AKİT MENÜ

Ekonomi

Bakan Ersoy müjdeyi verdi: Çalınan milli eserler Türkiye’ye getirildi

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Antalya Kültür Yolu Festivali’nde yaptığı açıklamada tarihi bir müjdeyi duyurdu. Sömürgeci Batı’nın Türkiye’den kaçırdığı milli mirasa yönelik kararlı takibin meyve verdiğini açıklayan Ersoy, “Bu hafta ABD'den yeni eserlerimiz geldi. Bunun açıklamasını yapacağız. Kültür varlıklarımızın izini sürmeye ve onları doğdukları topraklarla buluşturmaya devam edeceğiz.” dedi.

2

Bakan Mehmet Nuri Ersoy, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından bu yıl dördüncüsü düzenlenen ve dün başlayan Antalya Kültür Yolu Festivali kapsamında basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

3

Turizmde yıla çok iyi başlangıç yapmalarına rağmen şubatın sonunda İsrail ve ABD ile İran arasında başlayan savaştan olumsuz etkilendiğini dile getiren Ersoy, bölgedeki savaşların Türkiye turizmini hem kaynak pazarlar hem de artan enerji ve hava yolu ulaşım maliyetleri üzerinden etkilediğini anlattı.

4

Ersoy, sektörün krizlere karşı dayanıklılığını artırmak amacıyla ürün ve pazar çeşitliliğine odaklandıklarını kaydederek, Türkiye'nin 2018'de turizm stratejisinde değişikliğe gittiğini, 2019'da Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansının (TGA) kurulduğunu, bu çalışmalarla yeni pazarlara açıldıklarını ve tanıtım faaliyetlerini güçlendirdiklerini bildirdi.

5

Savaşın etkilerinin özellikle ikinci çeyrekte hissedildiğini ancak sektörle birlikte hızlı hareket ederek tanıtım ve satış kampanyalarını artırdıklarını anlatan Ersoy, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bütün bu olumsuzluklara rağmen Türkiye, turizmde yıllardır yaptığı yatırımların karşılığını almayı başardı. Üçüncü çeyrekte turizm gelirimiz, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 5 artarak 25 milyar 526 milyon dolara ulaştı. 9 aylık turizm gelirimiz ise yüzde 2,4 artışla 51 milyar 278 milyon dolar oldu. İkinci çeyrekte savaşın etkilerini daha yoğun hissetmiştik. O dönemde yaptığımız açıklamada, 'en kötüsünün geride kaldığını ve bundan sonra toparlanma beklediğimizi' söylemiştim. Nitekim turizm sektörümüzle birlikte çok hızlı hareket ettik. Güçlü tanıtım ve satış kampanyalarını devreye aldık. Türkiye'nin güvenli ve istikrarlı bir destinasyon olduğunu uluslararası kamuoyuna etkili biçimde anlattık."

6

Ersoy, Türkiye'nin Formula 1 takvimine yeniden alınması, NATO Zirvesine ev sahipliği yapması ve Antalya'nın COP31 için seçilmesinin de ülkeye duyulan güveni güçlendirdiğini vurguladı. Dijital tanıtım çalışmalarına değinen Ersoy, bu yıl 74 ülkede yürütülen kampanyalarla 7,1 milyar gösterime ulaşıldığını, 2025 ve 2026'da yayımlanan 10 mini dizinin ise toplam 10,5 milyar gösterim elde ettiğini söyledi.

7

“KİŞİ BAŞI GECELİK HARCAMADA İSE BÜYÜMEYE DEVAM EDİYORUZ” Bakan Ersoy, turizm stratejisinde ziyaretçi sayısının yanı sıra kişi başı harcamayı artırmaya da odaklandıklarını belirterek, yüksek harcama kapasitesine sahip ziyaretçilere yönelik çalışmaların sürdüğünü ifade etti. Yılın 9 ayında ortalama kalış süresinin 10,34 gece olarak gerçekleştiğini dile getiren Ersoy, şu değerlendirmelerde bulundu: "Kişi başı gecelik harcamada ise büyümeye devam ediyoruz. 9 ayda yabancı ziyaretçilerin kişi başı ortalama gecelik harcaması 119,9 dolara ulaştı. Tüm ziyaretçi grupları birlikte değerlendirildiğinde ise kişi başı ortalama gecelik harcama, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 4,6 artarak 107,7 dolar oldu. Yıl sonuna kadar çok büyük bir sürprizle karşılaşmazsak 65 milyar doların üzerinde turizm geliri elde edeceğimizi düşünüyorum."

