AKİT MENÜ

Yaşam

Türklerin yüzüne bakmadığı o “fakir yemeği” dünyayı salladı: Meğer gençlik iksiriymiş

Ağır kokusu, çürümüş peyniri andıran aroması ve metrelerce uzayan yapışkan lifleri nedeniyle Türk mutfağında ilk lokmada reddedilen Japonların geleneksel fermente yiyeceği "Natto", dünya genelinde çılgınlığa dönüştü. Japonya'da yıllarca "yoksul kahvaltısı" olarak ucuz fiyata satılan soya fasulyesi bazlı bu süper gıda, bağırsak mikrobiyotasına ve damar sağlığına olan inanılmaz faydaları bilimsel olarak kanıtlanınca lüks restoranların menülerine girdi.

2

Üreticiler, küresel talebi artırmak için o keskin kokudan arındırılmış yeni nesil formatları piyasaya sürerken, bu tuhaf lezzet sağlıklı yaşam tutkunlarının gözdesi olmaya devam ediyor. Sosyal medyanın sınır tanımayan yemek akımları, bir ülkenin mutfak kültüründe sıradan görülen tabakları bir gecede küresel bir çılgınlığa dönüştürebiliyor.

3

Uzak Doğu’dan yayılan son dalga ise görüntüsü ve kokusuyla Batı dünyasını ikiye bölen, Türk tüketicisinin ise ilk temasta tabağı geri ittiği asırlık bir fermente mucize oldu. Japonya’da neredeyse bedavaya satıldığı için uzun yıllar boyunca "yoksul kahvaltısı" olarak etiketlenen o yiyecek, şimdi lüks restoranların menülerine "süper gıda" unvanıyla girmeye başladı.

4

Soya fasulyesinin özel bakterilerle fermente edilmesiyle hazırlanan ve Japonların "Natto" adını verdiği bu geleneksel yiyecek, çubukla kaldırıldığı anda metrelerce uzayan şeffaf, yapışkan sümüksü lifleriyle biliniyor. Ağır, çürümüş peyniri andıran keskin kokusu ve ağdalı dokusu nedeniyle Türk mutfak kültürüne tamamen zıt düşen bu lezzet, Türkiye’de meraklılarının bile ilk lokmada pes ettiği yiyeceklerin başında geliyor.

5

Tokyo sokaklarındaki yabancı turistler dokuyu "ezber bozan ve alışması zor bir kıvam" olarak nitelendirirken, Batılı şefler bu viskoz yapıyı menülerine adapte edebilmek için yarışıyor. Japonya’da üç porsiyonu sadece 100 yene (neredeyse 50-60 sente) satılan ve her market rafında bulunan bu mütevazı paketler, uzun yıllar boyunca yalnızca karın doyuran ucuz bir gıda gözüyle görüldü.

6

Ancak son yıllarda bağırsak mikrobiyotasına sağladığı inanılmaz faydalar ve damar tıkanıklığını önleyen doğal enzim içeriği bilimsel olarak kanıtlanınca işin rengi tamamen değişti. Amerika’dan Avrupa’ya kadar sağlıklı yaşam tutkunları, kokusuna tahammül edemeseler bile sırf vücuttaki mucizevi etkileri için bu yapışkan fasulyeleri tüketmek için kuyruğa giriyor. Ürünün keskin kokusu yüzünden başta Türkler olmak üzere milyonlarca insanın tabağı reddetmesi, Japon üreticileri harekete geçirdi.

7

Asırlık formül ilk kez revize edilerek o ağır koku ve acımsı tattan tamamen arındırılmış özel bir format piyasaya sürüldü. Üreticiler, dokusunu koruyup kokusu sıfırlanan yeni nesil versiyonla dünya pazarlarını fethetmeyi hedeflerken, bu tuhaf yiyeceğin bağımlılık yapan lezzetine alışmak için tüketicilere tek bir tavsiyede bulunuyor: "İlk lokmada kaçmayın, pes etmeden bir şans daha verin!"