AKİT MENÜ

Sağlık

1.364 kanser hastası incelendi! Bağırsaklarda şaşırtan benzerlik

Güncelleme Tarihi:

Kanser hastalarının bağırsak mikrobiyotasını inceleyen bilim insanları, bazı kanser türleriyle bağlantılı farklı bakteri örüntüleri tespit etti. ..

3

Bağırsaklarda yaşayan trilyonlarca mikroorganizmanın kanserle ilişkisini araştıran çalışmadan yeni bulgular geldi. 1.364 kanser hastasından alınan dışkı örneklerini inceleyen araştırmacılar, kanser türüne, hastaların yaşına ve uygulanan tedavilere göre değişen mikrobiyota işaretleri belirledi.

4

Araştırmada farklı kanser türleri, hastalık evreleri ve tedavi süreçlerinden 1.364 kişinin bağırsak mikrobiyotası değerlendirildi. Diğer sağlık sorunlarının etkisi hesaba katıldıktan sonra 5 büyük kanser grubuyla ilişkili 341 bakteri türü belirlendi. Nöroendokrin tümörlerde yararlı bağırsak bakterilerinin azalması dikkat çekerken, karaciğer ve intrahepatik safra yolu kanserlerinde bazı mikroorganizmaların miktarının arttığı görüldü. Bunların arasında Enterococcus faecalis de yer aldı. Yemek borusu kanseri, lenfoid lösemi ve multipl miyelom hastalarında da birbirinden farklı mikrobiyota özellikleri saptandı. Çalışmanın en dikkat çekici sonuçlarından biri, 50 yaş ve altındaki kolorektal kanser hastalarında ortaya çıktı. Bu gruptaki hastalarda laktat düzeylerinin daha yüksek olduğu ve laktatla beslenen Veillonella parvula isimli bakterinin daha fazla bulunduğu belirlendi. Kolorektal tümörlerin yüksek miktarda laktat üretebildiği, bunun da söz konusu bakterinin çoğalabileceği uygun bir ortam oluşturabileceği üzerinde duruluyor. Ancak araştırmacılar, bu ilişkinin kanserin gelişimine doğrudan katkı sağlayıp sağlamadığının henüz bilinmediğini vurguladı.

5

Çalışmanın en dikkat çekici sonuçlarından biri, 50 yaş ve altındaki kolorektal kanser hastalarında ortaya çıktı. Bu gruptaki hastalarda laktat düzeylerinin daha yüksek olduğu ve laktatla beslenen Veillonella parvula isimli bakterinin daha fazla bulunduğu belirlendi. Kolorektal tümörlerin yüksek miktarda laktat üretebildiği, bunun da söz konusu bakterinin çoğalabileceği uygun bir ortam oluşturabileceği üzerinde duruluyor. Ancak araştırmacılar, bu ilişkinin kanserin gelişimine doğrudan katkı sağlayıp sağlamadığının henüz bilinmediğini vurguladı. 50 yaş ve altındaki meme kanseri hastalarında ise 64 farklı bakteri türünde değişiklik tespit edildi. Bu hastalarda birincil safra asitlerinin de daha düşük seviyelerde bulunduğu görüldü. Araştırmacılar, erken yaşta görülen meme ve kolorektal kanserlerde mikroplar ile metabolitler açısından belirgin farklılıklar bulunduğunu, ancak benzer bir tablonun beyin kanserinde görülmediğini belirtti. Bulguların genç yetişkinlerde meme ve kolorektal kanserlerin neden arttığını henüz açıklamadığının da altı çizildi.

6

Araştırmada bağırsak mikrobiyotasının yalnızca kanser türleriyle değil, tedavi sırasında ortaya çıkan yan etkilerle de bağlantılı olabileceğine ilişkin veriler elde edildi. 5-fluorourasil olarak bilinen 5-FU kemoterapisini alan ve daha sonra ishal gelişen hastalarda, tedavi başlamadan önce ilacı parçalayabilen bakteriyel genlerin daha düşük seviyelerde olduğu görüldü. Aynı ilişki, farklı bir kemoterapi ilacı olan karboplatin kullanan hastalarda saptanmadı. Bu bulgu, gelecekte bazı hastaların belirli kemoterapi ilaçlarının yan etkilerine daha yatkın olup olmadığının bağırsak mikrobiyotası üzerinden tahmin edilebileceği ihtimalini gündeme getirdi. Araştırmacılar ayrıca bazı bağırsak bakterileri ile hastaların yaşam süreleri arasında bağlantılar belirledi. Bu ilişkiler kolorektal kanser, karaciğer ve intrahepatik safra yolu kanserleri, yumurtalık kanseri, prostat kanseri ve melanom hastalarında gözlendi. Bilim insanları, bağırsak mikrobiyotasının gelecekte hem tedavi yan etkilerinin öngörülmesinde hem de hastalığın seyriyle ilgili ek bilgi sağlanmasında kullanılabileceğini değerlendiriyor. Ancak bu tür testlerin klinik uygulamaya girmesi için sonuçların daha büyük ve farklı hasta gruplarında doğrulanması gerektiği belirtiliyor.