AKİT MENÜ

Dünya

Husilerin mezhebi tartışılıyor: Zeydilikten Humeynîciliğe uzanan ideolojik dönüşüm!

Araştırmacı Bülent Şahin Erdeğer, Husilerin dinî kökenlerini, Zeydîlik içindeki Cârûdî çizgiyi ve İran’ın Velâyet-i Fakih anlayışıyla kurdukları ideolojik ilişkiyi mercek altına aldı. Erdeğer, Husilerin 12 İmamcı Şiiliğe geçtiği yönündeki iddialarla siyasi açıdan İran yanlısı bir çizgide bulunmalarının birbirinden ayrı değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

3

Araştırmacı Bülent Şahin Erdeğer, Yemen’deki Husi hareketinin dinî ve ideolojik yapısını ele aldığı makalesinde, hareketin Zeydîlik içindeki tarihsel kökenlerinden İran’ın siyasi ideolojisiyle kurduğu ilişkiye kadar uzanan dönüşümünü değerlendirdi. Husilerin yalnızca Sünni-Şii çatışması veya Filistin’e destek söylemi üzerinden açıklanmasının hareketin ideolojik yapısını anlamak açısından yetersiz kalacağını belirten Erdeğer, dinî aidiyet ile siyasi yönelimin birbirinden ayrılması gerektiğine dikkat çekti.

4

Husi hareketinin 1990’lı yılların başında Yemen’de Zeydî dinî ve kültürel kimliğini yeniden canlandırma amacıyla ortaya çıktığını belirten Erdeğer, hareketin öncü isimlerinden Hüseyin el-Husi’nin vaazlarının zamanla kayıtlar ve yazılı metinler aracılığıyla daha geniş kitlelere ulaştırıldığını ifade etti.

5

Yemen’de 9. yüzyıldan itibaren varlığını sürdüren Zeydîliğin, 1962’de imametin sona ermesiyle birlikte siyasi ve toplumsal açıdan önemli değişimler yaşadığını kaydeden Erdeğer, Husi hareketinin yükselişinde Zeydî kimliğinin zayıfladığı yönündeki algının ve Suudi Arabistan kaynaklı Selefi-Vehhabi etkisine karşı gelişen tepkinin de rol oynadığını belirtti.

6

Erdeğer, Husilerin dinî kimliğini anlamak için Zeydîlik, Cârûdîlik ve Husi hareketinin ideolojik yapısının ayrı ayrı incelenmesi gerektiğini vurguladı. Klasik Zeydîlik içerisinde Süleymâniyye, Bütriyye ve Cârûdiyye gibi farklı eğilimlerin bulunduğunu belirten Erdeğer, özellikle Cârûdî çizginin Yemen’deki Zeydîlik geleneği içerisinde zamanla etkisini artırdığına işaret etti.

7

Cârûdîliğin, İran ve Irak başta olmak üzere farklı ülkelerde yaygın olan İsnâaşeriyye olarak da bilinen 12 İmamcı Şiilikle aynı olmadığını ifade eden Erdeğer, iki gelenek arasında imamet anlayışı bakımından önemli farklılıklar bulunduğunu kaydetti. Cârûdîlikte Hz. Ali’nin imametine ilişkin güçlü bir nas anlayışı öne çıkarken, 12 İmamcı Şiilikte belirli on iki imamın kabul edilmesi temel inanç esasları arasında yer alıyor.

8

Makalesinde Husilerin velâyet anlayışına geniş yer veren Erdeğer, bu kavramın hareketin siyasi ve dinî otorite tasavvurunun merkezinde bulunduğunu belirtti. Erdeğer’e göre Husi hareketinin yorumunda velâyet, yalnızca dinî bir kavram olmanın ötesine geçerek yönetme hakkı ve siyasi meşruiyet iddiasıyla ilişkilendiriliyor. Abdülmelik el-Husi’nin Ehl-i Beyt soyundan gelmesine dayandırılan liderlik anlayışının, hareketin yönetim iddiasını destekleyen unsurlardan biri olduğunu belirten Erdeğer, bu yaklaşımın Yemen’deki diğer siyasi ve dinî kesimlerle ilişkiler açısından da tartışmalara yol açtığını ifade etti.

9

Husilerin Velâyet Günü etkinlikleri ve Gadîr-i Hum kutlamaları üzerinden söz konusu anlayışı toplumsal düzeyde yaygınlaştırmaya çalıştığını kaydeden Erdeğer, velâyet öğretisinin siyasi itaatle ilişkilendirilmesinin mezhepçi söylemleri derinleştirebildiğine dikkat çekti. “MEHDİ’SİZ VELÂYET-İ FAKİH” YORUMU Erdeğer, Husi hareketinin ideolojik dönüşümünü açıklarken İran’da geliştirilen Velâyet-i Fakih anlayışıyla kurulan ilişkiye de dikkat çekti. İran İslam Devrimi sonrasında Ayetullah Humeyni tarafından sistemleştirilen Velâyet-i Fakih öğretisinin, On İki İmamcı Şiilikte dinî otoritenin yönetimdeki rolüne ilişkin bir yaklaşım olduğunu belirten Erdeğer, Husi hareketinin ise bu anlayışı kendi Zeydî-Cârûdî imamet yorumuyla birleştirdiğini savundu. Erdeğer, bu sentezi “Mehdi’siz Velâyet-i Fakih” şeklinde tanımladı. Bu yorumun, klasik Zeydî imamet anlayışının doğrudan devamı olarak değil, Husi liderliğinin siyasi hedefleri doğrultusunda geliştirilmiş modern bir yorum olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.

10

Husilerin 12 İmamcı Şiiliğe geçtiği yönündeki iddiaların ihtiyatla ele alınması gerektiğini vurgulayan Erdeğer, İran yanlısı bir siyasi çizgide bulunmanın doğrudan mezhep değiştirmek anlamına gelmediğini ifade etti.

11

Husi hareketinin İran’la kurduğu ilişkinin yalnızca mezhep ortaklığı üzerinden açıklanamayacağını kaydeden Erdeğer, farklı dinî geleneklerden gelen bazı siyasi ve silahlı yapıların da İran’la ideolojik veya stratejik ortaklıklar kurabildiğini belirtti. Erdeğer’e göre Husilerin konumunu anlamak için temel mesele, hareketin mezhepsel kimliğinden ziyade İran’ın bölgesel siyasi yaklaşımıyla kurduğu ilişkinin incelenmesi. Araştırmacı, Husilerin siyasi yapısının Zeydî-Cârûdî gelenekle İran’ın Humeynîci siyasi ideolojisi arasında kurulan ilişki çerçevesinde değerlendirilmesinin daha açıklayıcı olacağını savundu.