Salgın, yeni nesil tarafından yeterince bilinmeyen üzüm turşusunun, sağlıklı beslenme açısından sofralarda daha çok yer bulmasını istediklerini ifade ederek, ürünün coğrafi işaretle tescillenmesi için 3 yıl önce başvuru yaptıklarını anımsattı.Üzüm turşusunun hazırlanmasında kullanılan üzümün dayanıklı tür olması gerektiğine dikkati çeken Salgın, şöyle konuştu:"Üzüm turşusunu ve köftürü yeni nesil bunları tanımıyor bile. Bunları hem sağlıklı bir gıda olarak yiyebilsinler hem de sofralarımızda yer alsın istedik. Üzüm turşusu aslında eskiden biliniyordu ama Nevşehir'in her bölgesi de bilmiyordu. Eskiden üzüm çok olduğu zaman insanlarımız sağ olsunlar, akıllarını kullanıp üzümlerden ne üretebiliriz derken üzüm turşusunu küplerin içine kurmuşlar. Kışın şimdiki kadar yiyecek-içecek bulunmadığı için komposto, hoşaf niyetine ya da serinlemek adına en güzel beslenme ürünüymüş. Şimdiki içeceklerden daha kaliteli, bunu tatmayanlar bilmeyenler de var ama tadına bakıp da beğenmeyeni hiç görmedim bugüne kadar. İstedim ki yöremize ait bu ürün tescillensin, gün yüzüne daha güzel ve kalitesiyle çıkabilsin." Salgın, tescilinin ardından ürünün bilinirliğinin artacağına inandığını belirterek, internet aracılığıyla yurt içi ve yurt dışı siparişlere cevap vermek için hazırlık yaptıklarını söyledi.Kooperatifte üzüm turşusu yapan kadınlardan Sevda Uçar da bu turşunun yalnızca bir gıda değil, kuşaktan kuşağa aktarılan bir kültür olduğunu dile getirdi.Coğrafi işaret tesciliyle ürünün geniş kitlelere ulaşmasını beklediklerini vurgulayan Uçar, "Üzüm turşusu çocukluğumuzun kolasıdır. Bulduğumuz şişelere üzüm turşusunun suyunu doldurur içerdik. Çok da lezzetlidir. Suyu da içilir taneleri de yenilir. Çoğu kimsenin bilmediği bir lezzet. Gittiğimiz yerde üzüm turşusu dediğimizde insanlar, 'Nasıl yani, üzümün turşusu mu olur' diyorlar. Bunu Nevşehir'in batısı biliyor, doğusu bilmiyor." diye konuştu.Aynur Taşdirek ise üzüm turşusu yapmayı çocukken annesinden öğrendiğini ve yıllardır severek tükettiklerini kaydetti.