AKİT MENÜ

Yaşam

Kenan Alpay ‘Yol Uzun Hayat Kısa’ya konuk oldu! Hayatı anlamlı kılmanın yolunu ve İslami mücadeleyi anlattı

Yazarımız Kenan Alpay, Diş Hekimi ve hukukçu Muhlis Kılıç’ın hazırlayıp sunduğu “Yol Uzun Hayat Kısa” programına konuk oldu. Hayatın anlamı, aile bağları, gençliğin değişen değerleri, toplumsal dönüşüm ve İslami mücadele üzerine önemli değerlendirmelerde bulunan Alpay, aile ilişkilerinin korunmasının ve hayatın Allah’ın rızası doğrultusunda yaşanmasının önemine dikkat çekti.

2

Yazarımız Kenan Alpay, “Yol Uzun Hayat Kısa” programında Muhlis Kılıç’ın sorularını yanıtlayarak hayat tecrübesinden, çocukluk yıllarından, aile yaşantısından ve düşünce dünyasından kesitler paylaştı. Samimi bir sohbet ortamında gerçekleşen programda Alpay, insanın hayat karşısındaki sorumluluklarından gençlerin aile kurma sürecine, akrabalık hukukundan toplumsal değerlerde yaşanan değişime kadar pek çok başlıkta görüşlerini dile getirdi. Hayatın anlamına ilişkin değerlendirmelerinde inanç ve sorumluluk bilincini merkeze alan Kenan Alpay, insanın kendisini ve yaşamını anlamlandırabilmesi için yaratılış gayesini unutmaması gerektiğini belirtti. Hayatın insana sunulmuş bir nimet olduğunu ifade eden Alpay, bu nimetin başıboş ve anlamsız olmadığını vurgulayarak, “Bu hayat Allah’ın lütfu olan bir hayat. Yani bize lütfedilmiş, bize armağan edilmiş. Fakat bu lütuf ve armağan boşuna, sebepsiz, anlamsız bir lütuf değil. Çünkü Allahu Teâlâ hayatı ve ölümü tamamen bir imtihan vesilesi olarak yarattığını beyan ediyor” ifadelerini kullandı. İnsanın hayatını Allah’ın rızasına uygun şekilde tanzim etmesinin önemine değinen Alpay, helal ve haram ölçülerinin insanın ahlaki gelişimindeki yerini hatırlattı. Alpay, “Bizi insan yapacak olan da, temiz, güzel, ahlaklı yapacak olan da tamamen bu şekilde bir perspektife sahip olmaktır” dedi. İnsanın kendisine verilen nimetleri tanıması, şükretmesi ve hayatını anlamlı kılacak bir sorumluluk bilinciyle hareket etmesi gerektiğini belirten Alpay, İslam’ın sunduğu hayat anlayışının insana yol gösterdiğini ifade etti.

3

Programda çocukluk ve gençlik yıllarına da değinen Kenan Alpay, 1970 yılında Sakarya’nın Sapanca ilçesinde dünyaya geldiğini anlattı. Dedesi, babaannesi, amcası, halası ve kardeşleriyle birlikte geniş bir aile ortamında büyüdüğünü belirten Alpay, çocukluk yıllarının aile ve akrabalık ilişkilerinin güçlü olduğu bir çevrede geçtiğini dile getirdi. Sapanca’nın farklı kültürlerden insanların bir arada yaşadığı bir yer olduğunu aktaran Alpay, aile köklerine ilişkin de bilgiler paylaştı. Baba tarafından Selanik muhaciri olduklarını belirten Alpay, çocukluk dönemindeki sosyal hayatın ve yetiştiği çevrenin kendisi üzerindeki etkilerini anlattı. Gençlik yıllarında kamyonculuğa ilgi duyduğunu ve ailesinin nakliye işleriyle uğraşması nedeniyle kendisinin de bu alanda bir gelecek düşündüğünü belirten Alpay, zaman içerisinde üniversite eğitimi ve düşünce dünyasına ilişkin yeni arayışlara yöneldiğini kaydetti. Alpay, hayatındaki önemli dönüm noktalarından birinin öğretmeni İbrahim Gülden’in okula gelmesi olduğunu ifade ederek, bu dönemi şöyle anlattı: “Allah razı olsun İbrahim Gülden hocamızın okula gelmesiyle beraber bizim bütün hayata bakışımız değişti. Artık tamamen İslam’ı merkeze alan, Kur’an okumaya, Hz. Peygamber Aleyhisselam’ın hayatını öğrenmeye, İslam’ın ve Müslümanların gerçekten gündemini anlamaya, onları takip etmeye dönük bir hayatımız olmaya başladı.” Bu süreçle birlikte geleceğe ilişkin farklı bir perspektif kazandığını belirten Alpay, 1988 yılından itibaren İstanbul’un kendisi için kalıcı bir yaşam alanına dönüştüğünü ve düşünsel mücadelesinin de bu dönemde şekillendiğini dile getirdi.

