AKİT MENÜ

Gündem

CIA Başkanı’nın Moskova ziyaretinde dikkat çeken denklem! Ukrayna’nın üstü Rusya’ya, altı ABD’ye mi?

CIA Direktörü John Ratcliffe’in sürpriz Moskova ziyareti, Washington-Moskova hattındaki kapalı kapılar ardındaki temasları yeniden gündemin merkezine taşıdı. Ukrayna savaşı ile ABD-İran geriliminin aynı dönemde kritik bir aşamaya girmesi “küresel takas” tartışmalarını beraberinde getirirken, Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Uzmanı Dr. Fırat Demirkol, ABD ile Rusya arasında Ukrayna’nın toprakları, yer altı kaynakları ve İran üzerinden çok bilinmeyenli bir pazarlık denklemi bulunduğuna dikkat çekti.

2

ABD ile Rusya arasındaki diplomasi ve istihbarat trafiğinde dikkat çeken gelişmeler yaşanıyor. CIA Direktörü John Ratcliffe'in 25 Ağustos'ta Moskova'ya yaptığı önceden duyurulmayan ziyaret, iki ülke arasında hangi başlıkların görüşüldüğüne ilişkin tartışmaları da beraberinde getirdi. Kremlin, Ratcliffe'in Rus istihbarat yetkilileriyle görüştüğünü doğrularken Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile bir araya gelmediğini açıkladı. Putin'in görüşmenin sonuçları hakkında bilgilendirildiği belirtildi. ABD Başkanı Donald Trump ise ziyareti “yarı rutin” olarak nitelendirerek Ukrayna savaşını bitirme çabalarına işaret etti. Amerikan basınına yansıyan bilgilere göre Ratcliffe'in temaslarında yalnızca Ukrayna değil, NATO ve İran başlıkları da masadaydı. CBS News, CIA Başkanı'nın Rus tarafına NATO ülkelerine yönelik muhtemel bir saldırı konusunda uyarıda bulunduğunu ve İran meselesini de gündeme getirdiğini aktardı.

3

MOSKOVA'DAKİ MASADA NELER VAR? ABD-Rusya hattında yaşanan hareketliliği Haber7'ye değerlendiren Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Fırat Demirkol, Ukrayna üzerinden iki büyük güç arasında bir “al-ver” sürecinin şekillenebileceğine dikkat çekti. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Ukrayna konusunda istediği şartların karşılanması karşılığında İran'a yönelik desteğini azaltabileceği yönündeki değerlendirmeleri ele alan Demirkol, meselenin yalnızca Ukrayna toprakları üzerinden okunamayacağını belirtti. Washington'ın Ukrayna'nın zengin yer altı kaynaklarına yönelik ilgisinin de denklemin önemli parçalarından biri olduğunu kaydetti.

4

“UKRAYNA'NIN ÜSTÜ RUSYA'NIN, ALTI AMERİKA'NIN MI OLACAK?” Demirkol, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski'nin geçtiğimiz yıl Beyaz Saray'da Trump yönetimiyle yaşadığı gerilimi hatırlatarak o dönemde nadir toprak elementleri ve değerli yer altı kaynaklarına ilişkin anlaşmaların dünya gündemine geldiğini belirtti. Demirkol, ortaya çıkan tabloyu şu sözlerle değerlendirdi: “‘Ukrayna'nın üstü Rusya'nın, altı Amerika'nın mı olacak?’ gibi bir pazarlık sürecinden bahsediliyordu. Dolayısıyla bugün, İran’da yaşananların yanı sıra Ukrayna krizi de öncelikli. Rusya belirli bölgelerde Ukrayna'dan toprak talep ediyor ancak ABD de burada Ukrayna'nın yer altı zenginlikleri ve özellikle Karadeniz'de kendisine belirli bir alan kazanmak istiyor.” Böylece denklemde Moskova'nın Ukrayna toprakları üzerindeki hedefleri ile Washington'ın ekonomik ve stratejik çıkarlarının aynı pazarlık masasında kesişebileceği değerlendiriliyor.

5

UKRAYNA VE İRAN AYNI DENKLEMDE Demirkol'a göre Ukrayna meselesi kendi içerisinde başlı başına bir ABD-Rusya denklemi barındırıyor. Ancak İran cephesindeki gelişmeler bu hesabı daha da karmaşık hale getiriyor. Demirkol, İran'ın ABD karşısında beklenenden daha uzun süre direnç gösterdiğine işaret ederek Rusya ve Çin'in Tahran üzerindeki etkisinin uluslararası kamuoyunda tartışıldığını söyledi. Nitekim Amerikan basınına yansıyan son bilgiler de İran başlığının CIA Başkanı Ratcliffe'in Moskova temaslarında gündeme geldiğine işaret ediyor. CBS News'e konuşan kaynaklara göre Ratcliffe, Hürmüz Boğazı'nın deniz trafiğine açılmaması halinde ilave yaptırımlar konusunda Rus tarafına mesaj verdi.

