"Uluslararası dijital hukukta tarihi bir eşik"
Gelişmelerin uluslararası dijital hukuk noktasında tarihi bir eşik olduğunu belirten Pekel, "Bu doğrultuda mahkeme, Avrupa Adalet Divanı’nın Haziran ayındaki emsal kararına da atıfta bulunarak üç temel yükümlülük getirdi. Sahte reklamları derhal kaldırmak, mağdurlara tazminat ödemek ve bu sahte reklamlardan ne kadar gelir elde ettiğini şeffafça açıklamak. Karar henüz kesinleşmemiş ve temyiz yolu açık olsa da, uluslararası dijital hukuk açısından tarihi bir eşiktir. Peki, bu sahte reklamlarda hukuki sorumluluk tam olarak kime ait? Burada ikili bir sorumluluk yapısı var. İlki ve asıl fail, bu reklamı verip vatandaşımızı dolandıran üçüncü kişilerdir; doğrudan ceza ve tazminat sorumlulukları bulunur. İkincisi ise sosyal medya platformlarıdır. Platformlar 'Reklamı ben vermedim' diyerek kenara çekilemez. Çünkü sahte içerik kendilerine bildirildiği halde bunu makul sürede kaldırmıyor, üstelik algoritmalarıyla bu içerikten reklam geliri elde ediyorlarsa; 'özen yükümlülüğünü' ihlal ettikleri için doğan zarardan dolandırıcıyla birlikte ortaklaşa, yani müteselsilen sorumlu olurlar. Bu noktada vatandaşlarımıza da çok önemli bir uyarıda bulunmak istiyorum. Sosyal medyada sponsorlu olarak önünüze çıkan bir reklama güvenmeden önce, ilgili markanın veya kurumun resmî internet sitesini mutlaka bağımsız olarak kontrol edin. Eğer bu tür sahte bir reklamla veya dolandırıcılık girişimiyle karşılaşırsanız; vakit kaybetmeden hem platforma ihbarda bulunun hem de ekran görüntüleriyle birlikte adli mercilere başvurarak hukuki süreci başlatın" dedi.