Aktüel
12 Ada için yeni çağrı: Yunanistan, Paris Antlaşması'na uyduğu BM'ye belgelensin
Abdülhamid Han Kültür Eğitim Derneği Genel Başkanı Turgay Yazıcı, çok sayıda ada için çağrı yaptı.
Aktüel
Abdülhamid Han Kültür Eğitim Derneği Genel Başkanı Turgay Yazıcı, çok sayıda ada için çağrı yaptı.
Abdülhamid Han Kültür Eğitim Derneği Genel Başkanı Turgay Yazıcı: “Egemenlik tartışması değil, antlaşmaya uyma meselesi! Türkiye'nin 1975'te BM'ye taşıdığı Dodekanes'in askerden arındırılmış statüsü yeniden gündeme gelmeli”
Abdülhamid Han Kültür Eğitim Derneği Genel Başkanı Turgay Yazıcı, Adalar Denizi'nde Türkiye'nin güvenliği ve uluslararası hukuktan doğan hakları açısından kritik önem taşıyan Dodekanes adalarının askerî statüsüne ilişkin dikkat çeken bir çağrıda bulundu.
Yazıcı, Yunanistan'ın Dodekanes'teki askerî faaliyetlerinin 1947 Paris Barış Antlaşması'nda öngörülen askerden arındırılmış statüyle bağdaşmadığını belirterek, Atina'nın antlaşmaya uygun hareket ettiğini Birleşmiş Milletler nezdinde açıkça ortaya koyması gerektiğini ifade etti. “EGEMENLİK TARTIŞMASI DEĞİL, ANTLAŞMAYA UYMA MESELESİ” 1947 Paris Barış Antlaşması'nın 14. maddesi, İtalya'nın Dodekanes adalarını Yunanistan'a tam egemenlik altında devretmesini düzenliyor. Aynı maddenin devamında ise söz konusu adaların askerden arındırılmış olacağı ve bu statünün devam edeceği hükme bağlanıyor. Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı da Dodekanes'in 1947 Paris Barış Antlaşması kapsamında sürekli gayriaskerî statüye tabi olduğunu ve Yunanistan'ın bu statüyü ihlal ettiğini açıkça ortaya koyuyor. Image
Yazıcı, Yunanistan'ın Dodekanes'teki askerî faaliyetlerinin 1947 Paris Barış Antlaşması'nda öngörülen askerden arındırılmış statüyle bağdaşmadığını belirterek, Atina'nın antlaşmaya uygun hareket ettiğini Birleşmiş Milletler nezdinde açıkça ortaya koyması gerektiğini ifade etti. “EGEMENLİK TARTIŞMASI DEĞİL, ANTLAŞMAYA UYMA MESELESİ” 1947 Paris Barış Antlaşması'nın 14. maddesi, İtalya'nın Dodekanes adalarını Yunanistan'a tam egemenlik altında devretmesini düzenliyor. Aynı maddenin devamında ise söz konusu adaların askerden arındırılmış olacağı ve bu statünün devam edeceği hükme bağlanıyor. Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı da Dodekanes'in 1947 Paris Barış Antlaşması kapsamında sürekli gayriaskerî statüye tabi olduğunu ve Yunanistan'ın bu statüyü ihlal ettiğini açıkça ortaya koyuyor. “Avrupa'da Konvansiyonel Silahlı Kuvvetler Antlaşması.” Yazıcı, bu noktada uluslararası hukuk bakımından cevaplanması gereken açık bir soru bulunduğunu söyledi: “Bir tarafta 1947 Paris Barış Antlaşması'nın Dodekanes'in askerden arındırılmış olacağını ve bu statünün devam edeceğini söyleyen açık hükmü var. Diğer tarafta ise Yunanistan'ın CFE kapsamında askerî varlık bildiriminden söz ettiğini görüyoruz. O halde soruyoruz: CFE kapsamında yapılan bir bildirim, Paris Antlaşması'nın askerden arındırma yükümlülüğünü hangi hukuki gerekçeyle ortadan