4

Türkiye’nin geçmişten bugüne yaşadığı toplumsal değişimi değerlendiren Kenan Alpay, özellikle eğitim, ulaşım, sağlık ve teknoloji alanlarında önemli gelişmeler yaşandığını ifade etti. Geçmiş yıllarda çocukların okul ihtiyaçlarını karşılamakta dahi zorlandığı dönemleri hatırlatan Alpay, günümüzde insanların sahip olduğu imkânların geçmişle kıyaslanamayacak ölçüde arttığını belirtti. Ancak maddi imkânlardaki gelişmenin her zaman toplumsal huzur ve mutluluk anlamına gelmediğini vurgulayan Alpay, aile bütünlüğü, komşuluk ilişkileri ve geleneksel değerlerde yaşanan aşınmaya dikkat çekti. Alpay, toplumsal değişimin beraberinde getirdiği kayıpları şu sözlerle ifade etti: “Bir şeyler kayboldu tabii ki. Aile bütünlüğü, akraba ilişkileri, bir şehir yapısı, komşuluk ilişkileri ve tabii ki İslami anlamıyla örften, gelenekten kopmak, bunların değerini yitirmek, burada bir anlam kaybına maruz kalmak, birtakım değerlerin dejenere olması bizim asıl kaybımız.” Bugün gençlerin ve çocukların geçmişe kıyasla daha fazla imkâna sahip olduğunu, ancak hayatı anlamlandırma ve insan ilişkilerinden mutluluk duyma konusunda çeşitli sorunlarla karşılaşabildiğini belirten Alpay, toplumsal değerlerin yeniden inşa edilebileceğini söyledi. Geçmişi bütünüyle idealize etmenin de doğru olmayacağını dile getiren Alpay, günümüzdeki imkânların bir nimet olarak görülmesi gerektiğini, bununla birlikte kaybolan güzel değerlerin yeniden kazanılması için çaba gösterilmesinin önem taşıdığını ifade etti. Programın öne çıkan başlıklarından biri de aile ve akrabalık ilişkileri oldu. İslami mücadele içerisinde bulunmanın aileye, akrabalara ve komşulara ayrılan zamanı ihmal etmek için gerekçe gösterilemeyeceğini belirten Alpay, bu yaklaşımın yanlış olduğunu vurguladı. Kur’an-ı Kerim’de ve Hz. Peygamber’in hadislerinde akrabalık ilişkilerinin korunmasına, ihtiyaç sahiplerinin gözetilmesine yönelik önemli tavsiyeler bulunduğunu hatırlatan Alpay, Müslümanların bu sorumlulukları hayatlarının merkezinde tutması gerektiğini ifade etti. Kendi aile yaşantısından örnekler veren Alpay, akraba ziyaretlerini çocukluk yıllarından itibaren ailesinden öğrendiğini belirterek şöyle konuştu: “Gidemedim, gidemezsen ararsın, arayamazsan mesaj atarsın. Ama bu ilişkiyi muhakkak canlı tutarsın.”

