Ancak önemli bir ayrımı unutmamak gerekiyor: Gastronomide kullanılan yenilebilir bir mantar türünün varlığı, doğada ona benzeyen başka bir mantarın da güvenli olduğu anlamına gelmez.
Mantar zehirlenmelerinin önemli nedenlerinden biri, nesilden nesile aktarılan ancak bilimsel karşılığı bulunmayan inanışlardır.
Hâlâ bazı vatandaşlarımız arasında şu düşüncelerle karşılaşabiliyoruz:
- Böceklerin yediği mantar zehirsizdir.
- Gümüş kaşık mantara değdiğinde kararırsa zehirlidir.
- Zehirli mantarın kokusu kötüdür.
- Rengi güzel olan mantar yenilebilir.
- Zehirli mantar pişirildiğinde zararsız hâle gelir.
- Hayvanların tükettiği mantarlar insanlar için de güvenlidir.
Bunların hiçbiri mantarın yenilebilir olduğunu kanıtlamaz.
Özellikle altını çizmek gerekiyor: Bazı mantarların içerdiği toksinler yüksek sıcaklığa dayanıklıdır. Dolayısıyla kaynatmak, kızartmak, kurutmak veya turşu yapmak zehirli bir mantarı güvenli hâle getirmez.
MANTAR ZEHİRLENMESİNDE ZAMAN HAYATİ ÖNEM TAŞIYOR
Mantar tüketiminin ardından bulantı, kusma, karın ağrısı ve ishal gibi belirtiler görülebilir. Bazı zehirli türlerde belirtiler erken başlarken, özellikle ağır karaciğer hasarına neden olabilen türlerde belirtilerin ortaya çıkması gecikebilir.
Bu nedenle mantar tüketiminden sonra kişinin kendisini iyi hissetmesi güvenli olduğu anlamına gelmez. Şüpheli mantar tüketimi söz konusu olduğunda belirtileri beklemeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Ulusal Zehir Danışma Merkezi'nin 114 numaralı hattından da bilgi alınabilir. Ağır belirtilerde 112 Acil Çağrı Merkezi aranmalıdır.
DOĞADAN MANTAR TOPLAYAN VATANDAŞLARIMIZA ÖNEMLİ UYARILAR
- Türünü kesin olarak tanımadığınız yabani mantarı tüketmeyin.
- Sadece fotoğrafa veya internet üzerindeki benzerliklere bakarak mantar teşhisi yapmayın.
- Tanımadığınız mantarları çocukların ulaşabileceği alanlarda bırakmayın.
- Türünden emin olmadığınız mantarları başkalarına ikram etmeyin veya satışa sunmayın.
- Mantar zehirlenmesinde evde tedavi yöntemlerine başvurmayın.
- Güvenilir kaynaklardan temin edilen, etiketli ve kontrollü üretim mantarlarını tercih edin.
Unutulmamalıdır ki mantarın yenilebilir olup olmadığı yalnızca görünüşüne, rengine, kokusuna veya pişirme yöntemine bakılarak belirlenemez.
Gastronomi yalnızca lezzet üretmek değildir. Bir ürünün kaynağını tanımak, güvenilirliğini değerlendirmek, doğru koşullarda muhafaza etmek ve tüketiciye sağlıklı biçimde sunmak da bu mesleğin sorumlulukları arasındadır.
Anadolu'nun doğadan gelen mantar kültürü korunmalı, yöresel değerler yaşatılmalı ve bu zenginlik gelecek nesillere aktarılmalıdır. Ancak bunu yaparken insan sağlığını ikinci plana atamayız.
Doğal ürünlere olan ilginin arttığı günümüzde tüketicilerin bilinçlendirilmesi, yerel yönetimlerin, ilgili kurumların, gıda uzmanlarının ve gastronomi profesyonellerinin ortak sorumluluğudur.
Çünkü bir ürünün doğal olması, her koşulda güvenli olduğu anlamına gelmez.
SON SÖZ: BİR MANTARIN LEZZETİ, İNSAN HAYATINDAN DAHA DEĞERLİ DEĞİLDİR!
Dağlardan sofralarımıza uzanan her ürünün bir hikâyesi vardır. Mantarlar da bu hikâyenin en özel parçalarından biridir.
Ancak doğanın sunduğu nimetlerden yararlanırken bilgiyle hareket etmek zorundayız. Yıllardır sürdürülen geleneksel alışkanlıkları korumak kadar, bu alışkanlıkların güvenli biçimde devam etmesini sağlamak da önemlidir.
Bir mantarı tanımadan toplamak, küçük bir dikkatsizlik gibi görülebilir. Oysa bazen bu dikkatsizlik, geri dönüşü olmayan sonuçlara neden olabilir.
Doğayı sevelim, geleneklerimizi yaşatalım, yerel lezzetlerimizi koruyalım. Ama sağlığımızı hiçbir zaman riske atmayalım. Çünkü sofralarımızda aradığımız lezzet, önce güvenle başlamalıdır.Kaynak: pusulahaber