AKİT MENÜ

Kadın - Aile

Entropy dergisinde yayımlandı: Mutsuzluk bile alışkanlık oluyor! Döngüyü kırmanın 4 yolu

Oslo Üniversitesi'nden Erik Stanicke ve arkadaşlarının 2026 yılında Entropy dergisinde yayımlanan bilimsel makalesi, insan zihninin ilginç bir özelliğini ele alıyor: İnsan neden kendisine zarar veren davranışları bile tekrar etme eğilimindedir? Yani neden bazen mutsuz olduğumuz bir ilişkiye, bizi yıpratan bir alışkanlığa ya da artık iyi gelmediğini bildiğimiz bir hayata dönüp dururuz?

3

Araştırmacılar, insan zihninin işleyişini açıklayan farklı psikolojik ve nörobilimsel yaklaşımları karşılaştırıyor. Makalede öne çıkan düşünce şu: Beynimiz geçmiş deneyimlerinden yararlanarak gelecekte neler olacağını tahmin etmeye çalışıyor. Çünkü neyle karşılaşacağını bilmek, belirsizlikle karşılaşmaktan çoğu zaman daha kolay geliyor.

4

İşte burada çok önemli bir ayrıntı var. Beynimiz hep tanıdık olana gitme eğiliminde ve bazen tanıdık bir acı, hiç bilmediğimiz bir mutluluk ihtimalinden daha güvenli görünebiliyor. Çünkü acının nasıl yaşanacağını biliyoruz ama yeni bir hayatın bizi nereye götüreceğini bilmiyoruz. Bu yaklaşım, neden bazı olumsuz davranışlarımızı tekrar ettiğimizi anlamamıza yardımcı oluyor. Ancak her davranışımızı yalnızca bu mekanizmayla açıklayamayız. İnsan ilişkilerinde geçmiş deneyimlerin yanı sıra içinde bulunduğumuz koşulların, korkularımızın ve sahip olduğumuz imkânların da önemli bir etkisi vardır.

5

Bir insan sürekli kendisini değersiz hissettiren kişilere yakınlık duyabiliyor. Bir başkası ise hayatında güzel bir değişiklik başladığında, farkında olmadan eski alışkanlıklarına geri dönüyor. Bütün bunların altında bazen aynı eğilim bulunuyor: İnsan, alıştığı şeyi doğru olanla karıştırabiliyor. Burada konfor alanı kavramını da doğru anlamamız gerekiyor. Konfor alanı her zaman mutlu olduğumuz yer değildir. Bazen mutsuzluğumuzun bile alışılmış olduğu yerdir. İnsan orada huzurlu olmayabilir ama neyle karşılaşacağını bilir.

6

Bir gemi düşünün. Yıllardır aynı limanda bekliyor. Limanın her köşesini, rüzgârın hangi yönden estiğini, dalgaların ne zaman yükseldiğini biliyor. Denize açılmak ise bilinmeyen bir yolculuğa çıkmak demek. Fakat gemi yalnızca bulunduğu limanı tanıyorsa dünyanın geri kalanını nasıl keşfedebilir? Hayatımızda da durum bazen böyledir.

7

Değişmek istiyoruz ama değişimin getireceği belirsizlikten korkuyoruz. Yeni bir başlangıç istiyoruz ama eski alışkanlıklarımızdan vazgeçemiyoruz. Daha iyi bir hayat istiyoruz ama bildiğimiz hayatı kaybetmek istemiyoruz.

8

Sıra dışı insanların önemli özelliklerinden biri tam da burada ortaya çıkıyor. Onlar korku hissetmeyen insanlar değiller. Belirsizlikten hiç etkilenmeyen insanlar da değiller. Fakat korkularının hayatları adına bütün kararları vermesine izin vermiyorlar. Çoğumuz alışkanlıklarımızın gösterdiği yönde ilerlerken onlar bazen durup kendilerine şu soruyu sorabiliyorlar: "Ben bunu gerçekten istediğim için mi yapıyorum, yoksa yalnızca alıştığım için mi?"

9

İşte bu soru, insanın kendi hayatıyla kurduğu ilişkiyi değiştirebilir. İnsan yalnızca ne istediğini değil, kendisini nelerin yönlendirdiğini de anlamalıdır. Alışkanlıklarını, korkularını, bağımlılıklarını ve yıllardır doğru kabul ettiği düşüncelerini sorgulamadan yaşayan biri, çoğu zaman kendi seçmediği bir hayatı sürdürür. Tasavvufun bize hatırlattığı hikmetlerden biri de budur: İnsan bazen dışındaki engelleri aşmadan önce kendi içinde oluşturduğu sınırları fark etmelidir.

10

KONFOR ALANIMIZDAN ÇIKMAYI NASIL ÖĞRENEBİLİRİZ? 1- Önce hayatınızda sürekli tekrar ettiğiniz davranışları fark edin 2- Kendinizi küçük belirsizliklerle karşılaşmaya alıştırın 3- Yaşadığınız olaylara verdiğiniz anlamı değiştirmeyi öğrenin 4- Yeni davranışınızı tekrar ederek yeni bir alışkanlık oluşturun