AKİT MENÜ

Aktüel

Esra Aydın’dan çarpıcı bir yazı: Sultana yakın olanın gölgesi olmaz

Fon krizinin gündemde olduğu, siyasette ve kamuoyunda dikkat çeken tartışmaların öne çıktığı bir dönemde yazar Esra Aydın, “Sultana yakın olanın gölgesi olmaz” başlıklı yazısında makam ve nüfuzun beraberinde getirdiği sorumluluğa dikkat çekti. Aydın, dünyevi makamlara yakınlığın ağır bir imtihan, Hakk’a yakınlığın ise nefisle mücadele ve arınma olduğunu vurguladı.

3

Fon krizinin yaşandığı, siyasette ve kamuoyunda dikkat çeken gelişmelerin peş peşe yaşandığı bir dönemde yazar Esra Aydın, “Sultana yakın olanın gölgesi olmaz” başlıklı köşe yazısıyla makam, güç, itibar ve Hakk’a yakınlık kavramlarını tasavvufi bir bakış açısıyla ele aldı.

4

Aydın, yazısında özellikle güç ve makam sahiplerine yakın olmanın beraberinde büyük bir sorumluluk getirdiğine dikkat çekerek, “Sultana yakın olanın sözü daha çok duyulur, fakat hesabı da daha büyüktür. “Kurb-u sultan âteş-i sûzan” derler; yani sultana yakınlık, yakıcı bir ateştir. Dünya hayatında da böyledir. Güç sahibine, makama, itibara ve nüfuza yaklaştıkça insanın üzerindeki sorumluluk artar. Uzaktan bakıldığında makam bir nimet gibi görünür; yaklaştıkça ağırlığı, imtihanı ve bedeli hissedilir” değerlendirmesinde bulundu.

5

Yakınlığın yalnızca bir ayrıcalık olmadığını, aynı zamanda ağır bir emanet olduğunu vurgulayan Aydın, meseleyi dünyevi makamlardan ilahi yakınlığa taşıdı.

6

“Hakikî sultan Allah’tır” diyen Aydın, Allah’a yaklaşmanın insanın nefsinden uzaklaşması anlamına geldiğini ifade etti. Nefsin alıştığı rahatlık, kibir, gösteriş ve benlik duygusundan sıyrılmadan gönlün saflaşmayacağını belirten Aydın, Hakk’a kurbiyetin nefsi yakan bir arınma olduğunu dile getirdi. Yazıda, insanın Allah’a yaklaştıkça kendi acziyetini daha fazla fark edeceğine işaret edilerek, “Ben küçülür, hakikat büyür. İddia azalır, teslimiyet çoğalır” ifadelerine yer verildi.

7

Aydın, tasavvuf geleneğinde insanın manevi yolculuğunu anlatan “Hamdım, piştim, yandım” sözünü de yazısının merkezine taşıdı. Bu sözün insanın manevi olgunlaşma ve ilahi aşk yolculuğunu sembolize ettiğini belirten Aydın, “hamdım” ifadesini insanın hayatın ve hakikatin anlamını henüz tam olarak kavrayamadığı ilk dönem; “piştim” ifadesini tecrübeler, ilim ve sabırla nefsin terbiye edildiği olgunlaşma süreci; “yandım” ifadesini ise benlik ve egodan sıyrılarak ilahi aşkın ateşiyle kavrulma ve hakikate yönelme merhalesi olarak yorumladı.

8

Fon krizinin tartışıldığı, siyasette güç, makam ve sorumluluk kavramlarının yeniden gündeme geldiği bir dönemde kaleme alınan yazıda, dünyevi makamlarla manevi makam arasındaki fark da dikkat çekici bir şekilde ortaya konuldu. Aydın, bu düşüncesini şu ifadelerle özetledi: “Çünkü ateşe yaklaşan ısınır; Hakk’a yaklaşan ise yanar ve dönüşür. Dünya sultanına yakınlık insanı makamın ateşiyle, Hakk’ın sultanına yakınlık ise nefsin ateşiyle sınar. Birinde makam seni sınar, diğerinde makam sevgisinden vazgeçişin…” Aydın yazısının son bölümünde ise asıl meselenin sultana yakın olmak değil, sultanın rızasına layık olabilmek olduğuna dikkat çekti.