Rapordaki bir başka dikkat çekici veri, madencilik faaliyetlerinin Yarlung Tsangpo Havzası'ndaki yoğunluğu oldu.
Tibet Özerk Bölgesi genelindeki maden ruhsatlarının yüzde 48,6’sının bu havzada bulunduğu belirtildi.
Böylece madenciliğin en yoğun olduğu alanlardan biri ile Himalayalar’daki sınır aşan su sistemlerinin kaynak bölgeleri aynı coğrafyada buluşuyor.
Bölgedeki tehlike yalnızca madenlerin buzullara uzaklığı üzerinden tartışılmıyor.
Hazırlanan çalışmada Çin ile Nepal arasındaki sınır aşan havzalarda en az 47 buzul gölünün, buzul gölü taşkını olarak bilinen GLOF açısından potansiyel tehlike taşıdığı belirtildi.
Tibet’ten doğan İndus, Ganj, Brahmaputra, Salween, Yangtze, Irrawaddy ve Mekong gibi büyük nehir havzalarında da henüz kayıt altına alınmamış buzul göllerinin bulunabileceği ifade ediliyor.
Himalayalar’da iklim değişikliğinin buzullar ve donmuş toprak üzerindeki etkileri devam ederken yüksek rakımlı bölgelerdeki madencilik faaliyetleri de ayrı bir risk başlığı oluşturuyor.
Kazı, patlatma, maden atıklarının biriktirilmesi ve doğal su yollarının değiştirilmesi gibi işlemlerin hassas arazi yapısı üzerindeki baskıyı artırabileceğine dikkat çekiliyor.
Bu faaliyetlerin buzul çekilmesi, permafrost çözülmesi, yamaç dengesizliği ve buzul göllerindeki büyümeyle birleşmesi halinde aşağı havzalardaki sel ve taşkınların etkisinin ağırlaşabileceği belirtiliyor.