kaldırabilir?” “Bir bildirimin yapılmış olması, antlaşmayla getirilen yükümlülüğü kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Yunanistan, bu iki uluslararası hukuk düzenlemesini nasıl bağdaştırdığını açıklamak zorundadır.” “GÜVENLİK GEREKÇESİ ANTLAŞMA YÜKÜMLÜLÜĞÜNÜ ORTADAN KALDIRMAZ” Yazıcı, Yunanistan'ın ada askerîleştirmesine ilişkin güvenlik ve savunma gerekçelerini de eleştirdi. “Yunanistan'ın güvenlik gerekçesi ileri sürmesi, Türkiye Cumhuriyeti'nin güvenlik hassasiyetlerini ve uluslararası hukuktan doğan haklarını ortadan kaldırmaz. Türkiye'nin hemen karşı kıyısındaki adaların antlaşmayla belirlenmiş askerî statüsünün değiştirilmesi, Türkiye açısından doğrudan bir güvenlik meselesidir.” “Bir devletin kendi güvenliğini gerekçe göstermesi, uluslararası antlaşmalardan doğan açık yükümlülüklerini tek taraflı olarak ortadan kaldırabileceği anlamına gelmez.” Yunanistan ise Türkiye'nin bu konudaki itirazlarını kabul etmiyor ve 1947 Paris Barış Antlaşması'na Türkiye'nin taraf olmadığını, ayrıca kendi savunma hakkının bulunduğunu savunuyor. Yazıcı'ya göre bu karşılıklı hukuki tezlerin Birleşmiş Milletler kayıtları ve uluslararası hukuk çerçevesinde daha açık biçimde ortaya konulması gerekiyor.
“BM'NİN ÖNÜNE ÜÇ NET SORU KONULMALI” Yazıcı, uluslararası kamuoyunun dikkatine sunulmak üzere üç temel sorunun gündeme getirilmesini önerdi: 1. 1947 Paris Barış Antlaşması'nın 14. maddesinde yer alan askerden arındırma yükümlülüğü bugün geçerli midir? 1. Yunanistan'ın Dodekanes'teki askerî varlığını CFE kapsamında bildirmesi, Paris Antlaşması'nın askerden arındırma hükmüyle nasıl bağdaşmaktadır? 1. Yunanistan'ın askerî varlığını savunmak için ileri sürdüğü hukuki gerekçeler, 1947 Paris Barış Antlaşması'ndaki açık yükümlülüklerle nasıl bağdaştırılmaktadır? “TÜRKİYE'NİN HAKLARI ULUSLARARASI ALANDA DAHA GÜÇLÜ ANLATILMALI” Turgay Yazıcı, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin Adalar Denizi'ndeki hak ve güvenlik hassasiyetlerinin uluslararası kamuoyunda daha görünür hale getirilmesi gerektiğini belirtti. “Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin haklarını tartışmaya açmıyoruz; tam tersine bu hakların uluslararası hukuk temelinde daha güçlü şekilde savunulmasını ve anlatılmasını istiyoruz.” “Türkiye'nin elinde antlaşmalar, Birleşmiş Milletler kayıtları ve onlarca yıllık diplomatik belgeler bulunmaktadır. Yapılması gereken, bu belgeleri güçlü bir hukuk dosyası haline getirerek dünyanın önüne koymaktır.” “YUNANİSTAN'A ÇAĞRIMIZ NET: ANTLAŞMAYA UYUN!” Yazıcı açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Yunanistan'a çağrımız nettir: 1947 Paris Barış Antlaşması'nın hükümlerine uyun. Eğer uyduğunuzu düşünüyorsanız, bunu Birleşmiş Milletler önünde belgeleriyle ortaya koyun.” “Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin güvenliği ve millî menfaatleri tartışma konusu değildir. Türkiye, uluslararası hukuktan doğan haklarını bilen, savunan ve gerektiğinde bunları uluslararası