Bilindiği üzere, hava araçları için düşmanın savunma radarları, düşman uçağının radarı, düşman füzesi gibi tehditler öne çıkıyor. İşte bu noktada elektronik harp süiti devreye giriyor. Tehdidi algılıyor, tanımlıyor, değerlendiriyor ve karşı tedbir uyguluyor.
Daha net bir ifadeyle anlatacak olursak, F-16’nın ya da KIZILELMA’nın gözü sadece üzerlerindeki radar ve algılayıcılar noktasında kalmıyor. Bahsettiğimiz elektronik harp kalkanı da platforma kendisini kimin, nasıl hedef aldığını anlamasını sağlayan bilgiler iletiyor.
Savaş uçağındaki AESA radar ağırlıklı olarak platformun çevresini ve hedefleri görüp tespit etmesine yararken, elektronik harp süiti ise ‘Beni kim görüyor, hangi radar takip ediyor ya da üzerimde bir füze tehdidi var mı?’ gibi sorulara yanıt arıyor.
Doğal olarak gelişmiş bir radar ve elektronik harp süiti birbirinin alternatif değil aksine birbirini tamamlayan iki farklı kabiliyet olarak öne çıkıyor.