AKİT MENÜ

Aktüel

Algoritmaların acımasız tuzağı! 2012’den beri çocuklarımızı böyle kuşattılar

Akıllı telefonların yaygınlaştığı 2012 sonrası çocukların hayatında başlayan büyük dijital dönüşüm uzmanları alarma geçirdi. Saatlerce ekrana maruz kalan çocuklarda uyku ve dikkat sorunlarından yalnızlık, kaygı ve davranış problemlerine kadar birçok riskin arttığına dikkat çekiliyor. Uzmanlar, görünmez algoritmaların artık yalnızca çocukların ne izleyeceğine değil, tercih ve davranışlarına da yön verdiğini belirterek aileleri uyardı: Çözüm sadece yasaklamak değil; çocukları yeniden sokağa, doğaya ve gerçek hayata döndürmek.

3

Akıllı telefon bir iletişim aracından çıkıp çocukların ellerinden düşürmediği bir “dijital bakıcıya” dönüşürken, ekranın arkasında çalışan algoritmalar da tartışmaların merkezine yerleşti. Sabah.com.tr'nin uzman görüşlerine yer verdiği dosyada, özellikle 2012 sonrasında hız kazanan akıllı telefon ve algoritma tabanlı sosyal medya kullanımının çocukların gelişimi üzerindeki etkileri mercek altına alındı. Psikoterapist ve Aile Danışmanı Haydar Alper Eser, Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Görsel İletişim Tasarımı Anabilim Dalı Başkanı ve Adli Bilişim Uzmanı Prof. Dr. Ali Murat Kırık ile İstanbul Medeniyet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Din Eğitimi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Muhammed Esat Altıntaş, tehlikenin farklı boyutlarına dikkat çekti.

4

SOKAĞIN YERİNİ EKRAN ALDI Psikoterapist Haydar Alper Eser'e göre çocukların gelişim ortamı kısa sürede köklü biçimde değişti. Geçmişte sokakta oynayan, doğayla temas eden, arkadaşlarıyla yüz yüze iletişim kuran ve hatta can sıkıntısıyla kendi başına mücadele etmeyi öğrenen çocukların yerini, sürekli dijital uyarana maruz kalan bir nesil almaya başladı. Eser, aşırı ekran kullanımının sosyal becerilerden uyku düzenine ve dopamin döngüsüne kadar pek çok alanı etkilediğine dikkat çekti. Yüz yüze iletişimin azalması, sosyal medyada sürekli başkalarıyla kıyaslanma ve fiziksel yalnızlığın artması ise çocuklarda kaygı ve odaklanma problemleri gibi sorunlarla ilişkilendiriliyor.

5

ÇARPICI UYARI: İLAÇ KULLANIM YAŞI 5'E KADAR DÜŞTÜ Eser'in dikkat çektiği en çarpıcı noktalardan biri de kliniklerde karşılaşılan psikiyatrik ilaç kullanımı oldu. Eser, çocukların yemek yerken dahi ekrana bağımlı hale gelebildiğini belirterek şu ifadeleri kullandı: “Tanıdığım çoğu çocuğun beslenme ilişkisi ekranlardan ibaret. ‘Ekran olmayınca yemek yemiyor’ cümlesini sürekli duyuyorum. Hal böyleyken psikolojik bir doyumdan söz etmemiz mümkün olmuyor.”

6

UYKU KAYBI ÇOCUK BEYNİNİ VURUYOR Ekran kullanımının üzerinde durulan bir diğer boyutu ise uyku. Eser, kronik uyku kaybının özellikle 5-6 yaşındaki çocukların gelişimi açısından basit bir “az uyuma” problemi olarak değerlendirilemeyeceğini ifade etti. Uykusuzluğun hafıza, dikkat ve duygu düzenleme süreçlerini etkileyebileceğine dikkat çeken Eser, çocukların sürekli yüksek stres altında kalmasının öfke patlamaları ve duygusal sorunlarla sonuçlanabileceğini kaydetti.

7

“SESSİZCE EKRANA BAKMASI USLULUK DEĞİL” Ebeveynlere de kritik bir uyarıda bulunan Eser, çocuğun telefon veya tablet karşısında uzun süre sessiz kalmasının yanlış yorumlanmaması gerektiğini söyledi. Eser: “Çocuğun ekran karşısında hipnotize olmuş gibi sessizce kalması usluluk belirtisi değildir; beynin aşırı uyaran bombardımanı karşısında donakalma, felç olma tepkisidir.” ifadelerini kullandı.

8

ÇOCUKLAR DEĞİL, ALGORİTMALAR SEÇİYOR Prof. Dr. Ali Murat Kırık ise meselenin teknoloji ve algoritma boyutuna dikkat çekti. Kırık'a göre 2012 yılı önemli bir kırılma noktası. Akıllı telefonların yaygınlaşmasıyla internet, bilgisayar başında belirli saatlerde kullanılan bir araç olmaktan çıkarak günün her anında çocukların yanında bulunan bir sisteme dönüştü. Kırık şu değerlendirmeyi yaptı: “Algoritmalar sayesinde içerikleri artık çocuklar seçmiyor; algoritmalar çocukların karşısına çıkarıyor.” Kırık, araştırmaların ergenlerin önemli bir bölümünün günlük ekran kullanımının 5 ila 8 saatin üzerine çıkabildiğini gösterdiğini aktardı.

