Otomasyon eşitsizliği büyüttü
Acemoğlu, ABD iş gücü piyasasına ilişkin araştırmaların, otomasyonun 1980’den bu yana eşitsizliğin artmasında önemli rol oynadığını gösterdiğini belirtti. Özellikle rutin görevleri yerine getiren çalışanlara yönelik talebin azaldığına işaret etti.
Sanayide kullanılan robotları örnek gösteren Acemoğlu, otomasyonun verimliliği artırmasına rağmen teknolojiye en fazla maruz kalan bazı bölgelerde istihdamın ve ücretlerin gerilediğini vurguladı. Yapay zeka kullanımının yaygınlaşmasıyla bu etkinin daha da güçlenebileceği uyarısında bulundu ve şunları söyledi:
“Tehlikede olan yalnızca refahın paylaşılması değil, demokratik sistemimizdir. Çok sayıda insanın ekonomik fırsatların dışında bırakıldığı toplumlar istikrarlı kalamaz.” “Başka bir yol mümkün”
Acemoğlu’na göre yapay zekanın çalışanlar açısından olumsuz sonuçlar doğurması kaçınılmaz değil. Teknolojinin önceden belirlenmiş bir toplumsal amacı olmadığını vurgulayan ekonomist, mevcut yatırımların ağırlıklı olarak insan emeğinin mümkün olan her alanda ikame edilmesine yöneldiğini belirtti.
Buna karşılık yapay zeka araçlarının çalışanların becerilerini geliştirmek ve verimliliklerini artırmak amacıyla da tasarlanabileceğini savundu. Acemoğlu, böyle bir yaklaşımın ekonomik kazanımların daha geniş kesimlerce paylaşılmasını sağlayabileceği gibi daha güçlü bir verimlilik artışı da yaratabileceğini ifade etti.
Eğitimi örnek gösteren Acemoğlu, yapay zekanın öğretmenlerin yerini alması yerine öğrencilerin zorlandığı alanları belirlemelerine ve daha kişiselleştirilmiş destek sunmalarına yardımcı olabileceğini söyledi. Hükümetlerin düzenlemeler ve hedefli teşviklerle bu tür teknolojileri destekleyebileceğini kaydetti.
Yapay zekanın yönünü şirket kârları ve ideoloji belirliyor
Acemoğlu, çalışanları güçlendiren yapay zeka uygulamalarının azlığını iki temel nedene bağladı. Bunlardan ilkinin ekonomik olduğunu belirten Acemoğlu, otomasyona odaklanan yapay zeka sistemlerinin teknoloji şirketleri açısından kârlı olduğunu ifade etti.
İkinci etkenin ise teknoloji sektöründeki ideolojik yaklaşım olduğunu savundu. Acemoğlu’na göre yapay zekadaki büyüme, felsefe ve bilimkurgudan beslenen ortak bir düşünceye sahip, birbirine benzeyen küçük bir grubun etkisi altında ilerliyor. Bu yaklaşım, makinelerin sonunda insanlığı aşacağı ve onun yerini alacağı fikrine dayanıyor. "Yapay zekanın gelişimini farklı bir yöne çevirmek için toplumun ortak hareket etmesi gerekiyor. Hiçbir hükümet teknolojik ilerlemenin yönünü tek başına belirleyemez; hiçbir düzenleyici kurum da yapay zekanın tam olarak nasıl gelişeceğini tayin edemez. Ancak kamu politikaları ve demokratik katılım, bu alandaki teşvikleri şekillendirebilir" diyen Acemoğlu, 'işçi dostu yapay zeka' için üç temel politika önerdi.
İlk olarak vergi sisteminin emek ile sermaye arasındaki dengesizliği giderecek şekilde değiştirilmesini istedi. Acemoğlu, birçok ülkede sermayenin sübvanse edilirken emeğin vergilendirildiğini ve bunun şirketleri otomasyona yönelttiğini belirtti.
ABD’de bir makineyle çalışanın aynı işi benzer maliyetle yapabildiği durumlarda bile otomasyonu tercih eden şirketlerin vergi sistemi nedeniyle yüzde 20-25 maliyet avantajı elde ettiğini kaydetti. Çözüm olarak gelirin emek veya sermaye geliri olmasına bakılmaksızın daha tarafsız biçimde vergilendirilmesini önerdi.
ABD, İngiltere ve AB’ye yapay zeka kurumu çağrısı
İkinci öneri, yapay zekanın toplumsal etkileri konusunda uzmanlaşacak bağımsız kamu kurumlarının kurulması oldu. Acemoğlu, ABD’de federal düzeyde, İngiltere ve Avrupa Birliği’nde ise benzer yetkilere sahip özel yapay zeka kurumlarına ihtiyaç bulunduğunu savundu.
Bu kurumların ABD Ulusal Sağlık Enstitüleri model alınarak oluşturulmasını isteyen Acemoğlu, yalnızca düzenleme yapmakla kalmayıp yeterince araştırılmayan ancak toplumsal fayda sağlayabilecek yapay zeka projelerine finansman sağlamaları gerektiğini belirtti. Ünlü ekonomiste göre çalışanları destekleyen teknolojiler de bu projeler arasında yer almalı.
Üçüncü olarak veri piyasalarının yasal bir çerçeveye kavuşturulması çağrısında bulundu. Verilerin yapay zeka ekonomisinin temel kaynağı olarak görülmesine rağmen mülkiyet ve kullanım kurallarının yeterince gelişmediğini belirten Acemoğlu, mevcut sistemin büyük teknoloji şirketlerinin verinin ekonomik değerine el koymasına imkân tanıdığını savundu.
Bu belirsizliğin, insan uzmanlığını tamamlayacak yapay zeka sistemlerinde ihtiyaç duyulan kaliteli verilerin üretilmesi ve paylaşılmasını da zorlaştırdığını ifade etti.
Acemoğlu, yapay zekanın neler yapabileceğinin yanı sıra toplumların bu teknolojiden ne beklediğinin de açık biçimde tartışılması gerektiğini vurguladı:
“Yapay zekanın geleceğini küçük bir teknoloji uzmanları grubunun hayalleri değil, nasıl bir toplum kurmak istediğimize ilişkin demokratik tercihler belirlemeli.”