5

Akrabalarla kurulan bağların yalnızca ziyaretlerden ibaret olmadığını, insanların birbirleri üzerindeki emek ve haklarının da unutulmaması gerektiğini dile getiren Alpay, akrabalık ilişkilerini ihmal etmenin insanı sevgisizlik ve merhametsizlik gibi sorunlarla karşı karşıya bırakabileceğini söyledi. İslami mücadele içerisinde yer alan kişilerin bu konuda daha hassas olması gerektiğini belirten Alpay, aile ve akrabalık bağlarının toplumsal yapının güçlenmesindeki rolüne işaret etti. Aile kurmaya hazırlanan gençlere yönelik tavsiyelerini de paylaşan Kenan Alpay, evlilik kararlarında istişarenin önemini vurguladı. Gençlerin kendi kararlarına duydukları güvenin bazen aile büyüklerinin ve tecrübeli kişilerin görüşlerine kapalı olmalarına yol açabildiğini belirten Alpay, istişarenin yalnızca alınmış bir karara onay aramak şeklinde anlaşılmaması gerektiğini ifade etti. Alpay, evlilik sürecine ilişkin değerlendirmesinde, “Müminlerin her işinde istişare merkezde olmak durumundadır” diyerek doğru kişilerle, samimi bir şekilde fikir alışverişinde bulunmanın hayır ve berekete vesile olabileceğini söyledi. Evlilik tercihinde takvanın önemine dikkat çeken Alpay, kanaatkâr ve mütevazı bir anlayışla hareket edilmesi gerektiğini belirtti. Gösterişin, yüksek beklentilerin ve çevrenin ne diyeceğine ilişkin kaygıların evlilik sürecini olumsuz etkileyebileceğini dile getirdi. Kendi evlilik hayatından örnekler paylaşan Alpay, evliliğinin ardından yaşanan 17 Ağustos depreminin kendisi ve ailesi açısından önemli bir dönüm noktası olduğunu anlattı. Deprem sonrasında iş piyasasında yaşanan sıkıntılar nedeniyle kendisinin işsiz kaldığını, öğretmen olan eşinin de başörtüsü nedeniyle görevinden ihraç edildiğini belirten Alpay, genç çiftlerin hayatın beklenmedik gelişmelerine karşı hazırlıklı olması gerektiğini ifade etti. Hayatın her zaman planlandığı gibi ilerlemediğini vurgulayan Alpay, ekonomik krizler, afetler, savaşlar ve benzeri gelişmelerin insanların yaşamını değiştirebileceğini söyledi. Bu nedenle evlilikte yalnızca maddi şartların ve geleceğe ilişkin beklentilerin değil, sabrın, dayanışmanın, kanaatin ve ortak değerlerin de belirleyici olması gerektiğine işaret etti.

6

Türkiye’de son yıllarda aile içi huzursuzluklar, boşanmalar, kumar ve uyuşturucu bağımlılığı ile şiddet gibi meselelerin ciddi toplumsal sorunlar arasında yer aldığını dile getiren Alpay, bu sorunları değerler dünyasındaki aşınma çerçevesinde değerlendirdi. İnsanın hayatını anlamlandıran ahlaki ve manevi ölçülerden uzaklaşmasının çeşitli krizleri beraberinde getirdiğini savunan Alpay, inanç ve sorumluluk bilincinin toplumsal hayattaki önemine dikkat çekti. Alpay, “Bütün bu krizler esasında bizim bir noktada Allah’ın kitabından, Resulullah Aleyhisselam’ın sünnetinden uzaklaşmamızın getirdiği krizlerdir” ifadelerini kullandı. Programın kısa cevap bölümünde kendisine yöneltilen soruları da yanıtlayan Kenan Alpay, en sevdiği kelimenin “adalet” olduğunu söyledi. Adaletin toplumsal düzenin temelinde bulunduğunu belirten Alpay, bu tercihini, “Çünkü yerler ve gökler tamamen adalet üzerine ayakta durur. Allahu Teâlâ böyle beyan ediyor” sözleriyle açıkladı. En sevmediği kelimelerin ise riyakârlık, iki yüzlülük ve çifte standart olduğunu dile getiren Alpay, insanın söyledikleriyle yaptıklarının, kalbiyle dilinin birbiriyle uyumlu olması gerektiğini vurguladı. Kendisini etkileyen kitaplar üzerine de konuşan Alpay, Kur’an-ı Kerim ve hadislerin yanı sıra insanı tanımaya, duygularını anlamaya ve hayatı anlamlandırmaya yardımcı olan eserleri önemsediğini belirtti. Bu çerçevede Kemal Sayar’ın kitaplarına değinen Alpay, tarihle yüzleşmeyi sağlayan eserlerin de önemli olduğunu ifade etti. Mehmet Doğan’ın özellikle Batılılaşma tartışmalarına ilişkin çalışmalarını kıymetli bulduğunu belirten Alpay, İslami mücadele tarihini ve bu mücadelenin öncü isimlerini ele alan eserlerin de yol gösterici olduğunu söyledi.

