AKİT MENÜ

Aktüel

Bilim insanları kanıtladı! Arı kovanları bağışıklık sistemi gibi çalışıyor

Güncelleme Tarihi:

Bal arılarının kovanı yalnızca barınmak ve bal depolamak için kullanmadığı ortaya çıktı... Yeni araştırmaya göre bal; balmumu, polen ve propolis kovan içinde belirli noktalara yerleştirilerek hastalıklara karşı katmanlı bir savunma oluşturuyor. Ancak bu doğal korumanın gücü, arıların yaşadığı çevredeki bitki çeşitliliğine doğrudan bağlı.

3

Bal arılarının hastalıklara karşı korunmasında kovanın kendisinin önemli bir görev üstlendiği belirlendi. 24 koloniyi inceleyen araştırmacılar, kovanın farklı bölümlerindeki doğal maddelerin rastgele dağılmadığını; yumurtaları, larvaları ve besin kaynaklarını mikroplardan koruyacak biçimde düzenlendiğini ortaya koydu.

4

Arı kovanlarında petekler yalnızca bal ve polen depolanan bölmeler olarak kullanılmıyor. Araştırmada kovanın dış çevreyle daha fazla temas eden kısımlarında hastalıklara karşı daha güçlü bir savunma bulunduğu belirlendi. Özellikle bal ve arıların çatlakları kapatmak için kullandığı propolis, güçlü antimikrobiyal özellikleriyle öne çıktı. Balda hidrojen peroksit, propoliste ise bitkilerden alınan flavonoidler dahil çeşitli biyolojik olarak aktif maddeler tespit edildi. Kovanın merkezine yaklaşıldığında ise savunmanın daha seçici hale geldiği görüldü. Balmumu, depolanan polen ve arıların kendi vücutlarının zararlı bakteri ve mantarların azalmasına yardımcı olurken yararlı mikroorganizmaların korunmasına katkı sağladığı belirlendi.

5

Kovanın doğal savunmasının katmanlar halinde düzenlendiği ve özellikle merkezde bulunan yumurta ile larvaları korumaya odaklandığı tespit edildi. Araştırmacılar; bal, balmumu, polen ve propolisin ayrı ayrı mikrop karşıtı özelliklere sahip olduğunun daha önce bilindiğini ancak bu maddelerin kovandaki konumlarının da savunmanın bir parçası olduğunun görülmesinin dikkat çekici olduğunu belirtti. Bu yapı, vücudun zararlı mikroorganizmalarla mücadele ederken yararlı olanları korumasına benzer bir işleyiş gösteriyor.

6

Araştırmanın dikkat çeken sonuçlarından biri de kovanın savunma gücünün çevresindeki doğayla değişmesi oldu. Doğal bitki örtüsüne veya tarım alanlarına yakın kovanlarda farklı kimyasal savunma özellikleri tespit edildi. Kovandaki bakteri ve mantarların önemli bir bölümünün de arıların topladığı çiçek nektarından geldiği belirlendi. Bu durum, arıların güçlü bir kovan savunması oluşturabilmesi için çevrede yeterli ve çeşitli bitki kaynaklarının bulunmasının önemini ortaya koydu.

7

Kovanların savunma sisteminin mantarlardan çok bakterilere karşı yoğunlaştığı görüldü. Araştırmacılar bunun, bakteriyel hastalıkların koloniler için daha ağır sonuçlara yol açabilmesiyle ilişkili olabileceğini düşünüyor. Özellikle arı larvalarını etkileyen ve bir koloninin tamamını yok edebilen bulaşıcı bakteriyel hastalıklar önemli tehditler arasında bulunuyor. Araştırmaya göre arazi temizliği ve yoğun tarım yalnızca arıların besin kaynaklarını azaltmakla kalmıyor, kovanların doğal hastalık savunmasını da zayıflatabiliyor. Farklı çiçek ve bitki türlerinin bulunduğu alanlarda yaşayan arıların, kovanlarını koruyacak maddelere ulaşma şansının daha yüksek olduğu belirtiliyor. Bu nedenle arıların yaşam alanlarının ve çiçek çeşitliliğinin korunmasının, kolonilerin hastalıklara karşı dirençli kalmasında da önemli rol oynayabileceği ifade ediliyor.