Türkiye-ABD işbirliğinin barış ve istikrarı ilerletmenin komşu bölgelerde de birlikte hareket edebileceğine işaret eden Fidan, Kafkasya'da Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki barış sürecini desteklediklerini, Karadeniz'de gerilim tırmanması risklerini azaltmayı, seyrüsefer güvenliğini sağlamayı ve Karadeniz'i bir sorun kaynağı değil, işbirliği kaynağı haline getirmeyi hedeflediklerini belirtti.
Fidan, Ukrayna'da kalıcı barışa ulaşmak için diyaloğu ve diplomasiyi de desteklediklerini belirterek, bu amaçla hem Kiev hem de Moskova’yla iletişim kanallarının sürdüğünü bildirdi.
Balkanlar'da ise Bosna-Hersek'teki ve Sırbistan ile Kosova arasındaki gerilimleri derinleşmeden ele alınması gerektiğine dikkati çeken Fidan, “Yakın koordinasyon ve önleyici diplomasi, bu bölgelerdeki kırılgan istikrarın korunmasına ve güçlendirilmesine yardımcı olabilir. Aynı ilkeyle hareket ediyoruz; meşru kurumları güçlendirmek, bölgesel sahiplenmeyi desteklemek ve güvenlik ile ekonomik fırsat arasında güçlü bir bağ kurmak.” dedi.
Uluslararası düzende yaşanan dönüşümün daha fazla bölgesel sahiplenmeyi gerektirdiğini yineleyen Fidan, küresel güçler ile kapasitesi bulunan bölgesel aktörler arasında etkin ortaklık kurulmasını da gerektirdiğini dile getirdi.
Dışişleri Bakanı Fidan, “100. yıla yaklaşırken tarihimiz, birlikte neler başarabileceğimizi kanıtlıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Başkan Trump arasındaki kimyanın güçlendirdiği bu güçlü ivmenin, farklı bölgelerde ve farklı meselelerde işbirliğimizi kurumsallaştırmamıza ve derinleştirmemize yardımcı olacağına kesinlikle inanıyorum.” değerlendirmesinde bulundu.
Libya, Sudan veya Afrika genelindeki krizler gibi bazı zorlu alanlarda ABD-Türkiye işbirliğinin uzun süreli çatışmalarda gerçek bir fark yarattığını belirten Fidan, “ABD ile diplomatik ilişkilerimizin 2'nci yüzyılında hedefimiz; Türk-Amerikan ortaklığını küresel barış ve istikrarın daha büyük yararı için kullanmaktır.” dedi.
Türkiye’nin öncülük ettiği Mekke İttifakı üzerinden yürüttüğü “bölgesel sahiplenme” politikasına değinen Fidan, “ABD, kendisini yeni bir döneme doğru dönüştürüyor. Bizler bunu ABD’nin küresel politikasının ne olacağını hesap ederek yaptığımız bir şey değil. Bu, bizim uzunca süredir inandığımız bir süreçti.” ifadesini kullandı.
Fidan, dışarıdan aktörlerin “iyi, kötü ve başka sebeplerle” bölgeye müdahale ettiğini ancak aradan geçen sürenin ardından bölge ülkelerinin olgunlaştığını belirterek, şu ifadeleri kullandı:
“Bölge ülkeleri, Türkiye olarak bizim dile getirdiğimiz ‘hakimiyet, boyun eğme yok bilakis işbirliği var’ düsturunu öğrendiler. Bu, bölgesel siyasetimiz için temel unsur. Bizler, Mekke Anlaşması ile eş zamanlı olarak ‘bölgesel sahiplenme’ düsturuna bir başlangıç teklif ediyoruz. Çünkü bölgemizde uzunca bir süredir bölgesel ülkeler arasındaki güven eksikliğini görüyoruz.”
Bölgedeki savaşların, dış güçlerin buraya çekilmesinin, “hatta bazı ülkelerin başkalarının ajandasını yürütmek adına birbirleriyle savaşmasının” güvensizlikten kaynaklandığına dikkati çeken Fidan, “Şimdi burada ihtiyacımız olan sadece güvenlik için bir araya gelmek için değil, her birimizin güvenliği, toprak bütünlüğü ve egemenliği için bir bağlılık ortaya koymak. Bu, bizim bölgemizden uzunca bir süredir eksik olan bir durum.” değerlendirmesinde bulundu.
Fidan, “Türkiye, uzunca bir süredir bu bölgede devlet olarak var ama bölgemizdeki bazı ülkeler henüz genç. Modern çağda ulus devletlerin daha iyi işbirliği yaptığını anlamaları biraz zaman aldı. Avrupa ve diğer yerlerde benzerini gördük neden burada öğrenilen dersleri burada uygulamayalım.” dedi.
Birleşmiş Milletler (BM) üyesi, sınırları belirli ve başkalarının sınırlarıyla sorunu olmayan ve egemenliğe sahip ülkelerin “işbirliği” ve “bu işbirliğini kurumsallaştırmak” dışında seçeneği olmadığına dikkati çeken Fidan, bölgede önce ekonomik işbirliğinin bunun güvenlikle devam edeceği yönünde bir inanç olduğunu ancak güven eksikliğinde bunun zorlaştığını vurguladı.
Fidan, “Her şeyden önce birbirimizin güvenlik, egemenlik ve toprak bütünlüğüne bağlılık ortaya koymalıyız. Bu tür konularda uyumluluk da önemli, ne tür bir bürokrasinizin olduğu da önemli. Bunu bölgemize iyi bir örnek olması için çalıştırmalıyız. Aksi takdirde karşılaştığımız her sorun bizi etkiliyor. Bu etkinin de küresel sonuçları oluyor.” diye konuştu.
Mekke İttifakı’nın kurulmasında neyin etkili olduğunun sorulması üzerine Fidan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliği döneminde yakın geçmişten ders çıkarıldığını, yapılması gerekenlerin tespit edildiğini dile getirerek, şunları kaydetti:
"(Mekke İttifakı) Bunu son 5-6 yıldır düşünüyoruz ancak ülkeleri buna ikna etmek zaman aldı. Sanırım bu süreçte, bu ülkeler de ders çıkardı. Şimdi onlar da bölgesel işbirliği ve dayanışmanın önemini anladı. Bölgede bir sorunu gideriyoruz sonra yenisi başlıyor. Bölge, birçok soruna gebe. Böylece bu yapısal sorunun derin bir analizini yapmamız gerekiyor…Ortaklarımız Suudi Arabistan, Pakistan ile bir yol haritamız var. Bu bölgesel yapının parçası olmak isteyen ülkeler var. Bizim fikrimiz, bunu kurumsallaştırdığımızda, başka ülkelere katılım için davet açık olacak."