7

Seyyid Kutub, Hasan el-Benna, Mevdudi, Aliya İzzetbegoviç ve Malik bin Nebi gibi isimlerin çalışmalarının Müslümanların meselelerini anlamak bakımından önemli katkılar sunduğunu dile getiren Alpay, geçmişte yaşamış düşünce ve mücadele insanlarının tecrübelerinden yararlanılması gerektiğini vurguladı. Yazmanın kendisi için kolay bir süreç olmadığını da ifade eden Alpay, buna rağmen yazılı anlatımın önemine dikkat çekerek, “Konuşurken ulaşabildiğimiz insanlar var. Bir de konuşurken ulaşamadığımız ancak yazıyla ulaşabileceğimiz insanlar var” dedi. Aile üzerine yapılan sohbetin en samimi bölümlerinden biri ise anneye ilişkin soruyla yaşandı. Annesinin kendisinin manevi gelişimindeki yerini anlatan Kenan Alpay, çocukluk yıllarında annesinin Kur’an okuduğunu, kendilerini namaza teşvik ettiğini ve dualarıyla aile hayatına yön verdiğini dile getirdi. Annesinin kendilerine ilahilerle seslenerek namaza kaldırdığını anlatan Alpay, annesinin ahlaki ve manevi terbiyesindeki etkisini şu sözlerle ifade etti: “Anne deyince benim hayatıma merhamet geliyor. Anne deyince benim aklıma terbiye geliyor. Anne deyince benim aklıma vefa geliyor, sadakat geliyor.” Alpay, ailesinde İslami duygu ve düşüncenin şekillenmesinde annesinin özel bir yere sahip olduğunu belirterek annesine duyduğu vefayı dile getirdi.

8

Programın sonunda Diyarbakır’a ilişkin düşüncelerini paylaşan Kenan Alpay, şehrin tarihinin yanı sıra insanı, kültürü, nezaketi ve misafirperverliğiyle de öne çıktığını ifade etti. Diyarbakır’ın kendine özgü bir şehir olduğunu vurgulayan Alpay, izleyicilere kenti ve çevresini ziyaret etmeleri tavsiyesinde bulundu. Alpay, “Diyarbakır bu 81 ilden bir il değildir. Diyarbakır iller içerisinde, şehirler içerisinde bir başka şehirdir. İnci gibi bir şehirdir” dedi. Diyarbakır’ın İslami mücadeleye verdiği önem ve sahip olduğu kültürel birikime dikkat çeken Alpay, sözlerini şu ifadelerle tamamladı: “Onun için imkânı olan arkadaşların muhakkak surette Diyarbakır ve çevresini gezmesini, Diyarbakır’daki dostlarıyla, arkadaşlarıyla hemhâl olmalarını naçizane tavsiye ediyorum. Diyarbakır’a gelmek büyük bir huzur, büyük bir mutluluktur.” Kenan Alpay’ın hayat tecrübelerini, aileye bakışını ve düşünce dünyasını paylaştığı “Yol Uzun Hayat Kısa” programı, hayatın anlamı, manevi değerler, aile bağları ve toplumsal sorumluluklar üzerine samimi değerlendirmelere sahne oldu.