Yüksek bütçe açığı nedeniyle Fransa yaklaşık iki yıldır Avrupa Birliği’nin özel mali gözetimi altında bulunuyor.
Paris yönetimi, 2027’de bütçe açığını GSYH’nin yüzde 5’ine indirmeyi hedefliyor. Ancak bu oran dahi AB’nin yüzde 3’lük referans seviyesinin oldukça üzerinde kalacak.
Üstelik bütçenin sıkılaştırılacağı 2027, Fransa’da yeni cumhurbaşkanı ve hükümetin belirleneceği seçim dönemine denk geliyor. Bu durum hükümetin kamu harcamalarını azaltmaya yönelik adımlarını siyasi açıdan daha hassas hale getiriyor. Başbakan Sebastian Lecornu, hükümetin 2027 bütçesinde toplam 54 milyar avro, yaklaşık 62 milyar dolar tutarında düzeltme ve kesinti yapmayı planladığını açıkladı.
Hükümet, hazırladığı bütçe önlemlerini makroekonomik açıdan uygulanabilirliğinin değerlendirilmesi amacıyla bağımsız mali denetim organı Kamu Maliyesi Yüksek Konseyi’ne (HCFP) sundu.
Ancak yaklaşan seçimler nedeniyle emeklilere sağlanan vergi indirimlerinin azaltılması gibi siyasi ve toplumsal açıdan hassas bazı düzenlemelerde nihai kararın parlamentoya bırakılması planlanıyor. 54 milyar avroluk tasarruf planının toplum üzerindeki etkileri de Fransa’da yeni bir tartışma başlattı.
Meclis bütçe komisyonu başkanı, kesintilerin toplumun farklı kesimlerini ayrım gözetmeden etkilemesi halinde en ağır yükün düşük gelirli kesimlerin üzerinde kalacağı uyarısında bulundu.
Kamu Maliyesi Yüksek Konseyi Başkanı Amélie de Montchalin ise Fransa’nın mali durumunun henüz geri dönülemez bir noktaya ulaşmadığını savundu.
Montchalin, “Kriz ne kesin ne kaçınılmaz; üstelik tek olası sonuç da değil.” ifadelerini kullanarak hızlı ve sorumlu kararlarla mevcut gidişatın değiştirilebileceğini söyledi.
“Fransa’nın kaderi mühürlenmiş değil.” diyen Montchalin, gerekli mali kararların zamanında alınmasının önemini vurguladı.
Kaynak: Euronews