8

“BU HAFTA ABD’DEN YENİ ESERLERİMİZ GELDİ” Kültür ve Turizm Bakanı Ersoy, Türkiye'nin yurt dışına kaçırılan kültür varlıklarının iadesi için kurumsal kapasitesini güçlendirdiğini ve uluslararası işbirliklerini artırdığını belirterek, bu kapsamda anlaşma yapılan ülke sayısının 14'e yükseldiğini bildirdi. Kaçakçılıkla mücadele biriminin daire başkanlığı seviyesine çıkarıldığını anımsatan Ersoy, eserlerin kökenini ortaya koymak için arşiv kayıtları, kazı belgeleri, eski fotoğraflar ve bilimsel analizlerden yararlanıldığını ifade etti. Ersoy, yurt dışında eserin tespit edilmesinden satışının durdurulmasına ve onun talep edilmesine kadar tüm süreçlerde önemli deneyimlerinin bulunduğunu kaydederek, "Bu konuda ciddi bir uzmanlık kazandık. Bugün dünyanın farklı ülkelerinden uzmanlar Türkiye'ye gelerek eğitim alıyor, kültür varlıklarının iadesi konusundaki tecrübemizden yararlanıyor." dedi. Halihazırda birçok ülkede birlikte çalıştıkları ekiplerin bulunduğunu dile getiren Ersoy, şu ifadeleri kullandı: "Şu anda üzerinde çalıştığımız çok sayıda operasyon var. Ancak bunların ayrıntılarını açıklayamam. Şunu söyleyebilirim, bu hafta ABD'den yeni eserlerimiz geldi. Bunun açıklamasını da yapacağız. ABD, İsviçre, Japonya, Özbekistan, Yunanistan, Danimarka ve Çin gibi çok sayıda ülkeyle çalışmalarımız devam ediyor. Bizim için bir eserin kaçırılmasının üzerinden kaç yıl geçtiği, o eserin peşini bırakmak için bir gerekçe değil. Kültür varlıklarımızın izini sürmeye ve onları doğdukları topraklarla buluşturmaya devam edeceğiz."

10

“DİYARBAKIR CEZAEVİ’NDEKİ ÇALIŞMALARI YIL SONUNA KADAR TAMAMLAMAYI HEDEFLİYORUZ” Bakan Ersoy, Diyarbakır Cezaevi'nin müze ve kültür alanına dönüştürülmesi projesinde son aşamaya geldiklerini ve çalışmaları yıl sonuna kadar tamamlamayı hedeflediklerini bildirdi. Toplam 47 dönümlük alanda yürütülen proje kapsamında 18 bin 500 metrekarelik bölümün hafıza müzesi ve kütüphane olarak düzenlendiğini anımsatan Ersoy, komplekste sergi salonları ile 520 kişilik çok amaçlı etkinlik salonunun da yer alacağını anlattı. Ersoy, geçmişte yaşananların gelecek kuşaklara aktarılmasını ve Diyarbakır'ın kültür-sanat hayatına katkı sunmayı amaçladıklarını kaydederek, müzenin içeriğinin tanıkların anlatımları, arşiv belgeleri ve akademik çalışmalar doğrultusunda hazırlandığını söyledi.

11

“(AYASOFYA’NIN YER ALTINDAKİ TARİHİ MERAKLARI) HALKIMIZDA BULUŞTURMAYI HEDEFLİYORUZ” Kültür ve Turizm Bakanı Ersoy, Ayasofya'da Cumhuriyet tarihinin en kapsamlı restorasyon, konservasyon ve güçlendirme çalışmalarını yürüttüklerini belirterek, bilim kurulu üyelerinin çalışmaları Mimar Sinan döneminden sonraki en kapsamlı müdahalelerden biri olarak nitelendirdiğini bildirdi. Ana kubbenin yanı sıra mihrap ve minberin bulunduğu doğu bölümündeki yarım kubbede de güçlendirme çalışmalarına başladıklarını kaydeden Ersoy, çalışmaların bilim kurulu, Koruma Kurulu ve üniversitelerin görüşleri doğrultusunda yürütüldüğünü, yapının ibadete ve ziyarete açık tutulurken özgün mimari unsurlarının korunmasına yönelik hassas bir mühendislik çalışması gerçekleştirildiğini anlattı. Ersoy, Ayasofya'nın yer altındaki tarihi alanlarında da araştırmaların ve kapsamlı çalışmaların sürdüğünü aktararak, bugüne kadar yaklaşık 3 bin ton çamur ve moloz çıkarıldığını, tarihi tünel, su kanalı ve mahzenlerin incelendiğini ifade etti. Bazı bölümlerde ilerledikçe yeni mekanlara ulaştıklarını vurgulayan Ersoy, sözlerine şöyle devam etti: "Bu yapılar, İstanbul'un tarihi su yönetimi ve altyapısı hakkında da önemli bilgiler veriyor. Yağmur sularının tahliyesi ve su dağıtımı gibi işlevlere sahip yer altı sistemlerini araştırıyoruz. Bazı bölümler insanların geçebileceği büyüklükte. Ancak bütün alanların işlevlerini ve tarihsel bağlantılarını henüz ortaya koymuş değiliz. Araştırmalarımız devam ediyor. Kuzeydoğu bölümündeki 4 odalı yer altı mezarında yani hipojede yürütülen çalışmalar da Ayasofya'dan daha eski dönemlere uzanan izleri anlamamıza katkı sağlıyor. Ayasofya'nın yer altı, en az üst yapısı kadar ilginç. Yakın bir tarihte bu alanları öncelikle basın mensuplarımıza tanıtmak, sizlere çalışmalarımızı yerinde göstermek istiyoruz. Ardından gerekli koruma, güvenlik ve ziyaretçi altyapısı çalışmaları tamamlanan uygun bölümleri halkımızla buluşturmayı hedefliyoruz. Hangi alanların ziyarete açılabileceğini bilimsel incelemeler ve güvenlik koşulları belirleyecek. Böylece Ayasofya'nın bugün görülemeyen tarihi katmanlarının da tanınmasına imkan sağlayacağız. Fatih'in emanetini, kubbesinden yer altındaki yapılarına kadar bütüncül bir yaklaşımla koruyoruz."