"Pestisit Konusunda AB Komiserine İstatistikleri Gösterdim"
Geçtiğimiz günlerde AB Komisyonu'nun Tarım ve Gıdadan sorumlu üyesi Christophe Hansen ile görüştük. Orada zirai ilaç kalıntısı da gündeme geldi. Son 3 yılda RASFF bildirimlerindeki düşüşümüz yüzde 74. Biyolojik ve biyoteknik mücadele yapıyoruz. Bu konudaki uygulamalarımızı onlarla paylaşacağız. Türkiye'de çok yoğun pestisit kullanıldığıyla ilgili algı vardı onların kafasında da. Ancak Avrupa Birliği'nde hektar başına kullanılan pestisit oranı 3.2 kilogram, Türkiye'de 2.3 kilogram. Sonucunda da bu konuda işbirliğimizi daha da geliştirmek üzere anlaştık. Toplumumuzdaki zirai ilaç kullanımı konusundaki algının yüksek olmasını ben şahsen çok olumlu ve iyi bir durum olarak nitelendiriyorum. Bu şekilde olmalı bence. Biz de bu hassasiyeti gözeterek en aza indirmek için çalışmalar yapıyoruz.
"İklim Değişikliğinin Zararlılara Etkisi Büyük"
İklim değişikliğinin başka bir etkisi de zararlıları, çok enteresan zararlıları ortaya çıkarmaya başladı. Mesela Karadeniz Bölgesi'nde kestane ağaçlarında iki sene öncesiydi gal arısı diye bir zararlı geldi. Kestane ağaçlarının hepsini mahvetti. Ama onun bir karşıt böceği ormanlara da zarar vermeyen, arkadaşlar da çalışmasını yaptılar. Gittiğimizde o bölgelere sonucun alındığını ve herkesin memnun olduğunu görüyoruz. Sadece zirai ilacı atarak değil, aynı zamanda tabiatın kendi içerisindeki mücadele metodolojisini de bizim uygulayabiliyor olmamız lazım. Hangi çiftçi ister ki 3 ay, 5 ay, 8 ay, 10 ay ürününü ekmiş, zararlıyla mücadele için zira ilaç kullanmış, sonra da pazara götürmüş ya bahçesinde ya paketleme yerinde ya da pazarda markette neyse tespit edilmiş ve çöpe atılmış, zarar görmüş. Bunu kim ister ki? Burada bir metodoloji sorunu var. Bunların her birine gerçekten arkadaşlarım kuyumcu titizliğiyle bakıyor.
Meyvedeki Arz Fazlası ve İhracatının Önündeki Engeller
Üretim planlamasıyla 2023'ten itibaren dünyadaki bütün konjonktürel zorluklara karşı, fırtınaya karşı, tarım gibi gıda arz güvenliği açısından son derece önemli bir başlıkta yapısal bir dönüşümü başlattık. Bu düzenlemeyle 2023 yılında nğimin altındaki yerlerde uzun yıllıklı bitkilerin yani meyve ağaçlarının dikilmesini yasakladık. Bunun yanında önce stratejik ürünlerden başlayarak üretim planlamasını devreye aldık. Bütün ürünlere yaymak için gayret ediyoruz. Bu hemen olacak bir şey değil, biliyoruz. Ama yapısal değişimin son derece önemli olduğunu söylemek istiyorum.
Diğer yandan meyve ihracatı konusunda, Karadeniz'de seyri sefer problemi maalesef şu anda bizim de en büyük sorunlarımızdan biri. İhracatçılar ürünlerin ihraç edilememesi, seyri sefer güvenliğinin olmaması sebebiyle bir zorluk yaşıyorlar. Ticaret Bakanlığımızla birlikte nasıl işlerini kolaylaştırabiliriz diye bir çalışmamız var. İnşallah o da devreye girerek problemi hafifletmiş olacağız. Bu yıl çok şükür bütün ürünlerde hakikaten çok iyi hasat verileri elde etmiş olduk. Ancak ürününüzü satamadığınızda bunun bir sürü geriye doğru komplikasyonu oluyor. Ben de bunun için bütün ülkelerle birebir görüşmeler yapıyorum. Rusya'ya gittik mesela. Karadeniz kapanınca tırlarla Rusya'ya ürün gönderilmeye başlandı. Ama onlar da biz gittiğimizde gümrükte birtakım problemlerden dolayı bizim ürünlerin geçişini kapatmışlardı. Ama görüştük, anlaştık, el sıkıştık. Daha biz ayrılmadan gümrüğü açtılar. Sonra onlarla bir konuda daha anlaşmıştık. Bizim her iki tırımızdan bir tanesini analize alıyorlardı. Bu da birikmelere sebep oluyordu. Ürünlerde problemlere sebep oluyordu. Onda da belli grup ürünlerin , belli grup ürünlerde 'a kadar indirdik analiz sıklığını. Her ülke için tek tek çalışıyoruz. Bu anlamda çok yoğun bir tarım diplomasisi süreci yürütüyoruz.