platformlarda kararlılıkla ortaya koyan köklü bir devlettir.” “Bizim çağrımız savaş değil, hukuk çağrısıdır. Bizim istediğimiz gerilim değil, antlaşmalara uyulmasıdır. Adalar Denizi'nde kalıcı barış ve istikrarın yolu, uluslararası hukuka ve imzalanmış antlaşmalara eksiksiz riayet edilmesinden geçmektedir.” “1947 Paris Barış Antlaşması ortadadır. Türkiye'nin itirazları ortadadır. BM kayıtları ortadadır. Şimdi cevap vermesi gereken taraf Yunanistan'dır: Paris Antlaşması'na uyduğunu Birleşmiş Milletler'e belgeleyebilecek midir?” Abdülhamid Han Kültür Eğitim Derneği Genel Başkanı Turgay Yazıcı UYDUĞUNU BM'YE BELGELESİN” Yazıcı, Türkiye'nin bu konudaki itirazlarının yeni olmadığını hatırlattı. Türkiye, 8 Nisan 1975 tarihinde Birleşmiş Milletler'e gönderdiği resmî yazıyla Dodekanes'in askerîleştirilmesinin 1947 Paris Barış Antlaşması'nın 14. maddesine aykırı olduğunu BM Güvenlik Konseyi'nin dikkatine sunmuştu. Türkiye'nin 1975 tarihli belgesinde, adaların antlaşma gereğince askerden arındırılmış tutulması gerektiği açıkça vurgulanmıştı. Yazıcı, aradan geçen yıllara rağmen meselenin hukuki açıdan önemini koruduğunu belirterek şöyle dedi: “Türkiye bu meseleyi bugün ilk defa gündeme getirmiyor. Türkiye Cumhuriyeti Devleti 1975 yılında da Birleşmiş Milletler'e bu konuda resmî bildirimde bulunmuştur. Dolayısıyla bugün yapılması gereken, Türkiye'nin haklı ve hukuki tezlerini daha güçlü bir dosya halinde uluslararası kamuoyunun önüne koymaktır.” “CFE NEDİR? PARİS ANTLAŞMASI'NIN HÜKMÜYLE NASIL BAĞDAŞIYOR?” Yazıcı, Yunanistan'ın kendi Dışişleri Bakanlığı'nın Dodekanes'te Ulusal Muhafız varlığının bulunduğunu ve bu varlığın CFE hükümleri kapsamında bildirildiğini ifade etmesine de dikkat çekti. CFE, İngilizce Conventional Armed Forces in Europe ifadesinin kısaltmasıdır. Türkçesi: “Avrupa'da Konvansiyonel Silahlı Kuvvetler Antlaşması.” Yazıcı, bu noktada uluslararası hukuk bakımından cevaplanması gereken açık bir soru bulunduğunu söyledi: “Bir tarafta 1947 Paris Barış Antlaşması'nın Dodekanes'in askerden arındırılmış olacağını ve bu statünün devam edeceğini söyleyen açık hükmü var. Diğer tarafta ise Yunanistan'ın CFE kapsamında askerî varlık bildiriminden söz ettiğini görüyoruz. O halde soruyoruz: CFE kapsamında yapılan bir bildirim, Paris Antlaşması'nın askerden arındırma yükümlülüğünü hangi hukuki gerekçeyle ortadan kaldırabilir?” “Bir bildirimin yapılmış olması, antlaşmayla getirilen yükümlülüğü kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Yunanistan, bu iki uluslararası hukuk düzenlemesini nasıl bağdaştırdığını açıklamak zorundadır.” “GÜVENLİK GEREKÇESİ ANTLAŞMA YÜKÜMLÜLÜĞÜNÜ ORTADAN KALDIRMAZ” Yazıcı, Yunanistan'ın ada askerîleştirmesine ilişkin güvenlik ve savunma gerekçelerini de eleştirdi. “Yunanistan'ın güvenlik gerekçesi ileri sürmesi, Türkiye Cumhuriyeti'nin güvenlik hassasiyetlerini ve uluslararası hukuktan doğan haklarını ortadan kaldırmaz. Türkiye'nin hemen karşı kıyısındaki adaların