6

HÜRMÜZ BOĞAZI PAZARLIĞIN PARÇASI MI? Demirkol, Rusya'nın İran'ın Hürmüz Boğazı'ndaki direncini etkileyecek bir pozisyona sahip olabileceğini değerlendirirken, bu ihtimal Ukrayna ile İran'ın daha geniş bir ABD-Rusya pazarlığının farklı parçaları haline gelip gelmeyeceği sorusunu gündeme taşıyor. Rusya'nın İran ile ilişkileri Washington açısından ayrıca önem taşıyor. ABD kaynakları Moskova'nın Tahran ile askeri ve istihbari ilişkilerini yakından takip ederken iki ülkenin stratejik ortaklığı, ABD-Rusya görüşmelerinin önemli başlıklarından biri olmayı sürdürüyor.

7

DENKLEM SURİYE ÜZERİNDEN TÜRKİYE'YE UZANIYOR Fırat Demirkol'a göre küresel pazarlık yalnızca Ukrayna ve İran ile de sınırlı değil. Suriye sahasının varlığı Türkiye'yi doğrudan denklemin içerisine sokuyor. Demirkol, bölgede İsrail'e karşı Türkiye'nin güçlendirilmesi veya Ankara'nın tezlerine destek verilmesi gibi ihtimallerin de daha geniş güç mücadelesi içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini belirterek şunları söyledi: “ABD ve Rusya her ne kadar ‘Acaba savaşacaklar mı, karşı karşıya mı gelecekler?’ tezleriyle gündeme gelseler de belirli noktada bu büyük küresel güçlerin bir pazarlık masası kurup dünyanın farklı bölgelerinde, farklı dengelerle, çeşitli ‘al-ver’ durumlarıyla tabir yerindeyse bir denge mekanizması oluşturduklarını söyleyebiliriz.”

8

İKİ DEV ARASINDA KÜRESEL “AL-VER” DENKLEMİ Demirkol, bu tür pazarlıkların yeni olmadığına, İkinci Dünya Savaşı ve Soğuk Savaş dönemlerinden itibaren büyük güçler arasında benzer denge mekanizmalarının görüldüğüne dikkat çekti. Bu açıdan bakıldığında Ukrayna, İran, Hürmüz Boğazı, Suriye, Türkiye ve İsrail gibi birbirinden farklı görünen başlıkların Washington ile Moskova arasındaki daha büyük güç mücadelesinde birbirine bağlanabileceğini değerlendirdi. Ratcliffe'in Moskova ziyaretinin gerçek gündeminin tamamı ise kamuoyuna açıklanmış değil. Kremlin de görüşmelerin ayrıntılarını paylaşmadı. Bu nedenle Ukrayna karşılığında İran konusunda bir “takas anlaşması” yapıldığına ilişkin şu aşamada doğrulanmış bir bilgi bulunmuyor.

9

NÜKLEER SİLAH İHTİMALİNE DİKKAT ÇEKEN YORUM Demirkol, Rusya'nın Ukrayna'yı masaya zorlamak amacıyla taktik nükleer silaha başvurabileceği yönündeki tartışmaları da değerlendirdi. Nükleer silahların ülkeler tarafından güçlü bir tehdit ve caydırıcılık unsuru olarak kullanılabildiğini belirten Demirkol, mevcut “dehşet dengesi” nedeniyle bunun fiilen sahaya yansıyacağı görüşünde olmadığını söyledi.

10

“HER HAMLENİN GERİ DÖNÜŞÜ OLACAK” Nükleer güçler açısından “ikinci vuruş kapasitesi”nin belirleyici olduğuna dikkat çeken Demirkol, karşı tarafın ilk saldırının ardından misilleme yapabilecek kapasiteyi korumasının nükleer silah kullanımını son derece riskli hale getirdiğini anlattı. Demirkol bu dengeyi, “Karşı tarafa atılan her yumruğun bir yumruk olarak geri dönüşü olacak, sizden güçsüz bile olsa.” sözleriyle ifade etti. Rusya'nın taktik nükleer silah kullanmasının yalnızca Ukrayna savaşını değil, NATO-Rusya ilişkilerini ve Karadeniz'deki bütün güvenlik mimarisini değiştirebilecek sonuçlar doğuracağını belirten Demirkol, bu ihtimalin tehdit unsuru olarak gündemde tutulabileceğini ancak sahada gerçekleşmesini düşük ihtimal olarak gördüğünü kaydetti.

11

CIA Başkanı Ratcliffe'in yıllar sonra gerçekleşen sıra dışı Moskova ziyareti ise Washington ile Moskova arasında Ukrayna'dan İran'a uzanan kritik başlıklarda temas kanallarının yeniden hareketlendiğini gösteriyor. Ziyaretin ardından ortaya çıkacak gelişmeler, iki küresel gücün gerçekten daha geniş kapsamlı bir pazarlığa yönelip yönelmediğini gösterecek.