AKİT MENÜ

Gündem

ABD'nin ekonomik savaş silahı: Dolarla dünyaya diz çöktürme planı!

Güncelleme Tarihi:

ABD'nin İran'a karşı yeni ve ağır ekonomik yaptırımlara hazırlanması, Washington'ın onlarca yıldır kullandığı "finansal savaş" mekanizmasını yeniden gündeme taşıdı. Küba'dan İran'a, Venezuela'dan Rusya'ya uzanan yaptırım politikasının arkasındaki en büyük güç ise doların küresel finans sistemindeki merkezi konumu. Ancak geçmiş örnekler, yaptırımların ülkelerin ekonomilerini ağır biçimde sarsmasına rağmen Washington'ın istediği siyasi sonucu her zaman ortaya çıkarmadığını gösteriyor.

2

Askeri ablukanın yerini "finansal abluka" aldı Modern ekonomik savaşta artık bir ülkenin limanlarını savaş gemileriyle kapatmak gerekmiyor.

3

İran örneğinde petrol taşıyan tanker yaptırım listesine alınabiliyor, geminin sigortası engellenebiliyor, ödemeyi gerçekleştiren banka Amerikan piyasasından dışlanmakla karşı karşıya kalabiliyor veya petrolü satın alan yabancı şirketin dolar sistemine erişimi riske girebiliyor. Böylece klasik askeri ablukanın yerini adım adım finansal abluka alıyor.

4

İran'la çalışan şirketlere kritik tercih Washington'ın en etkili araçlarından biri ise ikincil yaptırımlar. Örneğin Çinli bir şirketin İran petrolü satın almak istemesi durumunda şirket Amerikan kuruluşu olmasa bile ABD finans sistemine, dolar işlemlerine veya ABD pazarına erişimi nedeniyle yaptırım baskısıyla karşılaşabiliyor. Şirketin önüne böylece kritik bir tercih çıkıyor: İran'la ticarete devam etmek mi, yoksa küresel finans sistemine erişimini korumak mı?

5

İran yaklaşık yarım asırdır direniyor İran ise yıllar içerisinde yaptırımlara karşı farklı yöntemler geliştirdi. Tankerlerin sahiplik yapılarının değiştirilmesi, paravan şirketler, gemiden gemiye petrol transferleri, yerel para birimleriyle ticaret ve alternatif finans ağları bu yöntemler arasında gösteriliyor. Bu nedenle ABD'nin bugün İran'a uygulayacağı yeni yaptırımlar, geçmiştekilerden farklı bir tabloyla karşı karşıya. Washington artık yalnızca İran ekonomisiyle değil, Tahran'ın uzun yıllara yayılan yaptırım tecrübesi sonucunda geliştirdiği alternatif ticaret ağlarıyla da mücadele ediyor.

6

Küba'ya 60 yılı aşkın yaptırım sonuç vermedi ABD yaptırımlarının sınırlarını gösteren en dikkat çekici örneklerden biri Küba. Washington, 1960'ların başından itibaren Küba'yı ağır ekonomik yaptırımlarla çevreledi. Küba ekonomisi ciddi zarar görmesine rağmen Washington'ın beklediği siyasi dönüşüm gerçekleşmedi ve ülkedeki yönetim sistemi yaptırımlar nedeniyle yıkılmadı. Bu örnek yaptırımların temel paradoksunu da ortaya koyuyor: Bir ülkeye ağır ekonomik zarar vermek, o ülkenin yönetimini istenilen siyasi çizgiye getirmeye her zaman yetmiyor.

7

Rusya'da hesap tutmadı, ticaret yön değiştirdi Rusya'ya 2022 sonrasında uygulanan yaptırımlar ise sistem açısından önemli bir sınav oldu. Rusya'nın dünyanın büyük enerji ve emtia üreticilerinden biri olması nedeniyle petrolünün tamamen piyasadan çıkarılması, küresel fiyatların yükselmesi riskini beraberinde getirdi. Rusya da ticaretini Asya'ya kaydırırken Çin ve Hindistan önemli müşteriler haline geldi. Alternatif tanker filoları genişledi ve küresel ticaret tamamen ortadan kalkmak yerine yön değiştirdi.

8

Avrupa bile Washington'a karşı koyamadı ABD'nin finansal gücünün çarpıcı örneklerinden biri de Donald Trump'ın ilk başkanlık döneminde İran nükleer anlaşmasından çekilmesinin ardından yaşandı. Avrupa ülkeleri siyasi olarak Washington'ın kararına karşı çıkmasına rağmen büyük Avrupalı şirketler İran pazarında kalmak ile ABD pazarına ve Amerikan finans sistemine erişimlerini riske atmak arasında seçim yapmak zorunda kaldı. Birçok şirket ABD sistemine erişimini kaybetmeyi göze alamadı.

9

ABD'nin yaptırım silahı kendisine dönebilir mi? Washington açısından uzun vadeli en büyük risklerden biri ise yaptırımların aşırı kullanılması. ABD dolar sistemini ekonomik baskı aracı olarak daha fazla kullandıkça Çin, Rusya ve İran gibi ülkelerin dolar bağımlılığını azaltma arayışlarının hızlandığı görülüyor. Yerel para birimleriyle ticaret, merkez bankalarının altın rezervlerini artırması, alternatif ödeme sistemleri ve dolar dışındaki para birimleriyle enerji ticareti bu arayışların önemli parçaları arasında bulunuyor. Ortaya çıkan tablo ise dikkat çekici: ABD'nin en güçlü ekonomik silahı hâlâ dolar ve küresel finans sistemindeki merkezi konumu. Ancak Washington bu silahı ne kadar sık kullanırsa, hedef ülkelerin dolar sisteminden kaçmak için alternatif mekanizmalar geliştirme motivasyonu da o kadar artıyor.