2011 yılında Yemen’e sıçrayan Arap Baharı dalgası, 33 yıllık baskıcı Salih rejimini devirirken yerine yardımcısı Abdrabbuh Mansur Hadi’yi getirdi.
Bu sırada etki alanını mensubu olduğu Husi aşireti ile sınırlı tutmak istemeyen hareket, kendisini tüm Yemen'e hitap eden ulusal bir yapı olarak konumlandırdı. Örgüt içindeki askeri ve siyasi kanatları tek bir çatı altında toplamak amacıyla 2012 yılında resmi adını "Ensarullah" (Allah'ın Yardımcıları) olarak değiştirdiğini ilan etti.
Siyasi geçiş sürecinde, Suudi Arabistan ve Körfez ülkelerinin arabuluculuğunda, Ulusal Diyalog Konferansı (2013–2014) düzenlendi. Bu konferansın temel amacı, tüm mezhepsel, bölgesel ve siyasi grupları kapsayan yeni bir anayasa taslağı hazırlamak ve ülkeyi kapsayıcı bir yönetime kavuşturmaktı.
Türkiye, Yemen’deki anayasa değişikliği ve siyasi geçiş sürecini başından itibaren güçlü bir şekilde destekledi; kapsayıcı, tüm grupların temsil edildiği, eşit vatandaşlığı ve toplumsal uzlaşıyı hedefleyen yeni bir anayasa taslağının hazırlanmasını "Yemen’in birliği ve istikrarının anahtarı" olarak değerlendirdi.
Toplanan Ulusal Diyalog Konferansı bir taslak anayasa hazırladı. Hazırlanan taslakta, Yemen'de inanç, mezhep ve kültürel ifade özgürlüğü anayasal koruma altına aldı. Taslak anayasada Husilerin Yemen’in resmi siyasi sistemine entegre olmasını sağlamak üzere ulusal mecliste, kurulacak federal organlarda ve bürokraside belirli temsil kotaları verilmesi öngörüldü.
Ancak taslak anayasada, Yemen'in 6 eyaletli bir federasyona dönüştürülme planı müzakereleri sona erdirdi. Husilerin kalesi olan Saada, Amran ve Sana gibi dağlık kuzey vilayetleri "Azal Bölgesi" adı altında birleştiriliyordu. Azal bölgesi; petrol zengini olan Marib (Saba bölgesi) ve denize açılan stratejik liman kenti Hudeyde'den (Tihame bölgesi) Husileri tamamen koparıyor, fakir ve dağlık bir alana sıkıştırıyordu. Husiler bu sınır çizimini "kendilerini cezalandırma haritası" olarak gördüler ve müzakereden çekildiler.
Akaryakıt zamlarına karşı halkın öfkesini arkasına alan Husi Ensarullah Hareketi Eylül 2014’te, eski Cumhurbaşkanı Salih ve ona bağlı silahlı unsurların da desteğini alarak başkent Sana’yı nerdeyse bir dirençle karşılaşmadan ele geçirdi, 6 Şubat 2015’te meclisi resmen feshettiklerini ve ülkeyi yönetecek bir "Devrim Komitesi" kurduklarını açıklayarak yönetime tamamen el koydular. Bu gelişmeler üzerine Cumhurbaşkanı Abdrabbuh Mansur Hadi kendisini destekleyen Suudi Arabistan'a kaçtı. Sonuç bir bakıma, Bakılani kabilelerinin 50 yıllık Haşid baskısına karşı aldığı bir intikam niteliğindeydi.