AKİT MENÜ

Yaşam

Bilim dünyasını şaşırtan keşif! 2 bin 357 derecede bile erimeyen buz

Bilim insanları, suyun aşırı koşullar altındaki davranışına dair önemli bir bulguya ulaştı. Fransız araştırmacıların gerçekleştirdiği çalışmada, binlerce derece sıcaklık ve milyonlarca atmosferlik basınç altında suyun, daha önce yalnızca kuramsal olarak öngörülen sıra dışı bir yapıya geçtiği gözlemlendi.

3

Bilim dünyasında heyecan yaratan bir keşfe imza atan Fransız araştırmacılar, 2 bin 357 derece sıcaklık ve 2,3 milyon atmosfer basınç altında daha önce yalnızca teoride var olduğu öngörülen yeni bir buz yapısını gözlemledi.

4

Keşfi gerçekleştiren uzmanlar, bu durumun özellikle Uranüs ve Neptün'ün sıra dışı manyetik alanlarının sırrını çözmeye ve buz devi gezegenlerin iç yapılarına ilişkin modelleri yeniden şekillendirmeye yardımcı olabileceğini vurguladı.

5

LABORATUVARDA 2,3 MİLYON KAT BASINÇ UYGULANDI Fransa Alternatif Enerjiler ve Atom Enerjisi Komisyonu'ndan Dr. Alexis Forestier liderliğindeki araştırma ekibi, laboratuvar ortamında su örneklerini elmas uçlar arasında sıkıştırarak Dünya atmosfer basıncının 2,3 milyon katına (230 gigapaskal) kadar ulaştırdı.

6

Eş zamanlı olarak lazer yardımıyla 2 bin 357 dereceye (2 bin 630 Kelvin) kadar ısıtılan su örnekleri mercek altına alındı.

7

Aşırı basınç sebebiyle buharlaşamayan suyun, teoride varlığı bilinen ancak bugüne kadar kanıtlanamayan "sıkı paketlenmiş altıgen" süperiyonik buz yapısına dönüştüğü tespit edildi.

8

"URANÜS VE NEPTÜN'ÜN GİZEMİNİ ÇÖZEBİLİR" Maddenin bu sıra dışı evresinde suyun ne tam katı ne de tam sıvı formda davrandığı belirtildi.

9

Yapı içerisinde oksijen atomlarının katı bir kafes içinde sabit kaldığı, hidrojen parçacıklarının ise adeta bir sıvı gibi serbestçe hareket ettiği kaydedildi.

10

Elde edilen bulguların Güneş Sistemi'ndeki gezegen modellerini değiştirebilecek nitelikte olduğunu belirten bilim insanları, süperiyonik buz yapısının Uranüs ile Neptün gibi buz devi gezegenlerin çekirdeklerinde yer alabileceğini ifade etti. Bu özel yapının, söz konusu gezegenlerde görülen karmaşık ve asimetrik manyetik alanların oluşum mekanizmasını açıklamaya yardımcı olması bekleniyor.