9

“ALGORİTMALAR YALNIZCA İÇERİK SUNMUYOR” Sosyal medya şirketlerinin kullandığı algoritmaların amacı yalnızca kullanıcının karşısına ilgi duyabileceği videolar çıkarmakla sınırlı değil. Prof. Dr. Kırık'a göre sistem çocukların platformlarda daha uzun süre kalmasını sağlayacak bir döngü oluşturabiliyor. Kırık: “Algoritmalar yalnızca içerik sunmuyor; çocukların davranışlarını, tercihlerini ve duygu durumlarını da şekillendiriyor.” dedi. Sürekli yeni içerikle karşılaşmanın dikkat süresinin kısalması, sabrın azalması, ders motivasyonunun düşmesi ve uyku düzeninin bozulmasıyla ilişkili olabileceğine dikkat çekildi.

10

DİJİTAL DÜNYA PSİKOLOJİK KIRILGANLIĞI ARTIRIYOR Kırık, dijitalleşmenin çocukların ruh sağlığı üzerindeki etkilerine ilişkin de önemli değerlendirmelerde bulundu. 2012 sonrasında depresyon, kaygı, yalnızlık, siber zorbalık, beden algısı sorunları ve kendine zarar verme davranışlarında dikkat çekici artışların gözlendiğini belirten Kırık, dijital dünyanın yüz yüze iletişimi azaltmasının yalnızlaşmayı ve psikolojik kırılganlığı artıran faktörlerden biri haline geldiğini söyledi.

11

“GÖRÜNÜYORUM, O HALDE VARIM” Prof. Dr. Muhammed Esat Altıntaş ise tehlikenin ahlaki, manevi ve mahremiyet boyutuna dikkat çekti. Özellikle ergenlik dönemindeki çocukların beğenilme, kabul edilme ve bir gruba ait olma ihtiyaçlarının giderek dijital platformlara taşındığını belirten Altıntaş, sosyal medyada “Görünüyorum, o halde varım” anlayışının yaygınlaştığını ifade etti. Altıntaş'a göre daha fazla beğeni ve popülerlik arayışı, çocukların gerçek kimlikleriyle sosyal medyada oluşturdukları kimlik arasındaki mesafeyi büyütebiliyor.

12

ŞÖHRET UĞRUNA MAHREMİYET SINIRLARI ESNİYOR Altıntaş, sosyal medyada popüler olma isteğinin mahremiyet açısından da tehlikeler barındırdığına işaret ederek, gençlerin beğeni uğruna sınırlarını giderek esnetebildiğini belirtti. Sosyal medyadaki kusursuzluk baskısı ve aşırı cinselleştirilmiş içeriklerin özellikle gençlerin beden algısı üzerinde olumsuz sonuçlar doğurabileceğini söyleyen Altıntaş, bunun özgüven kaybı ve kimlik çatışmalarına zemin hazırlayabileceğini ifade etti.

13

YASAKLAMAK TEK BAŞINA ÇÖZÜM DEĞİL Üç uzmanın değerlendirmelerinde ortaklaşan önemli noktalardan biri de ekranı tamamen yasaklamanın tek başına yeterli bir çözüm olmadığı. Ailelerin çocuklarıyla birlikte ekran kullanımına ilişkin sınırlar belirlemesi, ebeveynlerin de teknoloji kullanımında örnek olması ve çocuklara dijital dünyanın risklerinin anlatılması gerektiği belirtiliyor. Altıntaş ise dini ve ahlaki değerlerin çocuklara dijital dünyada bir “değer pusulası” sağlayabileceğini belirterek mahremiyet eğitiminin küçük yaşlarda başlamasının önemine dikkat çekti.

14

ÇÖZÜM EKRANDA DEĞİL, GERÇEK HAYATTA Haydar Alper Eser'e göre çocukların zaman zaman sıkılmasına dahi izin verilmesi gerekiyor. Çünkü çocuğun her sıkıldığı anda eline telefon veya tablet verilmesi, kendi oyununu üretmesini ve sorunlara çözüm geliştirmesini engelleyebiliyor. Eser çözümü şöyle özetledi: “Doğaya, sokağa, emeğe ve tüm stratejik can sıkıntılarına alan açmalıyız ki çocuklar kendi çıkmaz sokaklarından bir çıkış yolu bulabilsinler.” Ortaya çıkan tablo, tartışmanın yalnızca “Çocuk günde kaç saat telefona bakıyor?” sorusundan ibaret olmadığını gösteriyor. Asıl mesele, çocukların hayatını giderek daha fazla kuşatan görünmez algoritmalar karşısında ailelerin ve toplumun gerçek hayatla bağı nasıl yeniden güçlendireceği.

15

Algoritmaların acımasız tuzağı! 2012'den beri çocuklarımızı böyle kuşattılar

16

Uzmanlardan çocukların akıllı telefon ve sosyal medya kullanımına ilişkin dikkat çeken uyarılar geldi. Görünmez algoritmaların çocukların davranışlarından uyku düzenine kadar etkileri tartışılırken ailelere “gerçek hayata dönüş” çağrısı yapıldı.