AKİT MENÜ

Kadın - Aile

Ata yadigarı, dededen toruna kalan o süper lezzet: Yemek için Türkiye'nin her yerinden sipariş veriyorlar

Muş’un Alaniçi köyünde modern tarım teknolojilerine adeta meydan okuyan bir lezzet geleneği yaşatılıyor! İlkbaharda ekilip orakla biçilen, damlarda kurumaya bırakıldıktan sonra sopalarla dövülerek tanelerine ayrılan ata yadigarı mısırlar, el emeğiyle una dönüştürülüyor. Üreticiler, dedelerinden kalan yöntemi yaşatırken elde edilen mısır unu Türkiye’nin farklı kentlerinden talep görüyor. Vücuda hızlı ve kaliteli süper enerji sağlayan güçlü bir besin kaynağıdır.

3

Muş’un Alaniçi köyünde mısır hasadı, günümüz modern tarım makineleri yerine tamamen geleneksel ve el emeğine dayalı eski usullerle gerçekleştiriliyor.

4

İlkbahar mevsiminde toprağın işlenmesiyle ekimi yapılan mısırlar, yetişme süreci boyunca büyük bir titizlikle sulandıktan sonra sonbaharda hasat zamanı tek tek orakla biçiliyor. Tarladan orakla biçilen mısırlar koçan saplarından ayrılarak evlerin damlarına seriliyor ve yaklaşık 15 gün boyunca yakıcı güneşin altında kurumaya bırakılıyor. Tamamen kuruyan mısırlar ardından torbalara doldurularak tanelerinin koçandan ayrılması için sopalarla vurularak dövülüyor. Binbir emekle hazırlanan mısır taneleri, su değirmenlerinde ve değirmenlerde öğütülerek katıksız un haline getiriliyor. Mısır unundan nar gibi pişen ekmekler ve lezzetli çorbalar yapan üreticiler, bu özel unu aynı zamanda balık kızartmalarında da çıtırlık vermesi için kullanıyor.

5

Mesleğin ve bu kadim geleneksel üretimin kendisine ailesinden miras kaldığını belirten üretici Murat Gürtürk, Alaniçi köyünde eski usullerle mısır üretimini gururla sürdürdüğünü ifade ederek şunları söyledi: "Köyümüzde mısır ekimi yapıyorum. İlkbahar mevsiminde tarlamı özenle sürdükten sonra mısırların ekimini gerçekleştirdim. Yaz boyunca sulamasını da büyük bir titizlikle yapıyoruz. Hasat dönemi geldiğinde biz bu mısırları dev makinelerle değil, orakla tek tek biçiyoruz. Biçtikten sonra saplarından ayırıyoruz. Mısırları kuruması için evlerin damlarına seriyoruz ve yaklaşık 15 gün kadar bekliyoruz.

6

Tamamen kuruduktan sonra torbaların içine doldurup tanelerini ayırmak için sopalarla vurarak dövüyoruz. Mısır unundan kendi ekmeğimizi yapıyoruz, lezzetli çorbalar hazırlıyoruz. Balık kızartırken de bu unu kullanıyoruz. Bu meslek bize dedemizden ve babamızdan kaldı. Dedem yaptı, babam yaptı, şimdi de bu işi ben sürdürüyorum. İnşallah gelecekte çocuklarımız da bu geleneksel işi yapmaya devam eder." Günümüzde gelişmiş tarım makineleri kullanılmasına rağmen eski usul üretimden asla vazgeçmediklerini vurgulayan Gürtürk, ürettikleri doğal mısırın büyük bölümünü ailece kendilerinin tükettiğini, ihtiyaçlarından fazlasını ise satarak aile bütçesine katkı sağladıklarını dile getirdi. Geleneksel yöntemlerle üretilen katkısız mısır ununun farklı büyükşehirlerden de yoğun talep gördüğünü belirten Murat Gürtürk, sözlerini şöyle tamamladı: "Şimdi günümüzde gelişmiş biçerdöverler ve makineler var, nitekim kimileri işini makinelerle yapıyor. Biz ise dedelerimizden gördüğümüz eski usullere ısrarla devam ediyoruz. El emeği ile yaptığımız için hem yemesi daha keyifli oluyor hem de lezzeti çok daha güzel oluyor. Biz bunu öncelikle kendimiz evimizde tüketmek için yapıyoruz, fazla kalanı da isteyenlere satıyoruz. Sağlığa ve vücuda çok sayıda faydasının olduğunu da söylüyorlar. Yaptığımız mısır ekmeklerini doğal yoğurda ve süte doğrayıp yiyoruz, gerçekten çok lezzetli oluyor. Bu koskoca köyde bu geleneksel işi sadece ben ve amcam yapıyoruz. Herkes zahmetli olduğu için bu işi bıraktı, sadece biz yaşatmaya çalışıyoruz. Biz bu işi gönülden istediğimiz için uğraşıyoruz. Mısır ununun vücuda çok faydası var. Bugün ürettiğimiz bu özel undan İstanbul'a kadar sipariş üzerine gönderdiğimiz zamanlar dahi oluyor."