AKİT MENÜ

Sağlık

Başınızın ağrısı bir türlü geçmiyor mu? Nedeni sandığınızdan farklı olabilir

Tekrarlayan baş ağrıları günlük yaşamı olumsuz etkilerken, benzer belirtiler göstermeleri nedeniyle sinüzit ile migren çoğu zaman birbirine karıştırılabiliyor. Burun tıkanıklığı, yüz bölgesinde basınç ve enfeksiyonla kendini gösteren sinüzitin aksine migren, nörolojik kaynaklı ve çoğunlukla tek taraflı, zonklayıcı ağrıyla ortaya çıkıyor. Uzmanlar, yaşam kalitesini düşüren bu iki rahatsızlıkta doğru teşhis ve uygun tedavi için belirtilerin iyi değerlendirilmesi ve doğru uzmana başvurulması gerektiğine dikkat çekiyor.

3

SEMPTOM BENZERLİĞİNİN GÖLGESİNDE YAŞANAN KRONİK ACILAR Modern dünyada insanların en sık karşılaştığı sağlık sorunlarının başında şüphesiz ki şiddetli baş ağrıları geliyor. Ancak klinik ortamlarda bile bu iki büyük hastalığın belirtileri birbirine o kadar çok benzer ki, vakaların ayırt edilmesi bazen çok uzun zaman alabilir. Çoğu insan sinüslerindeki doluluk hissini migren zannederek bireysel çözümler ararken, pek çok migren hastası da yıllarca sinüs tedavileriyle vakit kaybedebilmektedir. Bu karmaşık durum hastaların doğrudan nokta atışı tedaviye ulaşmasını zorlaştırmakta ve ağrılı sürecin uzamasına yol açmaktadır. Dolayısıyla ağrının altındaki biyolojik kaynağı tam olarak saptamak, yaşam kalitesini geri kazanmanın ilk ve en önemli kuralıdır.

4

SİNÜZİT NEDİR VE YÜZÜMÜZDEKİ HAVA BOŞLUKLARI (SİNÜS) NASIL TIKANIR? Sinüzit, temelde kafatasımızın içinde yer alan ve "sinüs" adı verilen hava boşluklarının iltihaplanmasıyla ortaya çıkan bir enfeksiyon tablosudur. Normal şartlarda bu boşluklar düzenli olarak mukus üretir ve burun içinin nemli kalmasını sağlayarak solunum sistemimizi dış etkenlerden korur. Ancak soğuk algınlığı, alerjiler veya kemik eğriliği gibi yapısal sorunlar nedeniyle sinüs kanalları tıkandığında içerideki sıvı birikmeye ve bakteriler için üreme alanı oluşturmaya başlar. İşte bu aşamadan sonra yüz bölgesinde baskı, dolgunluk ve zonklama şeklinde kendini gösteren o yıpratıcı sinüzit süreci resmen başlamış olur.

5

ADIM ADIM SİNÜZİTİN EN BELİRGİN SEMPTOMLARI Sinüzitin varlığını kanıtlayan belirtiler aslında oldukça somut ve fiziksel enfeksiyon bulgularına dayanmaktadır. Hastalar en çok burun tıkanıklığından, koku alma duyusunun neredeyse tamamen kaybolmasından ve sarı-yeşil renkli, koyu kıvamlı geniz akıntısından şikayet ederler. Özellikle öne doğru eğildiğinizde, göz çevrenizde, elmacık kemiklerinizde ve alnınızda dayanılmaz bir basınç artışı hissediyorsanız bu durum kronikleşen bir sinüs iltihabına işaret eder. Ayrıca bu tabloya halsizlik, hafif ateş ve ağız kokusu gibi sistemik enfeksiyon belirtileri de sıklıkla eşlik etmektedir.

6

MİGRENİN DÜNYASI: BİR BAŞ AĞRISINDAN ÇOK DAHA ÖTESİ Migren ise sinüzit gibi lokal bir enfeksiyon değil, merkezi sinir sistemini ve beyindeki damarsal yapıları doğrudan ilgilendiren karmaşık bir nörolojik hastalıktır. Ataklar halinde gelen bu hastalık, kişinin dünyayla olan bağını saatler ya da günler boyunca tamamen koparabilecek kadar şiddetli seyredebilir. Genetik yatkınlığın çok büyük rol oynadığı migren, beyindeki kimyasal değişimlerin ve sinirsel uyarıların kontrolden çıkması sonucunda tetiklenmektedir. Bu yönüyle bakıldığında migren, sadece kafanın ağrıması değil, tüm vücudun dengesini altüst eden bütünsel bir kriz durumudur.

