AKİT MENÜ

Medya

Ali İhsan Karahasanoğlu geçmiş 25 Haziranlardaki gazete manşetlerini yorumladı

Yeni Akit Gazetesi Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Ali İhsan Karahasanoğlu, geçmiş 25 Haziran gazete manşetlerini yorumladı. Cumhuriyet’in Gezi sürecinde attığı attığı, “Destanın adı dehşet” başlığını değerlendiren Karahasanoğlu, “13 yaşındaki çocuğu, binlerce insanın bulunduğu illegal gösteriye getirip bırakanların sorumluluğunu tartışmayıp, o çocukların eline sapan verip, polise taş attıranlar, o çocukların gözaltına alınmasını sorguluyorlar.. Bugün niye kimsenin 13 yaşındaki çocuğu gözaltına alınmıyor? İktidar aynı iktidar. Bunu bile düşünemiyorlar..Demek ki, o gün sokakta 13 yaşındaki çocuk üzerinden yapılmak istenilen bir oyun varmış. Bunu hala anlayamadınız mı, geziciler?” dedi.

1

Yeni Akit Gazetesi Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Ali İhsan Karahasanoğlu, geçmiş 25 Haziran gazete manşetlerini yorumladı. Cumhuriyet’in Gezi sürecinde attığı attığı, “Destanın adı dehşet” başlığını değerlendiren Karahasanoğlu, “13 yaşındaki çocuğu, binlerce insanın bulunduğu illegal gösteriye getirip bırakanların sorumluluğunu tartışmayıp, o çocukların eline sapan verip, polise taş attıranlar, o çocukların gözaltına alınmasını sorguluyorlar.. Bugün niye kimsenin 13 yaşındaki çocuğu gözaltına alınmıyor? İktidar aynı iktidar. Bunu bile düşünemiyorlar..Demek ki, o gün sokakta 13 yaşındaki çocuk üzerinden yapılmak istenilen bir oyun varmış. Bunu hala anlayamadınız mı, geziciler?” dedi.

2

Taraf, 25 Haziran 2013. “Kahraman polis destan yazıyor.” Gezi isyanı sırasında yaşanan polis araçlarının ters çevrildiği, belediye otobüslerinin kullanılmaz hale getirildiğinin fotoğraflarını yayınlayamayan FETÖ'cü Taraf'a sormak lazım: "Orada 3 kişi var, hepsi polis tarafından yakalanmış, neden birini kenara ayırıp 2 tanesini dövmüşler? Peki bu emri kimden almışlar? Acaba soru çalarak memuriyete giren ya da iftirayla adam tasfiye edip teşkilatta yükselen FETÖ’cülerin bu meselelerle var mıydı, yok muydu?" "Sayıştay'dan da gizlendi" başlığı altında da, 90 yıllık vergi sisteminde binlerce defa tekrarlanan işlemler, ilk defa uygulanıyormuş gibi rüzgar estiriliyor.. Bilmeyenlere söyleyelim, Maliye şirketleri denetler, yanlışlarını tespit eder, sonra da uzlaşma hakkı verir.. Maliye, şirkete kıyak çekmek istiyorsa, denetlerken yanlışını görmezden gelir, uzlaşmaya da gerek kalmaz. AK parti iktidarında, devasa holdinglerin bile yanlışları tespit edilip, ihbarnameler yollanmış, sonuçta vergiler uzlaşma ile büyük oranda alınmış, cezalardan vazfeçilmiş.. Ama o paralar devletin kasasına gireceğine, şantaj yaparak Pensilvanya'ya götürmek isteyenler FETÖ'cüler, böyle uydurma haberlerle, karalamayı tercih etmişler..

3

Cumhuriyet, 25 Haziran 2013. "Destanın adı dehşet." 13 yaşındaki çocuğu, binlerce insanın bulunduğu illegal gösteriye getirip bırakanların sorumluluğunu tartışmayıp, o çocukların eline sapan verip, polise taş attıranlar, o çocukların gözaltına alınmasını sorguluyorlar.. Bugün niye kimsenin 13 yaşındaki çocuğu gözaltına alınmıyor? İktidar aynı iktidar. Bunu bile düşünemiyorlar..Demek ki, o gün sokakta 13 yaşındaki çocuk üzerinden yapılmak istenilen bir oyun varmış. Bunu hala anlayamadınız mı, geziciler? “Öğrencilere 112 yıl” başlığı ile de, terör örgütlerinin klasik tarzı deşifre oluyor: Önce kandırıp yanlarına katar, varlıklarını kullanırlar, sonra ateşe atıp arkalarından ağıt yakar, edebiyatını yaparlar... Hadi onlar belki karaktersiz bir tutarlılık içindeler, ya bu Cumhuriyet? İşlerine gelince PKK propagandası yapacak kadar ikiyüzlüler bunlar...

