Türk devletinin köklü geçmişine ve devlet mefkûresine dikkat çeken Yazıcı, açıklamasının en önemli mesajlarından birini bu başlık altında verdi:
“Biz 2200 yıllık devlet geleneğine sahip bir milletiz. Türk devlet aklı, günübirlik siyasi tartışmalarla ve şahısların hesaplarıyla ölçülemez.
Türk devleti izler, takip eder, gerekli bilgileri toplar, delilleri değerlendirir ve hukuk çerçevesinde gereğini yapar.
Bazen bir meselenin aydınlanması zaman alabilir. Ancak bu, devletin görmediği, duymadığı veya takip etmediği anlamına gelmez.
Bugün yaşanan gelişmeler, devlet kurumlarının ve yargının görevini yerine getirmesinin ne kadar önemli olduğunu göstermektedir.
Şunu herkes bilmelidir: Devletin hafızası vardır, devletin iradesi vardır. Suç işleyen kim olursa olsun, makamına ve siyasi kimliğine bakılmaksızın hukuk önünde hesap vermelidir.
Devlet mefkûresi şahısların menfaatlerinden üstündür. Makamlar geçicidir, devlet bakidir. Hiç kimse kendisini devletin üzerinde göremez.”
“MAKAM VE MEVKİ SAHİPLERİNE SESLENİYORUM: MİLLETE TEPEDEN BAKMAYIN!”
Makam ve mevki sahibi olup zamanla kibir abidesine dönüşenlere de seslenen Yazıcı, şu
ifadeleri kullandı:
“Buradan makam ve mevki sahibi olup kendisini milletin üzerinde görenlere sesleniyorum!
Oturduğunuz koltuklar sizin değildir. Taşıdığınız unvanlar şahsi mülkünüz değildir. O makamlar size millet tarafından emanet edilmiştir.
Millete tepeden bakmayın! Vatandaşı küçümsemeyin! Kendinizi dokunulmaz, vazgeçilmez veya hesap sorulamaz sanmayın.
Unutmayın, bugün sizi o makamlara taşıyan millet, yarın da sizi değerlendirir. Makam büyüdükçe sorumluluk da büyür.
Kibirle değil tevazuyla, ayrıcalıkla değil hizmetle, güç gösterisiyle değil adaletle anılın.
Milletin efendisi değil, milletin hizmetkârı olduğunuzu unutmayın!”