İstanbul Medeniyet Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kadir Pektaş, Silivrikapı’nın farklı dönemlerdeki tarihini, kapının şehrin savunmasındaki yerini ve Osmanlı dönemindeki kullanımını anlattı.
Pektaş, İstanbul’un kara surlarının tarihinden söz ederek şöyle konuştu:
“İstanbul’da Sarayburnu’ndan başlayıp Edirne’ye doğru giden iki tane ana sur sistemi var. Bunlardan bir tanesi Konstantin Surları, bir tanesi de Theodosius Surları. Bizim bugün üzerinde durduğumuz kapılar Theodosius Surları üzerinde bulunuyor. Theodosius Surları, İmparator Theodosius tarafından 413 yılında yaptırılıyor. Bu surlar üzerinde de ihtiyaç duyulan yerlerde kapılar açılıyor.”
Silivrikapı’nın adının bulunduğu güzergahla bağlantılı olduğunu belirten Pektaş, isimlendirme geleneğine ilişkin, "Silivrikapı, Silivri istikametine doğru giden yol üzerinde olduğu için bu adı alıyor. Aslında bu, Roma ve Bizans’tan gelen, Osmanlı döneminde de devam eden bir isimlendirme geleneği. Bir kapıya, gittiği yere göre isim verilmesi çok eski bir gelenek. İstanbul’da Erzurum Kapısı, İstanbul Kapısı gibi örnekler olduğu gibi Roma ve Bizans dönemlerinde de bu tür isimlendirmelerle karşılaşıyoruz." dedi.
Kapının Bizans dönemindeki adının Pege Kapısı olduğunu belirten Pektaş, "Bu da hemen yakınındaki Balıklı’da bulunan ayazmadan kaynaklanan bir isim. Daha sonraki dönemde, özellikle 13’üncü ve 14’üncü yüzyıllarda Silivri yönünün önem kazanmasıyla beraber Silivri Kapısı adı kullanılmaya başlanıyor." ifadelerini kullandı.