4

Sözcü, 25 Haziran 2013. “Polisin kapsülü gözünü kör etti.” Biz merak ettik, “Nerededir, ne haldedir” diye, Vedat Oğuz’u, Gezi eylemlerinde polise karşı yürütüp gözünden edenler, bir sene sonra bu sefer vatanını seven Kürtlere karşı yürütüp, 54 kişiyi canından etmiş ama Vedat Oğuz’un adını anan olmamış o günden sonra... Gidip sorsak, kendisini kullanıp, şimdi sahipsiz bırakanlar hakkında ne düşünüyordur acaba?

5

Zaman, 25 Haziran 2014. “Bu talimatı veren de uygulayan da suç işler.” FETÖ'nün örgüt yapısı deşifre edilip, soruşturmalar başladığında, Yargıtay eski savcısı Ahmet Gündel, Saadet Partisi o zamanki genel başkanı Mustafa Kamalak, şimdilerde İyi Parti ile işbirliği yapan İrfan Sönmez ve Yeni Asya'nın bugünkü genel yayın yönetmeni Kazım Güleçyüz, devlete böyle başkaldırmışlar.. Tanıyın bu adamları ve bugün ettikleri diğer muhalefet söylemlerini de, dün FETÖ'ye sahip çıkan bu söyledikleri ile değerlendirin..

6

Cumhuriyet, 25 Haziran 2014. “Yüzlerce TIR silah taşıdı.” Sonra hızlarını alamadılar, o silahların IŞİD’e gittiği yalanını da söylediler... Bu iş için işbirliği yaptıkları FETÖ, ele geçirmeye çalıştığı MİT’i de kattı olaya, uyanamadılar... Kılıçdaroğlu’nun bu işle memur kıldığı Enis Berberoğlu böyle böyle casusluğa kadar uzattı işi... Şimdi IŞİD, Türkiye tarafından bitirildiğinde, utanıp da "Özür dileriz, kendi ülkemize iftira etmişiz" diyemediler.. ABD'nin PYD'ye o bölgede verdiği onbinlerce TIR'lık silaha tek kelime etmediler, Türkiye'deki seçilmiş hükümeti, Suriye'ye gönderdiği insani yardım üzerinden devirmeye kalktılar.. Aynı gazete nüshasında, Cumhurbaşkanlığı seçimine bir ay kala, ahlaksızca "Kürt seçmene 'rüşvet' paketi" verildiğini idda ettiler. Oysa Selahattin Demirtaş, Erdoğan'a yönelik olarak "Seni başkan seçtirmeyeceğiz, seni başkan seçtirmeyeceğiz" diye bağırmış ve kendisi aday olup, bahsedilen kesimden de oyları toplamıştı.. Cumhuriyet'in bu iftirası da, elinde patlamıştı.

8

Sözcü, 25 Haziran 2014. “Yalan makinesine bağlasan 24 saat öter.” Adına “Çarkçı Kemal” diye kitap yazılmış, Erdoğan’a rahat rahat iftira atsın diye partisinin milletvekillerinin maaşından “Erdoğan’a tazminat fonu” oluşturulmuş Kemal Kılıçdaroğlu böyle söylemiş... Güler misiniz, ağlar mısınız? Sözcü karikatürde de, 2014 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci tura kalacağı algısı oluturmaya çalışmış. Erdoğan, ilk turda kazandı, ama bunlarda utanma olmadığı için, yıllardır aynı yalanları söylemeyi utanmadan sürdürüyorlar.

9

Sözcü, 25 Haziran 2015. “Atatürk’ün kurduğu bu Cumhuriyet’in değerini bilin!” Madem “dil, din, ırk, görüş ayrımı olmadan herkesin her mevkiye gelebileceğini, ülke yönetiminde yer alabileceğini” sağlayan “Atatürk’ün kurduğu cumhuriyet”ti, niye yıllar yılı bu ülke insanını başındaki örtü, sakalı, namazı yüzünden okulundan, işinden ettiniz? "Atatürk Türkiyesinde izin vermeyiz" dediniz, başörtülüleri üniversiteye bile almadınız.. Milletvekiline yemin ettirmediniz. Millet söke söke, başörtülü insanları tekrar milletvekili yapınca da, "Atatürk'ün sayesinde" diyerek, yalan söylediniz! İşte Sözcü'nün riyakarlık belgesi!

10

Cumhuriyet, 25 Haziran 2016. “Adliyede tilavet.” Cumhuriyet’in derdine bak... Ne imiş? Çağlayan Adliyesi'ndeki mescidde Kuran okunmuş.. Aynı adliyede Savcı Mehmet Selim Kiraz’ı öldüren DHKPC'lilerden bile bu kadar rahatsız olmadı bunlar... Öyle ki, o ellerinde silah olan, savcıyı rehin alan teröristlerle görüşüp, "Mecbur bırakıldılar" diye ahlaksızca manşet bile attılar..