AKİT MENÜ

Aktüel

Bilim insanlarını şaşkına çeviren keşif: Oregon ve Kaliforniya kıyıları açıklarında...

Oregon ve Kaliforniya kıyıları açıklarında çok önemli bir araştırma gerçekleştirildi.

3

Bilim insanları, okyanusun derinliklerinden çıkardıkları bazı kaya örneklerini laboratuvara götürdüklerinde beklenmedik bir olayla karşılaştı. Kurutulup parçalanan iki kaya örneği kendiliğinden yanmaya başladı ve sıcaklıkları 100 derecenin üzerine çıktı.

4

Araştırmacılar, bu sıra dışı olayın nedenini ortaya çıkarırken derin deniz madenciliğinin geleceği açısından önemli bir tehlikeye de dikkat çekti.

5

Araştırmacılar, 2022 yılında ABD'nin Oregon ve Kaliforniya kıyıları açıklarında bulunan Escanaba Trough bölgesinde bir araştırma gerçekleştirdi. Deniz tabanındaki hidrotermal alanları inceleyen ekip, uzaktan kumandalı bir su altı aracı yardımıyla dört farklı noktadan toplam 57 kaya örneği topladı.

6

Bu örneklerin önemli bir bölümünde metal sülfür mineralleri bulunuyordu. Ancak laboratuvarda yapılan işlemler sırasında iki örnek beklenmedik bir tepki verdi. Dondurularak kurutulan ve ardından öğütülüp parçalanan kayalar kendiliğinden tutuştu. Olay sırasında sıcaklık 100 santigrat derecenin üzerine çıktı ve örnekler tamamen oksitlendi.

7

Araştırmacılar, olayın nedenini belirlemek için kaya örneklerinin mineral yapısını, kimyasal bileşimini ve ısıya karşı davranışlarını inceledi. Bulgular, kendiliğinden yanan örneklerin büyük ölçüde bir demir sülfür mineralinden oluştuğunu gösterdi.

8

Bu mineralin oksijenle temas ettiğinde kararsız davranabildiği düşünülüyor. Kayaların kırılması, ezilmesi ve öğütülmesi gibi mekanik işlemler de oksidasyonu başlatabilecek enerjiyi sağlayabiliyor. Oksidasyon sırasında açığa çıkan ısı, kendi kendini besleyen bir ısınma sürecine yol açabiliyor. Araştırmacılar, bu durumun her markazit içeren kayanın yanacağı anlamına gelmediğinin altını çiziyor. Ancak bazı derin deniz minerallerinin yüzeye çıkarıldıklarında beklenmedik tepkiler verebileceği belirtiliyor.

9

Denizlerin derinliklerinden çıkarılan kayaların laboratuvarda kendiliğinden yanması bilim dünyasını şaşırtırken, doğada gizemini koruyan başka bir kaya olayı da merak uyandırıyor. Kimsenin olmadığı anlarda hareket eden, ağırlıkları 320 kilograma ulaşan kayaların sırrı ne? İşte bilim insanlarının bile uzun süre araştırdığı, görenleri hayrete düşüren o doğa olayı...

10

ABD'deki Ölüm Vadisi, kavurucu sıcaklıklarıyla tanınsa da yıllardır çözülemeyen sıra dışı bir doğa olayına da ev sahipliği yapıyor. Kurumuş göl yatağındaki yüzlerce kaya, ortada onları hareket ettirecek kimse yokken geride uzun izler bırakarak yer değiştiriyor. "Yürüyen taşlar" olarak bilinen bu gizemli olayın ardındaki sır ise bilim insanlarının gözlemleriyle ortaya çıktı.

11

Parkın en ücra köşelerinden biri olan Racetrack Playa, dümdüz ve kurumuş bir göl yatağıdır. Bu ıssız düzlükte, ağırlığı 320 kilograma kadar ulaşan yüzlerce kaya parçası bulunuyor. İşin tuhaf yanı ise bu kayaların arkasında bıraktığı, bazen 450 metreyi aşan uzun ve derin sürüklenme izleri.

12

Yıllar boyunca bu taşların nasıl hareket ettiğine dair sayısız teori üretildi. Uzaylılardan manyetik alanlara, çok şiddetli fırtınalardan alg tabakalarının yarattığı kaygan zemine kadar pek çok iddia ortaya atıldı. Ancak 2013 yılına kadar kimse bu taşların hareketine canlı gözlerle tanıklık edememişti.

13

Paleobiyolog Richard Norris ve kuzeni Jim Norris liderliğindeki bir ekip, bu gizemi çözmek için 2011 yılında "dünyanın en sıkıcı deneyi" olarak adlandırdıkları bir çalışma başlattı. 15 kayaya GPS cihazları yerleştirdiler ve bölgeye yüksek çözünürlüklü bir hava durumu istasyonu kurdular. Beklentileri, taşların hareket etmesi için belki de on yıl beklemek zorunda kalacaklarıydı.

14

Ancak bilim, bazen doğru zamanda doğru yerde olmayı gerektirir. Aralık 2013'te, araştırma ekibi bölgedeyken taşlar "yürümeye" başladı. Yapılan gözlemler ve veriler, bu olayın ardında yatan mekanizmayı gün yüzüne çıkardı. Süreç, sanılanın aksine sadece rüzgarla değil, nadir görülen bir hava olayları kombinasyonuyla gerçekleşiyor:

15

Su Birikmesi: Kış aylarında playa üzerinde çok sığ bir su tabakası birikiyor. Gece Donması: Gece sıcaklıkları sıfırın altına düştüğünde, bu su tabakası ince bir buz katmanına dönüşüyor. Güneş ve Parçalanma: Sabah güneşiyle birlikte buz tabakası parçalanmaya başlıyor ve su üzerinde yüzen dev buz levhaları oluşuyor. Hafif Rüzgar İvmesi: Hafif bir esinti bile bu geniş buz levhalarını harekete geçirmeye yetiyor. Buz levhaları, önlerine çıkan kayaları iterek onları ıslak çamurun üzerinde yavaşça sürüklüyor.

16

Kayalar o kadar yavaş hareket ediyor ki (dakikada sadece birkaç metre), bir insanın bu hareketi çıplak gözle fark etmesi oldukça zor. Bu da neden onlarca yıl boyunca kimsenin bu olayı göremediğini açıklıyor. Richard Norris'e göre, yüzlerce kayanın aynı anda hareket ettiğini görmek büyüleyici bir keşifti. Ancak hala cevaplanmamış sorular var. Örneğin, bölgedeki en ağır "dev kayaların" hareketi henüz bu yöntemle doğrudan gözlemlenmedi. Bazı bilim insanları, daha büyük taşların hareket etmesi için daha farklı koşulların gerekebileceğini düşünüyor.

17

Ölüm Vadisi'nin yürüyen taşları, doğanın en basit unsurlarının (su, buz, rüzgar ve güneş) bir araya gelerek nasıl akıl almaz bir fenomen yaratabileceğinin en somut kanıtı.