"Hiç korkma", "Ağlayacak bir şey yok" veya "Bak arkadaşların ağlamıyor" gibi ifadeler iyi niyetle söylense de çocuğun hissettiği duygunun yok sayıldığı hissini oluşturabilir. Bunun yerine "Yeni bir yere başlamak seni heyecanlandırmış olabilir" gibi duyguyu kabul eden ifadeler tercih edilebilir.
Çocuğu başka öğrencilerle karşılaştırmak da uyum sürecini olumsuz etkileyebilir. Her çocuğun yeni ortama alışma hızı farklı olduğundan, ilk günden arkadaş edinmesi veya sınıfa hemen adapte olması beklenmemeli. Uyku ve uyanma saatlerinin okul düzenine göre ayarlanması, sabah hazırlıklarının önceden planlanması ve çantanın çocukla birlikte hazırlanması geçiş sürecini kolaylaştırabilir. Okul hakkında olumlu ancak gerçekçi konuşmak da çocuğun karşılaşacağı ortamı daha öngörülebilir hale getirir.
İlk günün ardından çocuğu soru yağmuruna tutmak yerine gününü anlatması için alan bırakılması öneriliyor. "Bugün seni en çok ne mutlu etti?" veya "En çok hangi etkinliği sevdin?" gibi açık uçlu sorular iletişimi kolaylaştırabilir. Bazı çocuklar birkaç gün içinde okul düzenine alışırken bazılarının daha fazla zamana ihtiyacı olabilir. Bu süreçte sürekli "Artık büyüdün, ağlamamalısın" şeklinde baskı kurmak yerine çocuğun küçük ilerlemelerini desteklemek daha sağlıklı bir yaklaşım olarak öne çıkıyor.
Okula gitmeyi reddetme, yoğun korku, uzun süre devam eden uyku sorunları veya günlük yaşamı belirgin şekilde etkileyen kaygının sürmesi halinde ise ailelerin öğretmen ve okulun rehberlik birimiyle iletişim kurması, gerektiğinde uzman desteği alması öneriliyor.
Yapılması Gerekenler
Kısa vedalaşın: Kapıda uzayan vedalar veya ağlama anlarında kaygıyı artırmaktan kaçının; net ve sevgi dolu kısa vedalar tercih edin.
Gizlice ayrılmayın: Çocuğunuz başka bir şeyle ilgilenirken ona haber vermeden ortamdan kaybolmayın, bu durum güven sarsıntısına yol açar.
Gerçekçi olun: Okulu aşırı baskıcı bir disiplin yeri ya da “hiç sorun yaşamayacağınız kusursuz bir masal” gibi anlatarak yanlış beklenti yaratmayın.
Soru yağmuruna tutmayın: Okul dönüşü çocuğu “Bugün ne öğrendin?” gibi bunaltıcı sorularla sıkmak yerine dinlenmesine alan tanıyın