AKİT MENÜ

Dünya

Faşir’deki etnik temizlikte kan donduran gerçekler! Türkiye’nin öncülük edeceği tarihi süreç resmen duyuruldu

Güncelleme Tarihi:

Sudan'ın Ankara Büyükelçisi Nadir Yousif Eltayeb, Faşir kentinde yaşanan etnik temizlik ve katliamlar karşısında uluslararası toplumun bilinçli bir kayıtsızlık sergileyerek adeta skandala imza attığını ifade etti. Şehrin dev bir hapishaneye dönüştüğünü ve yakılan cesetler ile toplu mezarların uydu görüntüleriyle kanıtlandığını belirten Eltayeb, uluslararası adalet kurumlarının çifte standart uyguladığını vurguladı. Ankara'nın Sudan'ın meşru hükümetinin ve toprak bütünlüğünün yanında durduğunu hatırlatan Büyükelçi, ülkenin yeniden inşa ve rehabilitasyon sürecine Türkiye'nin öncülük edeceğini ve bu tarihi adımın çok yakında başlayacağını müjdeledi.

2

Mayıs 2024'te kuşatma altına alınan Faşir, yaklaşık 18 ay süren kuşatmanın ardından Ekim 2025'te HDK'nin kontrolüne geçti. Kuşatma boyunca gıda ve sağlık malzemelerine erişimin zorlaştığı kentte Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Ofisine göre, HDK'nin saldırılarının ilk 3 gününde 6 binden fazla kişi öldürüldü. Faşir ve çevresindeki yerleşimlerden 26 Ekim 2025 ile 1 Mart 2026 arasında yaklaşık 138 bin 200 kişi yerinden edildi, savaş öncesinde bir milyondan fazla kişinin yaşadığı kentte bugün 70 binden az kişinin kaldığı sanılıyor.

3

Kentte sivillere yönelik öldürme, zorla yerinden etme, işkence ve cinsel şiddet iddiaları gündemdeki yerini korurken güvenlik, gıda ve sağlık hizmetlerine erişim sorunları da sürüyor. Büyükelçi Eltayeb, AA muhabirine Faşir'de yaşananlara, uluslararası toplumun tutumuna ve sorumluların hesap vermesi sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

4

Sudan'ın Ankara Büyükelçisi Eltayeb, Faşir'de yaşananların, uluslararası adalet kurumları açısından "skandal niteliğinde ve utanç verici" olduğunu belirtti. Uluslararası kurumların iki yıldan fazla süre önce uyarılmalarına rağmen binlerce sivili koruyamadıklarına dikkati çeken Eltayeb, "Faşir'deki katliam, bu yüzyılın en büyük trajedilerinden biridir." dedi. Eltayeb, kentte yaşananların uluslararası toplumun sivilleri koruma konusundaki başarısızlığını ve çifte standartlarını ortaya koyduğunu belirterek şunları söyledi: "Bu durum, günümüz dünyasına hakim olan çifte standartları yansıtmaktadır. Eğer Faşir bir Batı şehri olsaydı, verilecek tepki tamamen farklı olurdu. Sudan halkı, dünyanın geri kalanının sergilediği bu kayıtsızlık karşısında şoke olmuş ve hayal kırıklığına uğramıştır. Uluslararası hukuk kuralları titizlikle uygulansaydı, binlerce insanın hayatı kurtarılabilirdi."

5

Faşir'deki can kayıplarına ilişkin tahminlerin gerçek sayının çok altında olduğunu savunan Eltayeb, kentte yaşananlara ilişkin kesin verilerin elde edilmesinin mümkün olmadığını söyledi. Büyükelçi Eltayeb, "Kaç kişinin öldürüldüğünü kimse bilmiyor çünkü şehir büyük bir hapishaneye dönüşmüş durumda. Şehre giriş ve çıkış mümkün değil hiçbir insani yardımın ulaştırılmasına izin verilmiyor." diye konuştu. Kentten kaçmayı başaranların korkunç hikayeler anlattıklarını aktaran Eltayeb, katliamı gerçekleştiren kişilerden birinin saldırıların ilk 3 gününde 200'den fazla kişiyi öldürdüğünü gururla açıkladığını ileri sürdü.

6

Eltayeb, bazı uydu görüntülerinin büyük toplu mezarları ve yakılmış binlerce cesedi ortaya koyduğunun altını çizdi. Faşir'de belirli etnik toplulukların hedef alındığını savunan Eltayeb, özellikle Zaghawa topluluğuna mensup sivillere yönelik saldırılara dikkati çekti. Eltayeb, "Terörist milisler, Zaghawa gibi belirli etnik grupları tipik bir etnik temizlik suçu kapsamında hedef aldı. Bu kabilelere mensup on binlerce insanı öldürdü, yaktı, tecavüz etti ve hapsetti." ifadelerini kullandı.

7

Uluslararası toplumun Faşir'deki duruma müdahale etmemesine tepki gösteren Eltayeb, şu değerlendirmelerde bulundu: "Bence mesele uluslararası toplumun bunu önleyememesi değil kayıtsız kalması, yavaş hareket etmesi ya da bilinçli olarak müdahale etmemeye karar vermesiydi. Uluslararası toplum, Faşir'deki katliama bilinçli şekilde kayıtsız kaldı. Bunun, terörist milislerin destekçileri tarafından uygulanan baskıdan kaynaklandığını düşünüyorum. Dünya ise kayıtsızlıkla hatta bazıları şehrin düşüşünü memnuniyetle izledi."

8

Faşir'in Sudan ve Darfur açısından tarihsel önemine işaret eden Eltayeb, Darfur Sultanlığı'nın tarihi başkenti olduğunu ve İngilizlere karşı direniş hareketine öncülük ettiğini söyledi. Kentin Osmanlı İmparatorluğu bayrağı altında savaştığını, 300'den fazla Kur'an okuluna ev sahipliği yaptığını belirten Eltayeb, Faşir'in Mekke'deki Kabe'nin örtüsünün hazırlanmasına ve tedarik edilmesine de katkıda bulunduğunu ifade etti ve "Bu nedenle hedef alınıyor." dedi. Sudan Silahlı Kuvvetlerinin Kordofan ve Darfur bölgelerinde ilerleme kaydettiğini savunan Eltayeb, El Faşir'in de yakında geri alınacağını ve halkın güvenli şekilde kente dönebileceğini dile getirdi.

9

Türkiye'nin Sudan'a yönelik tutumunu değerlendiren Eltayeb, Ankara'nın Sudan'ın meşru hükümetini, birliğini ve istikrarını desteklediğini, ülkenin bölünmesine veya yasa dışı hükümet kurulmasına yönelik girişimleri reddettiğini ifade etti. Eltayeb, "Türkiye, bölgenin istikrarını hedef alan komplonun ve bu terörist milisin oluşturduğu tehlikenin farkında çünkü Türkiye de 40 yıldır terörden zarar görmekte." dedi. Türkiye'nin Sudan'a ilk günden itibaren önemli miktarda insani yardım ulaştırdığını ve yardımların sürdüğünü vurgulayan Eltayeb, Sudan'ın rehabilitasyon ve yeniden inşa sürecine Türkiye'nin öncülük etmesinin beklendiğini ve bu sürecin yakında başlayacağını ifade etti.