Ancak mühendislerin karşısına önemli bir sorun çıktı. Gerçekçi sonuçlar elde edebilmek için uçağın yolcularla dolu olması gerekiyordu. İnsanlardan günler boyunca koltuklarda hareketsiz oturmalarını istemek mümkün olmayınca ekip farklı bir çözüm aramaya başladı. Çözüm ise hiç beklenmedik bir yerden geldi: Patates.
PATATESİN ÖZELLİĞİ İNSAN VÜCUDUNA BENZİYOR
Araştırmacılar, patateslerin içerdiği su ve kimyasal yapısı nedeniyle radyo dalgalarını insan vücuduna benzer biçimde emip yansıtabildiğini fark etti. Bu özellik, patatesleri kablosuz bağlantı testlerinde gerçek yolcuların yerine kullanılabilecek uygun bir seçenek haline getirdi. Fikir, araştırma ekibinden bir kişinin Journal of Food Science'da yayımlanan ve 15 farklı meyve ile sebzenin elektriksel özelliklerinin incelendiği bir araştırmaya rastlamasıyla ortaya çıktı. İlk başta şüpheyle yaklaşılan yöntem için Boeing yaklaşık 9 ton patates satın aldı.
2006 yılında başlayan çalışmalar sırasında hizmet dışı bırakılmış bir uçağın koltuklarına sıra sıra patates çuvalları yerleştirildi. Görüntülerde çuvalların adeta yolcular gibi bütün kabini doldurduğu görülüyor.
Mühendisler daha sonra uçağın farklı noktalarındaki kablosuz sinyal gücünü ölçerek verileri topladı. Elde edilen sonuçlar istatistiksel analizlerle birleştirilerek uçak içerisinde internet sinyalinin daha güçlü ve dengeli dağıtılmasını sağlayacak bir sistem geliştirildi.
Çalışmalarda yalnızca internet bağlantısının kalitesi değil, Wi-Fi sinyallerinin uçağın hassas navigasyon ve iletişim sistemleriyle etkileşime girip girmediği de incelendi.
Boeing mühendisi Dennis Lewis, güvenlik açısından bir dizüstü bilgisayarın yanı sıra aynı anda 150 veya 350 bilgisayardan yayılan sinyallerin uçaktaki iletişim ve navigasyon sistemleri üzerinde oluşturabileceği en yüksek seviyelerin bilinmesinin önemli olduğunu belirtti.