Dünyada bu kadar büyük problemlerle uğraşan, bölgesinin lideri olan ve dünyada büyük bir küresel aktör olmaya namzet olan Türkiye'nin içeride oyalanıp kaybedeceği ve iç çekişmelere harcayacağı vaktinin ve imkanın olmadığını söyleyen Numan Kurtulmuş, "İç kalemizi tahkim edeceğiz ve yolumuza devam edeceğiz. Bu kararlılık sadece bir siyasi kararlılık değil, Cumhurbaşkanımızın bundan 2 sene evvel dile getirdiği bu kararlılık aynı zamanda bir devlet politikası haline gelmiştir. Bir başka önemli gelişme ise dünyadaki bu gelişmelere paralel olarak İsrail'in bölgedeki yayılmacı politikaları artık akıl havsala almaz şekilde azgınlaşmıştır. İsrail Gazze'yi işgalle başladığı süreçte hemen hemen bölgedeki birçok ülkeye doğrudan saldırı yapmış, birçok ülkeyi silahlarıyla vurmuştur. Lübnan'ı, Suriye'yi, İran'ı, Filistin'i, Katar'ı, Yemen'i ve daha birçok ülkeyi tamamıyla uluslararası hukuka aykırı bir şekilde vurmuştur. Bizim 10 yıllar boyunca Konyalılara bildirdiğimiz Siyonizmin ne olduğunu, Siyonizmin ne hedefleri olduğunu 10 yıllardır Konyalılar gayet iyi benimsemiş ve anlamışlardır. O zamanlar söylediklerimizin bir kısmının da ya bunlar komplo teorileridir diyerek hafife alındığını dün gibi hatırlıyorum. Ama ne yazık ki dün anlattığımız o hususların neredeyse tamamı bugün gerçekleşmiş ve İsrail Nil'den Fırat'a kadar bütün coğrafyayı hakimiyeti altına almak için her türlü girişimi aleni hale getirmiştir. Türkiye olarak bu coğrafyanın en önemli ülkesi olarak diyoruz ki İsrail boşuna ham hayaller peşinde koşmasın. Bu coğrafyada İsrail'e Arz-ı Mev'ud kurdurulmayacak, Arz-ı Mev'ud'a asla ulaşamayacaklardır. Çünkü Türk milleti olarak biliyoruz ki Allah hiçbir toprağı hiçbir millete vaat etmedi. Bütün bu topraklar onların Arz-ı Mev'ud diye hayal gördükleri toprakların içinde yaşayan halkların kendi ülkeleridir, kendi vatanlarıdır. Araplar, Türkler, Kürtler, diğer bütün unsurlarıyla birlikte bu toprakların asli sahipleriyiz ve İsrail bu topraklara asla hükümran olamayacak, asla egemen olamayacaktır. Arz-ı Mev'ud'un bu kadar aşikar edilmesi de bizim için iç kaleyi tahkim etmeyi hayati bir zorunluluk haline getirmiştir. Bu memlekette hiçbir gerekçeyle, siyasi, felsefi, yaşam tarzı, etnik aidiyet, mezhebi aidiyet, ne derseniz deyin, hangi gerekçeyle olursa olsun hiçbir ayrılık bu milletin milli menfaatlerine hizmet etmeyecektir. Onun için diyoruz ki farklılıklarımızı gerçekten zenginlik meselesi olarak kabul edeceğiz ve inşallah bölgede ve dünyadaki bu büyük türbülansa rağmen ayakları yere sağlam basan, güçlü bir Türkiye olarak yolumuza devam edeceğiz. Bu çerçevedeki en önemli engel olarak duran terör örgütlerinin Türkiye'ye yapmış olduğu tehditleri de bütünüyle bertaraf edeceğiz" diye konuştu.