AKİT MENÜ

Hayat-Aktüel

Hızır Ali Muradoğlu kimdir? Hızır Ali Muradoğlu nerelidir? Hızır Ali Muradoğlu hayatı, biyografisi

Nakşibendi Tarikatının Halidiye kolunun İsmailağa Cemaati lideri Mahmud Efendi Hazretlerinin damadı ve tilmizi, ilmi ve örnek şahsiyetiyle gönülerde taht kurmuş olan şehit Hızır Ali Muradoğlu Hocanın vefat yıldönümü nedeniyle Hızır Ali Muradoğlu’nun kim olduğu merak ediliyor. Peki Hızır Ali Muradoğlu kimdir? Hızır Ali Muradoğlu nerelidir? Hızır Ali Muradoğlu hayatı, biyografisi.

3

Hızır Ali Muradoğlu Hoca Efendi (Rahmetullâhi Aleyh) İsmailağa Camii’nde gerçekleşen bir saldırı sonucu şehîd edilmişti. Vefâtının sene-i devriyesi olan 17 Mayıs günü vesilesiyle kendisini hayırla ve minnetle yâd ediyoruz.

4

Hızır Ali Muradoğlu kimdir? Hızır Ali Muradoğlu hoca efendi (Rahmetullâhi Aleyh) 1942 senesinde Rize’de doğdu. Babası, balıkçılıkla uğraşan Yakub Efendi (v. 1972), annesi ise Hamdiye hanım efendidir (v.1999). Şehîd Hızır Efendi (Rahmetullâhi Aleyh) hocamıza ‘Hızır’ ismi, ailenin karşılaştığı ilginç bir olay üzerine verilmiştir.

5

Anlatıldığına göre; Şehîd Hızır hocamızın doğduğu sene bölge halkı ciddî şekilde yokluk çekmektedir. Ramazân-ı Şerîf ayının yakın olması, geçim sıkıntısı çekmekte olan Yakub Efendiyi tedirgin eder. Ramazân-ı Şerîf ayının ilk gecesi, hiç hesapta olmayan bir şekilde bölgenin hayırseverlerinden biri kendilerine uzun bir müddet yetecek kadar erzak yardımında bulunur.

6

Bu hâdisenin gerçekleşmesinin üzerinden birkaç gün geçtikten sonra dünyaya gelen bebeğe aile, bu yardım vesilesiyle ‘Hızır’ ismini verirler. Hızır Efendi (Rahmetullâhi Aleyh)in hassasiyetleri küçük yaşlarında arkadaşları arasında fark edilir. Akranları arasında edebi ve hayâsıyla temâyüz eder ve kendisine ‘molla’ diye hitap etmeye başlarlar.

7

Onun bu hassasiyetlerinde hiç şüphesiz ailesinin de büyük bir payı vardır. Balıkçılıkla uğraşan ve çevrede mertliği ve cömertliğiyle tanınan babası, namazlarını aksatmayan ve çocuklarını yaz aylarında Kur’ân öğrenmeleri için kursa gönderen biridir. Hızır Efendi (Rahmetullâhi Aleyh) kursa başladığı ilk günlerden itibaren mahalledeki cami imamının dikkatini çeker ve İmam Efendi kendisiyle yakından ilgilenir.

8

Hızır Efendi (Rahmetullâhi Aleyh)in tefekkür ufku çocuk yaşlarda dahi son derece yüksekti. Annesinin kendisini yıkamak için hazırladığı suya dokunduğunda: “Anneciğim cehennem de böyle sıcak mı olacak?” şeklindeki suali, onun gelecekteki fikrî derinliğine de bir işaretti.