7

ATAK DÖNEMLERİNDE MİGREN KENDİNİ NASIL BELLİ EDER? Migren ağrısını diğer tüm ağrılardan ayıran en karakteristik özellik, genellikle başın tek bir tarafında yoğunlaşması ve zonklayıcı, nabız atar gibi bir his uyandırmasıdır. Fiziksel aktiviteler, merdiven çıkmak veya sadece başı sallamak bile bu ağrının şiddetini katlanarak artırmaya yeter. Ağrıya neredeyse her zaman çok şiddetli bir mide bulantısı, kusma, ışığa ve sese karşı tahammülsüzlük gibi ağır semptomlar eşlik eder. Atak dönemindeki bir migren hastası için en küçük bir ışık süzmesi ya da hafif bir fısıltı bile adeta bir işkenceye dönüşebilir.

8

İKİ HASTALIĞI BİRBİRİNDEN AYIRAN O ALTIN ÇİZGİ Peki, birbirine bu kadar benzeyen ve her ikisi de baş bölgesini hedef alan bu iki hastalığı birbirinden nasıl ayıracağız? En temel fark, ağrının doğasında ve çevre faktörlerine verilen yanıtlarda gizlidir. Sinüzit ağrısı mevsim geçişlerinde, soğuk havada veya rüzgara maruz kalındığında artarken; migren ağrısı açlık, uykusuzluk, stres, hormonal değişimler ve hatta bazı keskin kokulu yiyeceklerle tetiklenir. Ayrıca sinüzitte gözlenen o yoğun burun akıntısı ve ateş gibi enfeksiyon bulguları, nörolojik bir kökeni olan migren ataklarında kesinlikle görülmez.

9

LODOSUN BAŞ AĞRISINA ETKİSİ Lodoslu havalar, aslında her iki hastalığın da ortak düşmanıdır. Ancak lodosun bu hastalıklardaki mekanizması tamamen farklı işler. Rüzgarın yarattığı ani basınç değişiklikleri, sinüzit hastalarında sinüs içi basıncı bozarak kanalların tıkanmasına ve şiddetli yüz ağrılarına yol açar. Migren hastalarında ise lodos, beyindeki serotonin seviyelerini doğrudan etkileyerek damarların genişlemesine ve dolayısıyla çok şiddetli bir atağın sıfırdan başlamasına neden olur.

10

KULAK BURUN BOĞAZ MI (KBB), NÖROLOJİ Mİ? DOĞRU ADRES NERESİ? Doğru bir tedavi süreci için hastaların öncelikle doğru uzman hekime başvurması hayati bir önem taşımaktadır. Eğer yukarıda saydığımız burun tıkanıklığı, geniz akıntısı ve öne eğilince artan yüz ağrısı şikayetleriniz varsa, gitmeniz gereken yer bir Kulak Burun Boğaz uzmanıdır. Ancak ağrınız tek taraflıysa, bulantı yapıyorsa ve sizi karanlık odalara kaçmaya zorluyorsa vakit kaybetmeden bir Nöroloji uzmanından randevu almalısınız. Hekimlerin yapacağı ayrıntılı muayeneler, sinüs tomografileri veya beyin MR'ları sayesinde ağrının altındaki klinik gerçeklik netleşecektir.

11

SİNÜZİT TEDAVİSİNDE KULLANILAN GÜNCEL YAKLAŞIMLAR Sinüzit teşhisi konulduktan sonra hekimler genellikle enfeksiyonu kurutmaya yönelik bir tedavi protokolü hazırlarlar. Bu doğrultuda antibiyotikler, burun mukozasını rahatlatıcı spreyler ve sinüs temizleme kitleri tedavinin ana kemiğini oluşturur. Eğer hastalık kronik bir hal almışsa ve ilaçlara yanıt vermiyorsa, günümüzde cerrahi müdahaleler çok daha konforlu yöntemlerle yapılmaktadır. Özellikle fonksiyonel endoskopik sinüs cerrahisi ve balon sinoplasti gibi modern teknikler sayesinde hastalar dokulara zarar verilmeden, tampon acısı çekmeden kısa sürede sağlığına kavuşabilmektedir.

12

MİGREN TEDAVİSİNDE DEVRİM YARATAN YENİ NESİL ÇÖZÜMLER Migren tedavisi ise son yıllarda tıp dünyasında yaşanan teknolojik ve bilimsel gelişmeler sayesinde çok daha umut verici bir noktaya taşınmıştır. Artık hastalar sadece atak anında ağrı kesici alarak acıyı bastırmaya çalışmamakta, atağın hiç gelmemesini sağlayan önleyici tedavilerden faydalanmaktadır. Özellikle kronik migren hastalarında uygulanan migren botoksu ve doğrudan ağrı mekanizmasını hedef alan migren aşıları, hastaların atak sıklığını ve şiddetini çok ciddi oranda azaltmaktadır. Elbette bu tıbbi çözümlerin yanında düzenli uyku, sağlıklı beslenme ve stresten kaçınmak gibi yaşam tarzı değişiklikleri de tedavinin ayrılmaz birer parçasıdır.