Günümüzde birçok makarna üreticisi ise teflon kaplı kalıpları tercih ediyor. Bu kalıplar hamurun daha hızlı ve kolay şekillenmesini sağlarken makarnanın yüzeyini de daha pürüzsüz hâle getiriyor. Aslında iki makarna arasındaki temel fark kullanılan malzemelerden değil, üretim yönteminden kaynaklanıyor.
Martha Stewart’a konuşan şef Ciro Fodera’ya göre bronz kalıp makarnaların en önemli avantajı, pürüzlü yüzeyleri sayesinde sosu daha iyi tutabilmeleri. Özellikle domatesli veya kremalı soslarla hazırlanan yemeklerde makarna ile sosun birbirine daha iyi karışmasına yardımcı olabiliyor. Teflon kalıpla üretilen makarnaların daha kaygan yüzeyi ise aynı etkiyi her zaman sağlayamayabiliyor.
ES Hospitality’nin mutfak direktörü Brian Rae de bronz kalıp yönteminin makarnanın sosla birleşmesini kolaylaştırdığını belirtiyor. Makarnadan pişirme suyuna geçen nişasta, sosun kıvam almasına katkı sağlayabiliyor. Bu nedenle şefler, özellikle sosun ön planda olduğu tariflerde bronz kalıp makarna kullanmayı tercih edebiliyor.
Market raflarında bronz kalıp makarnaların standart ürünlerden daha yüksek fiyatlarla satılması oldukça yaygın. Bona Fortuna Başkanı Brian Ralph’a göre bunun nedenlerinden biri, geleneksel üretim yönteminin daha fazla zaman ve özen gerektirmesi. Bronz kalıplarla şekillendirilen bazı makarnalar daha yavaş kurutma yöntemleriyle de hazırlanıyor. Bu süreçler üretim maliyetini artırabiliyor.
Ancak bronz kalıpla üretilmiş olması, bir makarnanın mutlaka daha kaliteli olduğu anlamına gelmiyor. Kullanılan buğdayın kalitesi, üretim koşulları ve kurutma yöntemi de son ürünü etkiliyor. Ayrıca bütün bronz kalıp makarnalar aynı yöntemle veya aynı sürede kurutulmuyor. Bu nedenle yalnızca fiyatına ya da paketindeki ifadeye bakarak en iyi makarnayı seçmek mümkün değil.