antlaşmayla belirlenmiş askerî statüsünün değiştirilmesi, Türkiye açısından doğrudan bir güvenlik meselesidir.” “Bir devletin kendi güvenliğini gerekçe göstermesi, uluslararası antlaşmalardan doğan açık yükümlülüklerini tek taraflı olarak ortadan kaldırabileceği anlamına gelmez.” Yunanistan ise Türkiye'nin bu konudaki itirazlarını kabul etmiyor ve 1947 Paris Barış Antlaşması'na Türkiye'nin taraf olmadığını, ayrıca kendi savunma hakkının bulunduğunu savunuyor. Yazıcı'ya göre bu karşılıklı hukuki tezlerin Birleşmiş Milletler kayıtları ve uluslararası hukuk çerçevesinde daha açık biçimde ortaya konulması gerekiyor. “BM'NİN ÖNÜNE ÜÇ NET SORU KONULMALI” Yazıcı, uluslararası kamuoyunun dikkatine sunulmak üzere üç temel sorunun gündeme getirilmesini önerdi: 1. 1947 Paris Barış Antlaşması'nın 14. maddesinde yer alan askerden arındırma yükümlülüğü bugün geçerli midir? 1. Yunanistan'ın Dodekanes'teki askerî varlığını CFE kapsamında bildirmesi, Paris Antlaşması'nın askerden arındırma hükmüyle nasıl bağdaşmaktadır? 1. Yunanistan'ın askerî varlığını savunmak için ileri sürdüğü hukuki gerekçeler, 1947 Paris Barış Antlaşması'ndaki açık yükümlülüklerle nasıl bağdaştırılmaktadır? “TÜRKİYE'NİN HAKLARI ULUSLARARASI ALANDA DAHA GÜÇLÜ ANLATILMALI” Turgay Yazıcı, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin Adalar Denizi'ndeki hak ve güvenlik hassasiyetlerinin uluslararası kamuoyunda daha görünür hale getirilmesi gerektiğini belirtti. “Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin haklarını tartışmaya açmıyoruz; tam tersine bu hakların uluslararası hukuk temelinde daha güçlü şekilde savunulmasını ve anlatılmasını istiyoruz.” “Türkiye'nin elinde antlaşmalar, Birleşmiş Milletler kayıtları ve onlarca yıllık diplomatik belgeler bulunmaktadır. Yapılması gereken, bu belgeleri güçlü bir hukuk dosyası haline getirerek dünyanın önüne koymaktır.” “YUNANİSTAN'A ÇAĞRIMIZ NET: ANTLAŞMAYA UYUN!” Yazıcı açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Yunanistan'a çağrımız nettir: 1947 Paris Barış Antlaşması'nın hükümlerine uyun. Eğer uyduğunuzu düşünüyorsanız, bunu Birleşmiş Milletler önünde belgeleriyle ortaya koyun.” “Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin güvenliği ve millî menfaatleri tartışma konusu değildir. Türkiye, uluslararası hukuktan doğan haklarını bilen, savunan ve gerektiğinde bunları uluslararası platformlarda kararlılıkla ortaya koyan köklü bir devlettir.” “Bizim çağrımız savaş değil, hukuk çağrısıdır. Bizim istediğimiz gerilim değil, antlaşmalara uyulmasıdır. Adalar Denizi'nde kalıcı barış ve istikrarın yolu, uluslararası hukuka ve imzalanmış antlaşmalara eksiksiz riayet edilmesinden geçmektedir.” “1947 Paris Barış Antlaşması ortadadır. Türkiye'nin itirazları ortadadır. BM kayıtları ortadadır. Şimdi cevap vermesi gereken taraf Yunanistan'dır: Paris Antlaşması'na uyduğunu Birleşmiş Milletler'e belgeleyebilecek midir?” Abdülhamid Han Kültür Eğitim Derneği Genel Başkanı Turgay Yazıcı