9

Tertip ve düzen konusundaki hassasiyeti kendisini, okul hayatında da başarıya götürdü. İlkokul, Ortaokul ve Lise eğitimini Rize’de başarıyla tamamladıktan sonra Tıp Fakültesinden mezun bir doktor olabilmesi için ailesi tarafından İstanbul’a gönderildi. O dönem fakültelerin merkezi sınav sistemiyle değil de, kendi sınavlarıyla öğrenci kaydettikleri dönemdi ve Hızır Efendi (Rahmetullâhi Aleyh) bindiği otobüsün arızalanması sebebiyle Tıp Fakültesinin imtihanına katılamadığından Edebiyat Fakültesine yönelip ve bu fakültenin Arapça-Farsça bölümüne kaydoldu.

10

Mahmud Efendi Hazretlerimizle Tanışıp Tekkeye Yönelmesi. Edebiyat Fakültesi öğrencisi olan Hızır Efendi (Rahmetullâhi Aleyh) Küçükmustafapaşa’da ikamet etmekte ve namazlarını Gül Camii’nde kılmaktadır. O dönem Gül Camii’nde ‘İmâm-ı Âzam’ unvanıyla bilinen Nuri Erkan hoca efendi imamlık yapmaktadır.

11

Hızır Efendi (Rahmetullâhi Aleyh) bir gün Nuri Erkan hoca efendiye kendisinden Arapça öğrenmek istediğini söyleyince Nuri Erkan hoca efendi bu teklifi, onun da kendisine okul derslerinde yardımcı olması şartıyla kabul eder. Hızır Efendi (Rahmetullâhi Aleyh)in müstakbel şeyhi ve kayınpederi Mahmud Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimizle tanışması da merhûm Nuri Erkan hoca efendi vasıtasıyla gerçekleşir.

12

Halk arasında meşhur olan: “Sabah namazını kırk gün Fatih Camii’nde kılan Hazreti Hızır (Aleyhisselâm)ı görür” sözündeki müjdeye bağlı olarak kırk sabah Fatih Camii cemaatine devam eden Hızır Efendi (Rahmetullâhi Aleyh)in omzuna kırkıncı sabah birisi dokunur ve: “Aradığın Hızır, İsmailağa Camii’ndedir” dedikten sonra uzaklaşarak kaybolur. Bu hâdisenin ardından Hızır Efendi (Rahmetullâhi Aleyh) artık varması gereken adresten emin olur ve Mahmud Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimize intisâb eder.

13

Hızır Efendi (Rahmetullâhi Aleyh) Mahmud Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimizin rahle-i tedrîsinde İslâmî ilimler eğitimine devam ederken ilim yolunda ilerlediği gibi seyr-i sülûk yolunda da kısa sürede çok mesafe kat eder. Tarîkat-ı Aliyye’de ilerleyiş, zamanla doğru orantılı değil, edeb ve erkâna riâyet, samimiyet ve en mühimi de teslimiyete göredir. Dolayısıyla bir sâlik, dînî mükellefiyetlerini yerine getirip sünnet-i seniyyeye sıkıca bağlanarak tarîkat edeb ve erkânına riayet ettiği oranda çok mesafe kat eder. Hızır Efendi (Rahmetullâhi Aleyh) de bunda muvaffak olanlardandır.

14

Hızır Efendi (Rahmetullâhi Aleyh) 1968 senesinde 26 yaşındayken Mahmud Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimizin merhûme kerîmesi Fatma hanımla nikâhlanır ve bu evlilikten Ali Haydar ve Âişe isminde iki evlat dünyaya gelir.

15

Tedris faaliyetleri ve Mahmud Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimizin talimatları doğrultusunda tarîkat hizmetlerini de sürdürmekte olan Hızır Efendi (Rahmetullâhi Aleyh), 1991 senesinde Çukurbostan Camii’nde imamlık vazifesine başladı. Mahmud Efendi (Kuddise Sirruhû) Hazretlerimizin bulunmadığı zamanlarda ya da sâir sebeplerle sohbetlerini gerçekleştiremediği günlerde ona vekâletle sohbetleri sürdürdü.