"Yahudileri dünyada zor durumda bırakan bir kişi varsa o da Netanyahu'nun bizzat kendisidir"
İsrail yönetiminin büyük bir kurnazlık içinde olduğunu vurgulayan Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:
"İsrail'in, hükümetinin ortaya koyduğu zulümleri kapatmak için çıkan en küçük sesi 'antisemitizm' olarak nitelendirmesi de hiçbir şekilde geçerli değildir. Yahudileri dünyada zor durumda bırakan bir kişi varsa o da Netanyahu'nun bizzat kendisidir. Yaptığı zulümlerle, o zulümlere ortak olmak istemeyen Yahudiler dahil herkesi zan altında, zor durumda bırakan bizzat Netanyahu hükümetinin kendisidir. Türkiye Cumhuriyeti, bizim medeniyetimiz hiçbir zaman antisemitik olmamıştır, bundan sonra da olmayacaktır."
Müslüman diasporaların, bu mücadeleyi, yaşadıkları ülkelerin hukuk düzeni ve demokratik imkanları içerisinde öz güvenli ve örgütlü bir şekilde yürütme kabiliyetine sahip olduğunu vurgulayan Yılmaz, "İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi ülkeler ile diaspora kuruluşları arasında kurulacak sürekli iletişim islamofobi karşısındaki dağınık tepkileri ortak bir tutuma dönüştürecek ve Müslüman toplumların hak arama mücadelesine daha güçlü bir zemin kazandıracaktır. Hedefimiz Müslümanların kimliklerini ve inançlarını güven içinde yaşadığı, eşit vatandaşlık haklarından eksiksiz yararlandığı ve bulundukları toplumların geleceklerine öz güvenle katkı sundukları bir düzenin güçlendirilmesidir." ifadesini kullandı.
Diasporada yetişmiş, nitelikli, girişimci insanları ülkelerine geri çağırmak ve buralarda onlar için potansiyellerini harekete geçirecek ortamlar oluşturmanın da üzerine düşünülmesi gereken bir konu olduğunu kaydeden Yılmaz, bu hedefe ulaşmak için İİT bünyesinde ve üye ülkelerde oluşan kurumsal birikimin müşterek bir istikamet doğrultusunda daha etkin şekilde harekete geçirilmesi gerektiğini belirtti.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, konuşmasına şöyle devam etti:
"İİT Genel Sekreterliğinin siyasi eşgüdüm gücü, Bağımsız Daimi İnsan Hakları Komisyonunun hak ihlallerine karşı yürüttüğü çalışmalar ve İslam İşbirliği Gençlik Forumunun geniş gençlik ağı, Müslüman diasporaların haklarını koruyacak güçlü bir zemine sahip olduğumuzu gösteriyor. SESRIC de üye ülkelerimize ilişkin karşılaştırılabilir veriler üretmenin yanında, politika araştırmaları ve kapasite geliştirme programlarıyla bu zemine destek sunuyor. Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesiyle yürüttüğü Küresel Müslüman Diaspora Projesi kapsamında 48 ülkenin incelenmesi ve 10 ülkede saha çalışması yapılması, Müslüman toplulukların farklı coğrafyalardaki durumuna ilişkin önemli bir birikim oluşturmaktadır. Azerbaycan'ın diasporadan sorumlu devlet komitesi, Pakistan'ın yurt dışında yaşayan vatandaşlara yönelik müstakil bakanlık yapılanması ve diğer üye ülkelerimizin geliştirdiği kurumlar, diaspora politikalarına verilen önemin somut göstergeleridir. Artık bu tecrübeleri birbirinden kopuk çalışmalar olarak sürdürmek yerine, ülkeler arasında düzenli bilgi akışı sağlayan ve ortak sorunlar karşısında hızlı hareket edebilen kalıcı bir işbirliği düzenine taşımalıyız. Diaspora topluluklarının eğitim, sağlık, sosyal güvenlik ve hukuki destek hizmetlerine erişimini kolaylaştırırken sahip oldukları bilgi, sermaye ve uluslararası bağlantıları ülkelerimizin kalkınma hedefleriyle bütünleştirmeliyiz. Bir ülkede edinilen mesleki tecrübenin akademik birikimin ve teknolojik yetkinliğin, köken ülkeye aktarılması, girişimcilerin yatırım imkanlarına erişmesi ve iş insanları arasında güçlü bağlar oluşturulması coğrafyalarımızdaki ekonomik işbirliğini daha ileriye taşıyacaktır."
Türkiye'nin geniş dış temsilcilik ağı ile yurt dışındaki vatandaşlarının hukuki, idari ve sosyal meselelerinde yanında yer aldığını kaydeden Yılmaz, "Milli Eğitim Bakanlığımız ve Diyanet İşleri Başkanlığımız yeni kuşakların dil, kültür ve inanç bağlarını korumasına katkı sunarken Yunus Emre Enstitüsü ile Türkiye Maarif Vakfı eğitim ve kültür alanındaki ilişkilerimizi güçlendiriyor. Ticaret müşavirliklerimiz ve DEİK bünyesindeki Dünya Türk İş Konseyi diaspora girişimcilerini Türkiye'nin ticaret ve yatırım imkanlarıyla buluşturuyor. Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığımız ise eğitimden gençlik çalışmalarına, kültürel bağlardan kurumsal kapasitenin geliştirilmesine uzanan programlarıyla bu sürece önemli katkılarda bulunuyor." bilgisini verdi.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Türkiye olarak bu tecrübeyi İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi ülkelerle paylaşmaya, başarılı uygulamalardan karşılıklı olarak yararlanmaya ve Müslüman diasporaların gücünü müşterek gelecek için daha etkin bir şekilde değerlendirmeye hazır olduklarını bildirdi.
Forumda kabul edilmesi öngörülen "Müslüman Diasporalar Deklarasyonu"nun, diasporaların haklarının korunmasından İslamofobi ile mücadeleye, kamu hizmetlerinden ekonomik ve toplumsal kapasitenin güçlendirilmesine kadar uzanan ortak hedeflere yol göstermesi temennisinde bulunan Yılmaz, 1. Müslüman Diaspora Forumu'nun ve kabul edilecek deklarasyonun hayırlara vesile olmasını diledi.