Bulguları hakemli dergi Science'ta yayımlanan çalışmaya göre teknoloji, tamamen otomatik işlemek üzere tasarlandı.
Pek çok diyabet hastasının koluna taktığına benzer bir sensör, dokudaki glukoz düzeyini sürekli ölçüyor. Örneğin yemek sonrasında seviye çok yükseldiğinde sensör, Bluetooth aracılığıyla akıllı telefon veya akıllı saatle iletişim kuruyor.
Ardından bu bağlı cihaz implantı etkinleştirerek katalizörün glukozu glukonata dönüştürmesi için gereken elektrik enerjisini sağlıyor.
Glukoz düzeyi hedef aralığa döndüğünde implant otomatik olarak kapanıyor. Bu sayede kan şekeri seviyelerinin aşırı düşmesi engelleniyor.
Makalenin başyazarı Fussenegger, "Onlarca yıldır diyabeti, vücuda glukozu nasıl yönetmesi gerektiğini söyleyerek tedavi ettik. Artık ilaçlar yerine elektronik cihazlar kullanarak glukozu doğrudan kontrol edebileceğimizi gösteriyoruz" diyerek ekliyor:
Ve katalizör yalnızca glukoz seviyeleri çok yüksek olduğunda devreye giriyor.
Araştırmacılar implantı önce, bir yetişkinin vücudundaki kan hacmine yaklaşık olarak karşılık gelen 5 litrelik glukoz içeren bir sıvıda test etti. İmplant, sıvıdaki glukoz düzeyini başarıyla düşürdü.
Bilim insanları daha sonra diyabet hastası farelere implantı taktı. 6 hafta süren deneyde cihazın, kan şekeri seviyelerini hassas bir doğrulukla düzenleyebildiği gözlemlendi.
Ayrıca farelerin kilo verdiği de kaydedildi. Bu durumun, fazla glukozun yağ olarak depolanmak yerine glukonata dönüştürülmesinden kaynaklandığı tahmin ediliyor.
Fussenegger, "Sistem çok düşük bir voltajda çalışıyor ve deneylerimizde ne elektriksel ne de termal etkilerden kaynaklanan doku hasarına dair kanıt görülmedi" diyor.
Bulgular umut verici olsa da implant henüz insanlarda test edilmedi. Cihazın diyabet hastalarında etkili ve güvenli şekilde çalışıp çalışmadığının anlaşılması için daha fazla çalışmaya ihtiyaç var.
Ancak işe yaraması durumunda tip 2 diyabet hastası pek çok kişinin ilaçlara bağlı kalmadan daha rahat yaşamasını sağlayabilir. Araştırmacılar ayrıca implantın, zorlu bir ameliyat yerine küçük bir kesiyle takılabileceğini tahmin ediyor.
Fussenegger, "Bunu belki üç ayda veya yılda bir yapmak mümkün olur ve hastalar 'Diyabetimi unutabilirim' diyebilir. Bence bu insanları mutlu eder" ifadelerini kullanıyor.