AKİT MENÜ

Gündem

Kuytulcularda meğer her yol varmış! “Hocahanım” kendini yargıç ilan edip neler yapmış neler: İran modeli casusluk ve falaka detayları da tam bomba

Güncelleme Tarihi:

Adana Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen ve Alparslan Kuytul ile eşi Semra Kuytul'un da aralarında bulunduğu 44 şüphelinin tutuklandığı suç örgütü soruşturmasında kan donduran detaylar ortaya çıktı. Örgütün "Furkan İstihbarat Teşkilatı" adıyla casusluk şebekesi kurduğu, muhalif üyeleri "falakaya" yatırdığı, Semra Kuytul'un vakıf binasında sözde mahkemeler kurup muhalif üyelere diz çöktürdüğü ileri sürüldü.

2

Adana Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Alparslan Kuytul'un liderliğini yaptığı iddia edilen Kuytulcular suç örgütüne yönelik yürütülen soruşturma kapsamında, Adana Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince 19 Ağustos Çarşamba sabahı Furkan Vakfı'na yönelik operasyon düzenledi. Operasyonda örgüt lideri olduğu iddia edilen Alparslan Kuytul ve eşi Semra Kuytul tutuklandı.

3

Alparslan Kuytul'un eşi Semra Kuytul'un vakıf binasında sözde engizisyon mahkemeleri kurup yargılama yaptığı, muhalif üyelere topluluk önünde diz çöktürdüğü öne sürüldü. Kuytul'un yaptığı sözde yargılama sonrasında ise sosyal medyada video yayınlayarak "Uyuyan hücreleri ortaya çıkararak diz çöktürdük" sözleriyle yaptırımı açıkça itiraf ettiği kayıtlara girdi.

4

Soruşturmada kan donduran yeni detaylar ortaya çıktı. Soruşturma dosyasında yer alan ifadelere göre, örgütün çekirdek kadrosundan oluşan ve M.K., İ.D., V.D., H.K. ve M.F.M.'nin de aralarında bulunduğu 10'un üzerinde örgüt üyesinin, 2013 yılında Şia düzeni ve Molla rejimini yerinde incelemek üzere 20 günlüğüne İran'a seyahat ettiği iddia edildi. Sabah'ta yer alan habere göre, İran seyahatinin ardından, örgüt içinde İran'ın Kum kentini model alan ve "mutlak itaat" esasına dayanan karanlık bir iç denetim mekanizması kurulduğu, ve örgütün kendi üyelerini ve muhaliflerini gözetlemek amacıyla "devlet içinde devlet" gibi çalışan gayri resmi bir casusluk şebekesinin kurulduğu öne sürüldü.

5

Soruşturma dosyasında, "Furkan İstihbarat Teşkilatı (FİT)" adı verilen bu yapının başında M.K.'nin yer aldığı ve yardımcıları olarak ise genel sekreter İ.D. ve T.Y.D.'nin görev yaptığı belirtildi. FİT unsurlarının, örgütten ayrılmak isteyen veya eleştirel düşünen üyelerin özel hayatlarını, ailevi sırlarını ve kişisel zaaflarını tek tek fişleyerek Alparslan Kuytul'a raporladıkları iddia edildi.

6

Bu yapı tarafından toplanan sözde istihbari bilgiler doğrultusunda, Alparslan Kuytul'un vakıf binasında sözde "mahkemeler" kurarak örgüt içi yargısız infazlar gerçekleştirdiği, örgüt içinde "Kuytul ailesinden hiç kimsenin eleştirilemeyeceği" kuralının katı bir biçimde işletildiği, bu kurallara uymayanlara ise dehşet verici cezalar uygulandığı iddia edildi. Örgütün "Kadınlar Sorumlusu" olduğu ve mutlak bir güç kullandığı öne sürülen Semra Kuytul'un ise vakıf binasını adeta bir engizisyon mahkemesine çevirdiği kaydedildi. Kuytul'un kasten kaçırma ve yağma gibi adli suçlardan tutuklandığı dönemde "Neden hükümeti bu kadar eleştiriyoruz, hocamız Tevhid davasından değil alacak-verecek yüzünden içeri girdi" diyerek serzenişte bulunan örgüt üyesi N.A.'nın da Semra Kuytul'un sözde yargılamasına tabi tutulduğu öne sürüldü.

7

Semra Kuytul'un başında bulunduğu, yardımcıları T.Y.D., M.T. ve H.K.'den oluşan sözde "mahkeme heyeti" tarafından N.A.'nın yargılandığı, N.A.'ya, "Bir daha böyle bir düşünceye kapılmayacağım" dedirtilerek topluluk önünde diz çöktürüldüğü savunuldu. Semra Kuytul'un bu olayın ardından sosyal medyada video yayınlayarak "Uyuyan hücreleri ortaya çıkararak diz çöktürdük" sözleriyle yaptırımı açıkça itiraf ettiği anların görüntülerinin de savcılık kayıtlarına girdiği belirtildi.

9

Örgüt liderini mektupla eleştiren H.K. ile muhalif olan Avrupa sorumlusu G.K., YouTube üzerinden canlı yayınlanan şifreli veya şifresiz oturumlarda elebaşı ve eşi Semra Kuytul tarafından "namussuz" ilan edilerek linç edildiği ve afaroz edildiği, alacak-verecek uyuşmazlığında Kuytul ile ters düşen S.Ç.'nin de vakıfta kurulan mahkemede itibarsızlaştırılarak gruptan dışlandığı iddia edildi.

10

Örgütün karanlık hücrelerinde uygulanan cezalandırma yöntemleri de kan donduran türden. Soruşturma dosyasında yer alan ifadelere göre, Alparslan Kuytul'un son sözü söylediği bu mekanizmada ceza alan üyelere konuşmama, vakıfta nöbet tutma, para kesme ve en ağırı "falakaya yatırma" cezaları verildiği öne sürülüyor. Söz dinlemeyen muhalifler için ise örgüt hiyerarşisinde doğrudan elebaşının yardımcısı E.A.'ya bağlı çalışan 7-8 kişilik özel bir "infaz grubu" olduğu iddia edildi.