Sağlık
Kadın sağlığında erken teşhis uyarısı: Menopoz sonrası kanser belirtisine dikkat!
Menopoz sonrası kanser belirtisine dikkat edilmesi uyarısı yapıldı.
Sağlık
Menopoz sonrası kanser belirtisine dikkat edilmesi uyarısı yapıldı.
Kadın sağlığında erken teşhis ve doğru tedavi hayati önem taşırken menopoz sonrası kanama ve insülin direncinin oluşturabileceği riskler dikkat çekiyor. Prof. Dr. Taylan Şenol, Merve Kantarcı Çulha'ya yaptığı açıklamalarda rahim kanseri riskine karşı önemli uyarılarda bulunurken miyom tedavisinde kullanılan ameliyatsız yöntemlere ilişkin de bilgi verdi.
Kadınlarda sık görülen miyomlar, insülin direnci ve menopoz sonrası yaşanan düzensiz kanamalar, ciddi sağlık sorunlarının habercisi olabiliyor. Özellikle menopoz sonrası ortaya çıkan kanamaların rahim kanseri açısından değerlendirilmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Taylan Şenol, insülin direnci ve obezitenin de endometriyum kanseri riskini artırabildiğine dikkat çekti.
İşte kadın sağlığında ameliyatsız miyom tedevasinden rahim kanserine kadar tüm merak edilenler...
Miyom tedavisinde kesisiz ve rahmi koruyan HIFU (odaklanmış ultrason) yöntemi öne çıkıyor. Her miyom bu işlem için uygun değil. Bir miyomun boyutu, konumu veya yapısı HIFU için uygunluk sınırını nasıl belirliyor; hangi hastalarda cerrahi kaçınılmaz hale geliyor? Öncelikle şunu vurgulamak gerekir, her miyomun tedavi edilmesi gerekmez. Miyom fazla kanamaya neden oluyorsa, bağırsak, mesane gibi çevre dokulara baskı yapacak kadar büyümüşse, gebeliği engelliyorsa tedavi edilmelidir.
Tedavide miyomun çıkarılması veya rahmin alınması gibi cerrahi yöntemler dışında son 20 yıldır uzak doğuda binlerce hastaya uygulanmış HİFU gibi ameliyatsız yöntemler de kullanılabilir. HİFU da 10 cm'ye kadar olan miyomlar tedavi edilebiliyor. Uzak doğuda 20 ye kadar tedavi edilmiş ekstrem hastalar da literatürde mevcut. HİFU ile adenomyozis hastalığı da tedavi edilebiliyor. Bu hastalıkla etkili bir cerrahi yöntem de bulunmamaktadır. Miyomun boyutu kadar su içeriği, hücre yoğunluğu gibi iç özellikleri de HİFU'da önemli. Bu nedenle işlem öncesinde MR çekilmesi gerekiyor. Genel bakıldığında iyi bir değerlendirmeyle neredeyse bütün miyomlara HİFU uygulayabiliriz. Miyomda kanser şüphesi varsa veya çok büyükse cerrahi yöntem uygulanmalıdır.
Ameliyatsız miyom tedavisi geçiren kadınların en büyük beklentisi miyomun tamamen kaybolması veya tekrarlamaması oluyor. HIFU işlemi miyom dokusunda tam olarak nasıl bir değişim sağlıyor ve özellikle ileride gebelik planlayan kadınlar için bu yöntemin avantajları ile iyileşme süreci nasıldır?
HİFU ses dalgalarını odaklayarak o noktada dokuyu eritir. Eriyen doku zamanla damarlar tarafında emilir(abzorbe) olur ve küçülür. HİFU myomu p-90 oranında küçültür ve hastayı rahatsız etmeyecek boyuta indirir. Küçülen miyom bir daha büyümez. Toplumda ki kadınların dörtte birinde miyom olduğu düşünüldüğünde HİFU; şikâyeti olan hastayı, toplumda milyonlarca şikâyeti olmayan küçük miyomlu kadından biri haline getirir. Burada başarıyı yalnızca "Miyom görüntüde tamamen kayboldu mu?" sorusuyla değerlendirmemek gerekir. Asıl önemli olan şikâyetlerin azalması ve yaşam kalitesinin düzelmesidir.
İşlem miyom büyüklüğüne göre 1-2 saat sürer. İşlem sonrasında hasta evine gider ve ertesi gün çalışabilir. Karnında kesi olmaz veya iğne ile karnına girilmez. Tamamen dışarıdan tedavi eder. Sistemi taş kırmaya benzetebiliriz. HİFU gebe kalmak isteyen kadınlarda da uygulanabilir. Sadece miyomu küçültür, rahim dokusuna ve yumurtalıklara etki etmez. Miyom alınması ameliyatı sonrasında sezaryen doğum bir zorunluluktur. HİFU ile miyomu tedavi olan kadın normal doğurabilir. Literatürde çok sayıda yayın mevcuttur.
Genellikle insülin direnci denilince akla sadece kilo ve diyet süreci geliyor. Bir jinekolojik onkoloji uzmanı gözüyle baktığınızda, insülin direncini kırmak ve metabolik dengeyi sağlamak kadın kanserlerinden korunmada veya tedavi başarısında nasıl bir rol oynuyor? İnsülin, kandaki şekerin hücreler tarafından kullanılmasını sağlayan, şekeri hücrenin içine sokan hormondur. İnsülin direncinde hücreler bu hormona yeterli yanıt vermez şekeri kandan almazlar. Vücut da mecburen daha fazla insülin üretir. Yüksek insülin düzeylerinin ani acıkma, yemek sonrası uyuklama, kilo verememe gibi etkileri vardır. Bunların yanında insülin dokuda büyüme hormonu(IGF) gibi çalışır. Etkilediği dokuya devamlı bölün, büyü sinyali gönderir. İşte bu aşırı sinyal hücrenin yolundan çıkmasına neden olabilir.
Polikistik Over Sendromu (PKOS) ve insülin direnci yaşayan kadınlarda en çok endişe edilen konulardan biri de rahim duvarı kalınlaşması ve endometriyum kanseri riski. Bu risk profili hangi aşamada kritik hale geliyor ve hücresel değişim başlamadan nasıl önlem alıyorsunuz?
Kadınların yapacağı hayat tarzı değişiklikleri (diyet, spor, obezite ile mücadele) dışında biz hekimler düzenli kontrollerle rahim kalınlığının ve yumurtalıkların ultrasonla incelenmesini öneriyoruz.
Menopoz sonrası olan her kanama bir kanserin belirtisi olabilir. Bu nedenle arada kanama normaldir dememek gerekir. Riski yüksek kadınlarda hormonlu spiral rahim kanserinden koruyucudur. Rahim ağzı (HPV kaynaklı), rahim içi veya yumurtalık kanseri teşhisi almış ve aynı zamanda insülin direnci olan hastalarda cerrahi veya medikal tedavi planlaması yaparken metabolik süreçleri nasıl entegre ediyorsunuz?