Tamamen kuruduktan sonra torbaların içine doldurup tanelerini ayırmak için sopalarla vurarak dövüyoruz. Mısır unundan kendi ekmeğimizi yapıyoruz, lezzetli çorbalar hazırlıyoruz. Balık kızartırken de bu unu kullanıyoruz. Bu meslek bize dedemizden ve babamızdan kaldı. Dedem yaptı, babam yaptı, şimdi de bu işi ben sürdürüyorum. İnşallah gelecekte çocuklarımız da bu geleneksel işi yapmaya devam eder."
Günümüzde gelişmiş tarım makineleri kullanılmasına rağmen eski usul üretimden asla vazgeçmediklerini vurgulayan Gürtürk, ürettikleri doğal mısırın büyük bölümünü ailece kendilerinin tükettiğini, ihtiyaçlarından fazlasını ise satarak aile bütçesine katkı sağladıklarını dile getirdi.
Geleneksel yöntemlerle üretilen katkısız mısır ununun farklı büyükşehirlerden de yoğun talep gördüğünü belirten Murat Gürtürk, sözlerini şöyle tamamladı:
"Şimdi günümüzde gelişmiş biçerdöverler ve makineler var, nitekim kimileri işini makinelerle yapıyor. Biz ise dedelerimizden gördüğümüz eski usullere ısrarla devam ediyoruz. El emeği ile yaptığımız için hem yemesi daha keyifli oluyor hem de lezzeti çok daha güzel oluyor. Biz bunu öncelikle kendimiz evimizde tüketmek için yapıyoruz, fazla kalanı da isteyenlere satıyoruz. Sağlığa ve vücuda çok sayıda faydasının olduğunu da söylüyorlar. Yaptığımız mısır ekmeklerini doğal yoğurda ve süte doğrayıp yiyoruz, gerçekten çok lezzetli oluyor.
Bu koskoca köyde bu geleneksel işi sadece ben ve amcam yapıyoruz. Herkes zahmetli olduğu için bu işi bıraktı, sadece biz yaşatmaya çalışıyoruz. Biz bu işi gönülden istediğimiz için uğraşıyoruz. Mısır ununun vücuda çok faydası var. Bugün ürettiğimiz bu özel undan İstanbul'a kadar sipariş üzerine gönderdiğimiz zamanlar dahi oluyor."