‘ÇILDIRMADAN YAZILAMAZ’
Bu yazı türünün, hat sanatının ilk büyük temsilcilerinden Seyyid Kasım El Gubârî’den sonra Osmanlı hattatları tarafından zaman içinde tecrübe edildiğini anlatan Dr. Hüseyin Fidan, “Levha olarak asılan yazılar genellikle celi sülüs, sülüs, ya talik ya da celi talik şeklinde olurken, farklı talepler gelebilir. Mesela; ‘Ben evime bir besmele asayım, ama besmelenin içinde Yasin-i Şerif olsun, ya da Bakara Suresi olsun, ya da çok daha ileri giderek Kur’an-ı Kerim’in tümü olsun’ diye bir şey isteyebilirsiniz, yani insanın gönlünden geçebilir. Bu da ancak Gubârî yazıyla mümkün olabilmiş, kendine has bir tarzı var. Bu yazı ne sülüstür, ne nesihtir, daha çok kırma nesih şekliyle yazılan, ince yazılardır. Tabii eski teknikte mikroskop olmadığı için, büyüteçler çok olmadığı için hattatlar kendi gözlerini, görme seviyelerini yükselterek ışık açısını ayarlayarak bu yazıları yazmaya çalışmışlar ve hakikaten de muhteşem eserler meydana getirmişler.” ifadelerini kullandı.