Davacının sorun yaşadığı kişinin şubede müdür olması ile psikolojik taciz eylemlerinin başladığının belirtildiği kararda, "Davacının performansının düşük olduğuna dair davalı tarafından delil sunulmadığı gibi dinlenen tanıklarca da davacının performansının iyi olduğu ifade edilmiştir. Davacının iş sözleşmesinin feshine gerekçe yapılan iletişim sorununun ise müdür tarafından psikolojik taciz uygulanmasının sonucunda diğer takım liderlerinin davacı ile iletişimini kesmiş olmasından kaynaklandığı tanık beyanlarından anlaşılmıştır. Mola hususunda tuvalete bile iki kez üst üste gidildiğinde sorun olduğu, ishal olunmayacağına dair dahi e-posta atıldığı, davacıya mola hususunda uyarı mesajı atıldığı, aynı gün bu mesajdan birkaç saat sonra molaya çıkanları rencide edici sözler ile itham edici e-postaların atıldığı sabittir. Davacının yeri değiştirilerek göz hapsine alındığı, sadece davacının yeri değiştirilerek bu şekilde göz hapsine alınıp mola saatlerinin kontrol edildiğinin tanık beyanları ve e-postalardan anlaşılmıştır. Davacıya karşı rencide edici ve aşağılayıcı tavırda bulunulduğu, mola saatlerinin takip edildiği, davalı tanıklarınca da davacının yıllık izindeyken çalıştığının ve toplantıda söylenenlerin doğrulandığı, küçülme gerekçesi fesih nedeni olarak gösterilse de davacıdan başka aynı gerekçeyle işten çıkartılan olmadığı da sabittir. Tüm bu süreçten davacının sağlığının olumsuz olarak etkilendiğine dair doktor raporlarının sunulmuş olması birlikte değerlendirildiğinde davacının uzun süren rencide edilmesi, dışlanması, yalnızlaştırılması ve şikâyetlerine uzun süre geri dönüş yapılmayıp üzerine bir de iş sözleşmesi feshedilerek cezalandırılması şeklinde neticeye varan psikolojik taciz eylemleri ispat edilmiştir. Davacının manevi tazminata hak kazandığının kabul edildiği, maddi tazminat ve ayrımcılık tazminatı şartlarının ise oluşmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir" denildi.