerçekçi değildir. Türkiye ile sorunların çözüm yolu karşılıklı restleşme değil, diyalog ve uluslararası hukuk çerçevesinde müzakeredir."
Fransa'ya da mesaj gönderen Yazıcı, NATO müttefiki iki ülke arasındaki ilişkilerin Doğu Akdeniz'deki rekabet nedeniyle daha fazla gerilmemesi gerektiğini belirterek, "Fransa'nın bölgeye askeri olarak dahil olması, zaten hassas olan dengeleri daha da bozacaktır" ifadelerini kullandı.
"İçeride ayrışmayalım"
Turgay Yazıcı, açıklamasının önemli bölümünü Türkiye'deki siyasi tartışmalara ayırdı.
Doğu Akdeniz'deki gelişmelerin iç siyasetin günlük tartışmalarına malzeme edilmemesi
gerektiğini belirten Yazıcı, Türkiye'nin denizlerdeki haklarının bir hükümet veya parti meselesi değil, devlet ve milli menfaat meselesi olduğunu söyledi.
Yazıcı, şu ifadeleri kullandı:
"Bugün Türkiye'nin ihtiyacı içeride birbirimizle kavga etmek değil, dışarıdaki gelişmeleri doğru okumaktır. Hükümeti eleştirmek başka, devletimizin milli menfaatlerine sahip çıkmak başkadır. Türkiye'nin denizlerdeki hakları söz konusu olduğunda millet olarak ortak bir duruş sergilemeliyiz. Devletimize güvenelim, ordumuza ve donanmamıza güvenelim. Türkiye güçlü olduğu kadar soğukkanlı da hareket etmelidir."
"Mesele bir kablodan ibaret değil"
Yazıcı, Girit-Kıbrıs elektrik bağlantısı projesinin
yalnızca enerji altyapısı olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, Doğu Akdeniz'de atılan her adımın gelecekteki deniz yetki alanları ve enerji denklemine etkisi bulunduğuna dikkat çekti.
"Bugün denizin altından geçirilecek bir kabloyu konuşuyor olabiliriz. Ancak mesele sadece kablo değildir. Mesele, bu kablonun hangi deniz alanından geçeceği, hangi aktörlerin bu faaliyetin arkasında olduğu ve bölgede nasıl bir jeopolitik düzen oluşturulmak istendiğidir. Türkiye bu süreci ne hafife almalı ne de gereksiz bir gerilim üretmelidir. Akıl, hukuk, diplomasi ve caydırıcılık aynı anda kullanılmalıdır."
Yazıcı, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'de kendi hak ve menfaatlerinden taviz vermeden bölgesel barışın korunması için diplomatik girişimlerini artırması gerektiğini belirterek, "Türkiye'nin olmadığı hiçbir
denklem Doğu Akdeniz'de kalıcı olamaz" mesajını verdi.
Turgay Yazıcı'nın değerlendirmesine göre önümüzdeki dönemde gözler, ilan edilmesi beklenen NAVTEX'in koordinatlarında, araştırma gemisinin bölgeye girişinde ve Fransa'nın bu faaliyetlere askeri bir unsurla eşlik edip etmeyeceğinde olacak.
Bu gelişmelerin seyri, Doğu Akdeniz'deki tansiyonun yeniden yükselip yükselmeyeceği açısından belirleyici olacak.